15. - 17. YÜZYIL FELSEFESİ
6.
7.
Test - 10
17. yüzyıl felsefesi her şeyden Önce, yeni bir tarih felsefesinin
ya da en azından yepyeni bir tarih duygusunun egemen 01-
düğü bir felsefedir. O, dünyaya ve insana bu yeni bakışın bir
sonucu olarak, insanı, eyleminin ve bu arada tarihin öznesi
kılan yeni ve seküler bir tarih felsefesi geliştirir. Yaratıcı ve
özgür inşan, bundan böyle kendi kurduğu ve yapıcısı olduğu
için de anlamı kendisine kapalı olmayan bir tarihin öznesidir.
Bu açıklamaya göre 17. yüzyıl felsefesi ile ilgili aşağıda-
kilerden hangisine ulaşılamaz?
8.
9.
10.
Bedenin herhangi bir organına, örneğin parmağa, yer kapla-
yan ama düşünemeyen maddeye batırılan bir iğnenin etkisini
yer kaplamayan varlık yani ruh duymaktadır. Öte yandan
ruhta meydana gelen bir olay, örneğin korku da bedenin bir
organın ömeğin yüzün sararmasına, kalbin hızla atmasına
sebep olmaktadır.
Bu görüşleriyle ruh ve bedeni iki ayrı töz olarak ele alan
ve bu tözlerin etkileşim halinde olduğunu ortaya koyan
düşünür aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Felsefenin merkezinde inşan vardır.
Kendinden öncesini yadsıyan bir bakış açısı geliştirir.
İlk Çağ felsefesinin bir açılımı olarak ortaya çıkar.
İnsanın bağımsız düşünme çabası kendini hissettirir.
Felsefi düşüncenin öznesi insanın kendisidir.
A) Hegel
B) Aristoteles
D) Descartes
C) La Mettrie
E) T. Hobbes
"Doğal yaşamda özgürlük, insana canının istediği her şeyi
yapmak hakkını vermektedir. Ancak bu hak, insanları bencil
doğaları gereği bir biriyle savaşa sürüklemektedir. Savaş hali
insanları güvensiz bir ortama itmektedir. Çünkü güvenliği
sağlayacak bir otorite, güç, ortada yoktur. İşte insanlar savaş
halinden barış ortamına geçmek için sınırsız güç kullanma
yetkilerini bir kişiye devretmek üzere sözleşirler. Bu sözleş-
meyle güç verilen kişi yasalar koyarak güvenli bir ortam tesis
edecektir. Herkes bu iradeye koşulsuz boyun eğecektir.
Parçada görüşlerine yer verilen filozof aşağıdakilerden
17. yüzyıl felsefesi düşüncede de yepyeni ve beyaz bir sayfa
açarak, geçmişi inkâr edecek, geleneği yok sayacak şekilde
bir "tabula rasa"dan başlayan, özne temelli bir felsefedir.
Bu dönem felsefesi, Orta Çağ felsefesinin özellikle Skolastik
dönemde üniversitelerde, teoloji fakültelerinde icra edilen,
otorite temelli, dini geleneğe bağlı, ilahiyatın hizmetine girmiş
kolektif bir felsefe olduğu yerde, geleneğe ve otoriteye karşı bir
başkaldırıyı, kolektivizme karşı bir protestoyu, düşünce, duy-
gu ve eylem yönünden mutlak ve kesin bir özgürlük talebini
dile getirip somutlaştırır. Orta Çağ filozoflarının üniversitede
kullanılan standart metinler kaleme aldıklan, Aristoteles'ten
kalan eserler ve de kutsal metinler üzerine şerhler yazdıkları
yerde, Kant öncesi modem filozoflar kendi özgür ve yaratıcı
düşüncelerini akademik öğretim dilinden tamamen uzak bir
üslupla kaleme almışlardır.
Bu açıklamaya göre 17. yüzyıl felsefesi ile ilgili aşağıda-
kilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Kendinden öncesine bir reddedişi temsil eder.
B) Orta Çağ felsefesinden farklı olarak Otoriteleri reddeder.
C) Bağımsız düşüncenin izleri düşüncenin her alanında
görülür.
D) Kendinden sonraki bütün düşüncelerin kaynağını oluş-
turur.
E) Özne olarak kutsalları değil insanın kendisini temel alır.
hangisidir?
A) Platon
B) Hobbes
D) Farabi
C) J. J. Rouseau
E) Aristoteles
Bir kâğıt üzerine bir sözcük yazdığımızı düşünelim: Bu yazı
gerçi bu sözcüğün ya da onun taşıdığı düşüncenin bir etkisidir;
ama yazının, "nedeni" ile yani düşünce ile hiçbir benzerliği
yoktur, dolayısıyla "yazı"yı "düşünce"nin kopyası sayamayız.
İşte bunun gibi, duyumlarımızı da nesnelerin yansıları (kopya-
Jan) saymağa hakkımız yoktur. Duyumlar, yalnız, nesnelerin
üzerimizdeki etkileridir; bizim duyumladığımız nesnelere
yüklediğimiz her bir nitelik, ancak, nesnenin bizde belli bir
etki, yani zihnimizde belli bir tasarım yaratmak yeteneğidir.
Locke'un bu açıklamasına dayanarak aşağıdakilerden
hangisine ulaşılabilir?
A) insan varlıklara yüklediği anlam kadar bilgi sahibi olur.
B) Duyumun gerçekliğinden her zaman kuşku duyulmalıdır.
C) İnşan akla dayalı bilgilere güven duyabilir.
D) Hiçbir duyum gerçeği olduğu gibi karşılamaz.
E) Bilmek her zaman egemen olmak anlamına gelmez.
28