Örnek Soruyu Değiştir

Yumuşama Dönemi'nde Türk Dış Politikasının Diğer Meseleleri Türk-Yunan İlişkileri 1960-1980 arasındaki Türk-Yunan münasebetlerini, 1974 Öncesi ve 1974 sonrası diye İki kısımda ele almak gerekir. 1974 Öncesin- deki münasebetler neredeyse tamamen Kıbrıs Meselesi etrafın- da şekillenmiş ve Batı Trakya Türkleri, Ege adalarının silahlan- dırılması gibi meseleler daha geri planda kalmıtır. 1974 sonrası Türk-Yunan münasebetlerinin meseleleri Kıbrıs'tan uzaklaşmış ve esas itibarıyla Ege Denizi üzerinde yoğunlaşmıştır. 1. Ege Adaları Meselesi Yunanistan'ın II.Dünya Savaşı'ndan sonra Ege'de bulunan tüm adalara sahip olup, Ege Denizi'ne tamamen hâkim olmak iste- mesi sonucu bu sorun ortaya çıkmıştır. 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nda Tav- şan Adası, Bozcaada, Gökçeada Türkiye'ye bırakılırken İtal- ya'nın sahip olduğu Meis ve On İki Ada dışında kalan diğer ada- lar Yunanistan'a bırakılmıştı. II. Dünya Savaşı sonunda İtalya imzaladığı Paris Antlaşması'yla Meis ve On İki Ada'yı Yunanistan'a vermiştir. (1947) Böylece Ege Denizi'nde bulunan Bozcaada ve Gökçeada dışındaki adalar Yu- nanİştaNa bağlanmıştır. hürkiye ile Yunanistan arasmda kıta sahanlığı meselesinin başlaması: Türk hükûmeti 1973 yılında Ege'nin açık deniz sularında, "Türki- ye'nin kıta sahanlığında bulunan" sahalarda, Semadİrek, Lim- ni, Midilli, Aghios, Sakız adalarının arasında ve bu adaların kara- sularının dışında kalan 27 bölgede, petrol araması yapmak üze- re, Türkiye petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) arama ruhsa- tl vermiştir. Yunan Hükûmeti 7 Şubat 1974'de Türk Hükûmeti- ne verdiği notada, söz konusu ruhsatın Yunan kıta sahanlığına girmesi dolayısıyla geçersiz olduğunu bildirmiş, böylece iki taraf arasında kıta sahanlığı meselesi başlamıştır. Meselenin Gelişimi Gökçeada Yunanistan 1963 Kıbrıs bunalımından itibaren Ege Denizi'nde Türkiye kıyılarına yakın adalarla birlikte İtalya'dan aldığı Meis ve On İki Ada'yı Lozan Antlaş- ması'na aykırı olarak gizlice silahlandırmaya başla- mıştır. Yunanistan Türkiye'nin verdiği notalara rağ- men 1974 yılından sonra açık bir şekilde adaları si- lahlandırmaya devam etmiş, adaları NATO tatbikat- lan içine aldırtarak silahlanma faaliyetlerini, meş- rulaştırmak istemiştir. Özellikle Limni Adası'nın bu rda kullanılmasını NATO'dan istemesine Türkiye tepki göstermiş ve Limni'nin statüsünün değiştirilemeyeceğini belirtmiştir. 2. Kıta Sahanlığı Sorunu 1975 1975 1976 1976 Yapılan ikili görüşmelerde anlaşmazlığın Uluslararası Adalet Divanında görüşülmesi konuşunda prensip an- laşmasına varılmış ancak iki ülke hukukçularının yaptığı toplantıdan sonuç alınamamıştır. Türk-Yunan ilişkilerinin gerginleşmesi ve Yunanistan'ın Ege adalarını silahlandırması üzerine Türkiye İzrnir'de tamamen NATO'nun dışında ve doğrudan doğruya Türkiye'nin kendi emrinde olan IV. Ordu'yu (Ege Ordusu) kurmuştur. Türkiye'nin Sismik-I adlı araştırma gemisi ile Ege Deni- zi'nde bir araştırma yapması üzerine Yunanistan konuyu BM Güvenlik Konseyi ve Lahey Uluslararası Adalet Di- yanına götürmüştür. BM Güvenlik Konseyi sorunun iki- li müzakereler yoluyla çözümlenmesi kararını alırken, Uluslararası Adalet Divanı ise Yunanistan'ın Ege'nin ulus- lararası sularında Türkiye'nin petrol arama girişimlerinin durdurulması isteğini reddetmiştir. 11 Kasım'da her iki ülke temsilcilerinin katılımıyla iki ta- raf arasındaki sınırların çizilmesi müzakerelerinde, taraf- larca uyulacak esasları tespit eden "Bern Deklarasyonu" imzalanmış ve her iki devlet kıta sahanlığı ile ilgili hiçbir girişimde bulunmamayı kabul etmiştir. 3. Kara Sularının 12 Mile Çıkarılması Sorunu Kıta Sahanlığı Kıyı ülkenin kara sınırlarının denizin altında devam eden doğal uzantısı (her devletin 200 deniz milini aşmayacak şekilde belirlenmiş sınır) kıta sahanlığı olarak adlandırılmıştır. Kıta sahanlığı, devletler hukukunda bir dev- Jetin açık denizler üzerinde haklarının hatta egemenliğinin tespitinde en önemli kıstastır. Lozan Banş Antlaşması'nda 3 mil olarak kabul edilen kara sula- n genişliği 1936 senesinde Yunanistan tarafından 6 mile çıkarıl- mıştır. Buna karşılık Türkiye de 1964 yılında karasuları genişliği- ni 6 mile çıkarmıştır. Yunanistan ise 1974 yılından itibaren kara sularını 12 mile çıkaracağını duyurmuş, Türkiye bu durumu "sa- vaş nedeni" saymıştır. Çünkü karasularının 12 mile çıkarılmasıy- la uluslararası suların bir kısmı Yunanistan'ın olacak böylece Bo- ğazlar ve Batı Anadolu Yunan tehdidine açık hâle gelecektir. 198 4. Ege Hava Sahası (Fır Hattı-Uçuş Bilgi Bölgesi) Sorunu 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında ortaya çıkan sorundu Türkiye bu harekât sırasında NOTAM (Havacılara İhbar Bildirimij konusunda kendine ait yeni bir FIR hattı oluşturmuş, Türkiye yönü ine uçan her uçağın, Türk kıyılarına 50 mil kala durumunu ve uçu planını Türk yetkililerine bildirmesi zorunluluğunu getirmiştir. Yunanistan ise Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Ege Denizi'ni "tehli2 keli bölge" ilan ederek hava sahasını tüm uçuşlara kapattığını açık: lamıştır. Ancak bu karardan her iki ülke de zarar görünce 1977'd Yapılan görüşmeler sonucu her iki ülkenin daha önce aldığı karar lar geçersiz sayılmış ve Ege Hava Sahası trafiğe tekrar açılmıştır. 5. Azmllklar Yunanistan Hükümeti 1965'te Batı Trakya Türklerinin mallarına el koymuştur. 1968'de ise Yunan anayasasına eklenen bir mad- de ile Hristiyan olmayanların memur olmaları yasaklanmış, sivil toplum örgütlerinde ve Türk okullarındaki "Türk" ifadesi çıkarıl- mış, basın-yayın, haberleşme, yazışma ve sivil toplum örgütle- rinde Türkçe yer isimlerinin kullanılması yasaklanmıştır. Türkçe şarkılar, filmlerve Türkçe yayın yapan radyolar yasaklanıp kapatılmıştır. Batı Trakya'da 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın öcünü almak isteyen Yunanlar, Türk köylerini kuşatıp, esnaflara ait dük- kân ve malları yağmalamış ve esnafa ödemeyeceği miktarda ağır para cezaları vermiştir. Ermeni İddiaları Türkiye içinde azınlık statüsünü kabul etmeyen Ermeniler, Erme- ni diasporası ve bazı politik çevrelerin yardımıyla sözde soykırımı dünyaya tanıtmak ve bunu Türkiye'ye kabul ettirmek ayrıca Türki- ye'den tazminat ve toprak almak ve en sonunda da büyük Erme- niştan hedeflerine ulaşabilmek için "ASALA" adı verilen "Ermenis- tan Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu"nu kurmuşlardır. Bu örgüt 1973'te Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Bayder ve yardımcısı Bahadır Demir'i şehit etmiştir. Bu olaydan sonra ör- güt Türkiye'nin dış temsilcilerini ve diplomatlarını şehit etme- ye devam etmiş, 1994'e kadar 35 diplomatımız ASALA tarafın- dan şehit edilmiştir. Ermeniler 4T olarak adlandırılan bir plan doğrultusunda hareket etmişlerdir. Buna göre, sözde Ermeni soykırımı dünya devletleri tarafından tanınacak, bu iddiaları daha sonra Türkiye'nin de tanı- ması sağlanacak, sonra sözde soykırımda ölenler için Türkiye'den tazminat alınacak ve en sonunda da bölgeden göç eden Ermeni- lerin topraklan kendilerine iade edilecektir. instagram.com/copysinav