19. yy. ortalarında psikoloji, Almanya'da bağımsız bir bilim dalı
olarak ortaya çıktığında, normal ve yetişkin insanın bilincini
oluşturan ögelerin inceleme görevini üstlenmişti. Duyular yerine
duyum, düşünceler yerine düşünce, imgeler yerine imgelem
inceleme konusuydu. Bazı bilim adamları, bu yaklaşıma karşı
çıkmış ve parçalara ayırarak incelemenin, bilinçli yaşantının
özünü ve bütünlüğünü bozduğunu öne sürmüştü. Bir diğer
grup ise, içsel dünyanın çok gizli ve öznel olduğunu bilim
yöntemiyle anlaşılmasının imkânsızlığını ve psikolojinin bir
davranım olarak kalması gereğini savunmaktaydı. Freud, bu
çelişkiye farklı açıdan yaklaşmıştır. Freud, ruhsal yapıyı bir buz
dağına, buz dağının suyun üzerinde kalan küçük bölümünü
bilinç bölgesine, suyun altında kalan küçük bölümünü bilinç
dışı bölgesine benzetmiştir. Freud'a göre istekler, bastırılmış
olana yön vermektedir. Freud, yalnızca bilinci çözümlemeye
yönelik psikoloji yaklaşımının, güdülerin anlaşılabilmesinde ye-
terli olamayacağı gerçeğini de ortaya koyuyordu. Psikanalizin,
ilkelerinin ve yapısının yerleşmesi bu şekilde olmuştur.
23. Bu parçadan hareketle,
I. Bilinçaltının incelenmesinde, ilkin ortak bir yöntem
benimsenmemiştir.
II. Freud, sağlıklı zevk peşinde koşan ve
ceza verici özelliği olan "superego”yu kontrol altına
aldığını düşünmektedir.
III. Psikanaliz yönteminin yalnızca normal ve yetişkin ın-
sanları incelemesi, tedavi yöntemlerinin gecikmesine
neden olmuştur.
yargılarından hangilerine ulaşılamaz?
Şiir, özgürlük ister. Özgürlüğün olmadığı yerde tutucu, ne dediği
belli olmayan bir şiir ortaya çıkar. Şair, ödülü konuşabildiği gibi
dikine de konuşabilmelidir. Bunu sağlayan iki şey vardır: öz-
gürlük ortamı ve şairin cesareti. Bu ikisi bir araya geldiğinde
şiirde büyük aşamalara tanıklık edilir. Öte yandan, şair, bas-
kı dönemlerinde de cesurca konuşur. Namık Kemal, Tevfik
Fikret, Nazım Hikmet, Attila İlhan, Ahmed Arif, Ataol Behra-
moğlu, Ahmet Erhan gibi şairler bu çizgidedir. Cumhuriyet'in
ilk döneminde ve sonrasında da çeşitli anlayışlardan şairler;
özgürlük adına konuşmuşlar, zorluklara göğüs gererek şiirin
ve Türkçenin onurunu yaşatmışlardır. Kimi, şiirin ayağa düşü-
rülmeyip özerkliğinin sağlanmasında, kimisi de şiirin ve dilin
halkla bağının güçlenmesinde rol üstlenmiştir. Bu dilin ve şiirin
arkasında binlerce yıllık bir geçmiş var, kolay değil bu dille ve
bu şiirle mücadele etmek.
25. Bu parçaya göre "şiirin ve Türkçenin onurunu yaşatmak”
aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
A)
B)
C)
D)
E)
Geleneği yok saymadan kendi tarzını özgürce oluşturmaya
Özgürlükten taviz vermeden tüm sıkıntıların üzerine
cesaretle gitmeye
Korkusuzca hareket ederek hiçbir akımın baskısı altında
kalmamaya
Geleceğe kalma kaygısıyla sanatsal bir dil oluşturma amacı
taşımaya
Baskılardan yılmadan özgün yapıtlar ortaya koymak için
çaba göstermeye
A) Yalnız I
D) iveli
B) Yalnız II
C) Yalnız III
E) ve III
24. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerin hangisine kesin
olarak ulaşılabilir?
A) Psikanalizin temellerinin atılmasında, Freud'un bilinci
çözümleme yöntemlerinin etkisi vardır.
B) Psikologlar, bireyi bir bütün olarak incelemenin gerekliliğini
ortak bir görüş olarak sunmuştur.
C) İnsan incelenirken içgüdülerin etkisi göz ardı edilmiştir.
D) Psikoloji bilimi yalnızca Almanya'da gelişim göstermiştir.
E) İnsan davranışlarına yön veren güdüler tam olarak
anlaşılamamıştır.
27
26, Bu parçaya göre "kolay olmayan durum" aşağıdakilerden
hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Şiir uğruna uğraş veren şairlerin isyankâr tutumlarını her
durumda devam ettirmek
Özgürlük ortamı oluşturmak için özgün ve çağdaş metinler
ortaya koymak
Binlerce yıllık şiir geleneğinin kurallarını modernleştirmeye
çalışmak
Özerk bir alanı olan şiirin bütün kurallarını yıkmak için
mücadele etmek
Köklü bir şiir geleneğinin dışına çıkmak için çaba göstermek