8.
9.
Werther: Bense Lotte'nin gözlerini arıyordum; ah
gözleri bir ona bir diğerine bakıyordu! Ah bana!
Bana! Yalnız başına, düş kırıklığı Çinde önünde du-
rup ona bakan bana, kesinlikle bakmıyordu,
Necib: Fakat ah, niçin Suad'ın gözleri ondan insaf-
SIZ, zalim, kayıtsız bir ısrar ile kaçıyordu...
Goethe'nin "Genç Werther'in Acıları" ve Mehmet Rauf'un
"Eylül" romanları aşk üçgeni etrafında şekillenen umut-
suz aşk izleği üzerine kuruludur.
Metinlerden ve açıklamadan aşağıdakilerden hangi-
sine varılamaz?
A) Eserlerde kullanılan dil, duygu ve hayallerin coşkun-
luğu ölçüsünde dağınıktır.
B) Her iki yazar da aşk temasınının evrenselliğinden ya-
rarlanmıştır,
C) Romantizm akımına özgü acı çeken kahramanlara yer
verilmiştir,
D) Romantizme göre deha akıldadır, klasisizme göre ise
dehâ yürektedir.
E) Her iki esere bakarak edebî eşerler arasında bir etki-
leşimden söz edilebilir.
"Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. İhtiyarlar
Yurdun'dan bir telgraf aldım Patrondan İki gün İzin
istedim. Böyle bir mazeret yüzünden bunu bana vereme-
mezlik edemezdi. Ama pek de memnun görünmüyordu.
Hatta ona "Suç bende değil" dedim,
Yukarıdaki metin A. Camus'un (Yabancı) romanından
alıntılanmıştır.
Buna göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Romanın kahramanı Mersault, kullandığı "belkF söz-
cüğüyle annesinin ölümünü önemsiz, sıradan bir olay
olarak değerIendirdiğini belli etmiştir.
B) Camus, bu romanıyla dünyanın ve yaşamın saçmalı-
ğını, anlamsızlığını Mersault'un ağzından dile getirir.
C) Mersault, tutum ve davranışlarıyla her toplumda kar-
şımıza çıkabilecek uyumlu, sorunsuz bir kişiliktir.
D) Mersault modern insana ait yalnızlık, anlamsızlık,
umutsuzluk, iç sıkıntısı, yabancılık gibi bunaltıcı kav-
ramları bünyesinde barındıran biridir.
E) Mersault karakterinin oluşumunda egzistansiyalist
(varoluşçu) ve absürdist (saçma bulma) etkilerden
bahsedilebilir.
10.
Hemen hemen elinde avucunda kalan bütün parası-
nı bir İngiliz bahçesi yaptırma uğruna tüketti. Seyis-
leri, İngiliz jokeyler gibi giyiniyordu. Kızının İngiliz bir
madam mürebbiyesi vardı, Tarlalarını İngiliz yönte-
miyle ekip biçiyordu ama:
Yabancı yöntemle Rus buğdayı yetişmez.
Puşkin (Köylü Hanımefendi)
Hiçbir şeyden memnun değildi. Memleketinden milli-
yetinden, ailesinden hemen her şeyden şikayetçiydi.
Ev halkının, mahalle ahalisinin kısaca hükümet mer-
kezinde yaşayanların bilgisizliklerinden pek bezmişti.
H, Rahmi Gürpınar (Kuyruklu Y. ABA)
Puşkin'in "Köylü Hanımefendi" hikâyesinden alınan
metinde Muromşki yanlış Batılılaşma Örneği Olarak kar-
şımıza çıkarken Hüseyin Rahmi Gürpınar'da "Kuyruklu
Yıldız Altında Bir İzdivaç "romanında İrfan'ı bazı özel-
likleriyle yanlış Batılılaşma'nın bir motifi olarak sunar.
Metin parçaları ve açıklamaya uygun olarak aşağıda-
kilerden hangisi söylenemez?
A)
B)
C)
D)
E)
Puşkin ve Gürpınar, Ulusal olmak yerine evrensel Ol-
mayı yüceltmişlerdir.
Yanlış Batılılaşma, Türk ve Rus yazarlarınca işlenmiş
ortak bir konudur.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Şıpsevdi ve Şık romanla-
rinda da bu tiplere rastlamak mümkündür.
Her İki yazar da kendi toplumunun kültürel ve sosyal
yapısına ayna tutmuştur.
Puşkin "Yabancı yöntemle Rus buğdayı yetişmez,"
sözüyle yabancılaşmaya tavır almıştır.
ÖĞREN
Norm karakter başkişiden sonra en boyutlu kişidir.
Başkişinin ve çevresinin daha İyi anlaşılmasını sağlar,
Fon karakter, dekoratif unsur niteliğindeki karakterdir,
Olay içinde bir etkinliği veya sorumluluğu yoktur. Sa-
dece sosyal çevreyi ve zihniyeti yansıtmaya yarar.
Zaman atlaması, özetleme yönteminde uygulanır. An-
latıcı, anlatmayı gereksiz gördüğü yerlerde "aradan Şu
kadar zaman geçt'" diyerek bunu yapabilir.
Geriye dönüş, olayların veya kişilerin içsel yaşantıla-
rının geçmişe dönüp dönüp nedenlerinin açıklanma-
sıdır veya Olay, kişi ve yerin geçmişi hakkında bilg'
vermektir. Geçmişin bütünüyle romanı oluşturmasına
bütüncül geriye dönüş (retrospeksiyon) denir. Nazan
Bekiroğlu'nun yazdığı Nar Ağacı, bir fotoğrafın anım-
sattığı olaylar üzerinden bütünüyle geçmişin üzerine
kurgulanmıştır,
o
b/ ÖĞREN
Başkişi ile fon karakterler arasında kalan kişilere kart ka-
rakter denir, bunların tek bir karakteristik özelliği somut-
laştırılır.
263