16. yüzyılın ünlü şeyhülislamlarından Ebu-
sund Efendi İle Birgili Mehmet Efendi'nin
fetvaları ile tıp bilimi gereksiz bilimlerden
sayılarak medreselerin eğitim programın-
dan çıkarılır, Oysa Batıda Sina'nın 11.
yüzyılda yazdığı El—Kanun fi't—Tıp (Tpta
Kanun) adlı eseri 17. yy. a kadar kaynak
kitap olarak kullanılmıştır.
Atatürk kurduğu cumhuriyetle, aklı ve bi-
limi yol gösterici olarak benimseyen nu-
dern toplumun temellerini atmıştır. Cum-
huriyet'in ilkeleri arasındaki laiklik dini
İnsanların vicdanlanndaki yerinde korur-
keri, devlet ve dünya işlerinin çağın gerek-
lerine göre yürütülmesini sağlar ve diğer
tüm İlkelerin temelinde yer alır.
Atatürk dini çıkarlarına alet edip toplumu
yönetenlerle sürekli mücadele etmiştir.
Bu konudaki düşüncelerini şöyle açıklar:
ThX-en maddi m,aıfaat temin iğ-
rerW kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete kar-
şıyız ve buna müsaaĞ etmiyoruz. Bu gibi
din ticareti yapan İnsanlar, saf ve masum
halkımızı aldatmışlardır. Bizim ve sizlerin
asıl mücadele ed%eğimiz ve ettiğimiz bu
kimselerdir.-
Laiklikte niçin ısrar ettiğini de şu sözlerle
belirtmiştir. "Laiklik ısrar edi-
yoruz. Çünkü milli iradenin, insanhğa mal
Olmuş değerlerin beki de en mukaddesi
olan din hürriyeti ancak laiklik prensibine
bağlanmakla korunabthr. "
Kur'an'da iman kulusunu bir irade ve
hürriyet sorunu olarak kabul etmiş ve bu
konuda her türlü baskıyı şiddet-
le reddetmiştir. Kur'an, bu dünyada her
türlü inancı hürriyetler ve hukuk açısından
birbirine eşit saymış, İnanmayı bir vicdan
sorunu olarak
Bu ayetlerden bazıları şunlardır:
"Rab'bin dileseydi, yeryüzünde bulu-
nanlann hepsi iman ederdi; hal bör
le iken (şimdi ser, Rab'bine rağmen)
yine de iman etmeleri için insanlara
baskl mı uygulayacaksın?"
(Yunus sun, 99.ayet)
"De ki; Gerçek Rab'biniz dedir. O hal-
de kim dilerse iman etsin, kim dilerse
inkar etsin."
(Kehf sur, 29. ayet)
Ve yine Kuran'da Hz. Muhammed teb-
'iğ görevini yaparken farklı surelerde;
• "sen ancak öğüt verirsin"
(Gâşiye sur, , 21 ayet)
onlara karşı baskıcı (cebbar)..,
(Kâf Sur. , 45. ayet)
• onlar üzerine (imanda) zorlayıcı
(?) değilsin" (Gâşiye sur. 22. ayet)
denilerek inanmada zorlamanın olma-
dığı belirtilmektedir.