Vurun Kahpeye ı' Halide Edip Adıvar
Anadolu'nun bir kasabasında öğretmenlik yapan Aliye, İzmir'in
İşgali İle harekete geçen Kuvayımilliye'yi gönülden destekle-
mektedir. Bir gün kasabaya gelen Kuvayımilliye güçlerinin ba-
şndaki Tosun Beyle görüşür. Birbirlerinden hoşlanırlar ve ni-
şanlamrlar. Kasabadaki işgal güçlerinin komutanı Damyanos
da Aliye'ye âşıktır ve onunla evlenmek ister. Her türlü ısrarına
rağrnen Aliye'den yüz bulamayan Damyanoş'un aşkl İyice de-
rinleşir. Bir gün nişanlısını ziyarete gelen Tosun Bey. Aliye'nin
evindeyken Hacı Fettah Elendi, Damyanos'a Tosun Bey' in ye-
Tini İhbar eder. Ev. düşman askerlerince kuşatılır. Aliye, Kuva-
yımilliye komutanının düşman eline geçmemesi için dışarı çı-
kar ve Damyanos'la konuşup evlilik teklifini kabul ettiğini söy-
ler Damyanoş. Aliyeve bu geceyi onun yanında geçirmesi Şar-
tını koşar. Aliye. bunu da kabul eder. Kuşatma kaldırılır. Tosun
Bey, o gece düşman cephaneliğini havaya uçurur. Yunanlılar,
bir panikle kasabayı terk eder. Ancak Hacı Fettah. Ali-
ye'nin geceyi Damyanos'la geçirdiğini söyleyerek halkı kışkır-
tır ve linç edilmesine önayak olur. Savaş bitince bu hain eyle-
mi yapanlar İstiklal Mahkemesince Ölümle cezalandırılır.
Ateşten Gömlek ! Halide Edip Adıvar
Yunanlıların İzmir'i İşgali esnasında kocası ve çocuklan Öldü-
rülen Ayşe, bir İtalyan ailenin yardımıyla İstanbul'a gelir ve ak-
rabası Peyami'nin yanına yerleşir. İzmir'in işgali, halk arasında
infialle karşılanır ve Olay, büyük gösterilerle protesto edilir. Bu
sırada Binbaşı İhsan, Ayşe ve Peyami Kuvayımilliye'ye katıl-
mak için Anadolu'ya giderler. Peyami ve İhsan, cephede sa-
vaşrken Ayşe de gönüllü olarak hemşirelik yapar. Hem Peya-
mi hem de İhsan bu fedakâr ve çileli kadını gizli gizli severler.
Fakat birçok yönden imkânsız olan bu aşk, -ateşten bir göm-
lek- Olmak onları yakar. Yine ailesi Yunanlılar tarafından katle-
dilen Kezban isimli genç bir kadın da İhsan'a âşıktır ve onun
Ayşe'yi sevdiğini bildiğinden kıskançlık duygulan içindedir. Bir
taarruz şırasında İhsan ve Ayşe şehit Olur. Yaralı olarak Cebe-
ci Hastanesine getirilen Peyami de orada şehit olur.
126
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ TİYATROSU
II. Meşrutiyet'in İlanı İle oluşan özgürlük ortamı, tiyatro türü-
nün bu dönemden sonra hız kazanmasında etkili olmuştur.
İlk resmî Türk tiyatrosu Olan Darülbedayi-i Osmani, 1914 yılın-
da Fransız AndrĞ Antoine tarafından bu dönemde kurulmuş-
tur. 1926 yılında Şehir Tiyatrosu ismini alan Darülbedayinin et-
kişiyle pek çok yazar, tiyatro eseri kaleme almıştır.
Darülbedayide sergilenen ilk oyun, Hüseyin Suat Yalçın'ın
Emile Fabre adlı Fransız yazardan uyarladığı, iflasın aile için-
de yol açtığı çatışmaları konu alan Çürük remel adlı eserdir,
Darülbedayide oynanan ilk yerli oyun, Halit Fahri'nin manzum
olarak yazdığı Baykuş adlı eserdir. Eser, Anadolu köylerinden
birindeki zorlu yaşam koşullarını ele alır.
Sade bir dille kaleme alınan eserlerin çoğu, hafif güldürü ve
şarkılı güldürü türündedir.
Bu dönemde genellikle sanatsal yönünden çok fikri yönü öne
çıkan eserler verilmiştir.
Bu dönemde yalnızca tiyatro yazan olarak tanınan sanatçılar
Musahipzade Celâl ve İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci'dir. Re-
şat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaos-
manoğlu, Halit Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz
Çamlıbel gibi sanatçılar da tiyatro türünde eser vermiştir,
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ ÖĞRETİCİ METİNLERİ
Makale, fıkra, sohbet, eleştiri, hatıra, tarih, gezi yazış' gibi tür.
lerde eserler verilmiştir.
Bu dönemde tarih ve edebiyat tarihi alanındaki çalışmaları İle
Mehmet Fuat Köprülü; anı türündeki eserleri ile Yakup Kadri
Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar ve Yahya Kemal gibi İşim-
ler öne çıkmıştır.
Bu dönemde Öğretici metinler arasında en çok tercih edilen
tür makaledin
NOT
Dönemin önemli makaleleri arasında Ömer Seyfettin tarafın-
dan kaleme alındığı bilinen Yeni Lisan; Ziya Gökalp'ın Türkçü-
'üğün Esasları, Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasır'aşmak: Ali Ca-
nip Yöntom'in Millî Edebiyat Meselesi vo Cenap Bey'le Müna-
kaşalanm; Yusuf Akçura'nın Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türk-
çülük akımlarını karşılaştırmalı olarak incelediği ve Türkçülü-
ğün kabul edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü Uç Tamı Siyaset
ve Yahya Kemal'in Tanzimat edebiyatçılarının "Çamlıca"yı, Ser-
vetitünun yazarlarının "Tepebaşı "nı anlattığını ancak 1922'den
sonraki edebiyatımızın "Metris Tepe"yi anlatması gerektiğini
vurguladığı Üç Tepe sayılabilir.