1.
2.
Vücudu sıcağa karşı koruyan bazı mekanizmalar vardır. Bun-
lardan biri, ciltteki yüzeysel kan damarlarının genişlemesiyle
vücuttan daha fazla ısı atılmasıdır. Diğer önemli bir mekanizma
da terlemedir. Ter yoluyla cilt yüzeyine çıkan su, vücudun se-
rinlemesini sağlar. Ancak uzun süre sıcağa maruz kalınması
veya havanın nem oranının yüksek olması, bu mekanizmaları
bozarak vücut sıcaklığının tehlikeli boyutta artmasına yol açar;
bu da sıcak çarpmasını tetikler. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kalp
hastaları, alkol alanlar veya ateşli hastalık geçirenler; sıcak
çarpmasına daha duyarlıdır. Sıcak çarpması, güneş ışınlarının
doğrudan etkisiyle değil ortamın sıcaklığıyla oluşur. Yani sadece
güneşin altında kalan kişilerde değil; camları kapalı otomobil,
kazan dairesi, fırın gibi sıcak ortamlarda uzun süre kalan kişi-
lerde de görülebilir. Şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve vücut
sıcaklığında artmaya yol açan sıcak çarpması; çocuklarda daha
sık görülür.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi
söylenebilir?
A) Sıcağa karşı duyarlı olan bireyler, sıcak çarpmasıyla
sıklıkla karşılaşmaktadır.
B) Aşırı sıcağa maruz kalan bireylerde yüksek bilinç kaybı
meydana gelmektedir.
C) Doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmak, sıcak çarpmasını
tetikleyen unsurların başında gelmektedir.
D) Terleme, vücudun sıcaklık dengesini sağlayan önemli bir
mekanizma işlevi görmektedir.
E) Uzun süre kapalı mekânlarda kalanların, sıcak çarpmasına
maruz kalma olasılığı daha yüksektir.
Eylül! .. Renk ve kokular henüz kaybolmuş. Bu kayboluşta geri
gelmek ister gibi bir tavır vardı fakat bu hoş ve hırçın tavır, hiçbir
şeyi geri getiremezdi. Artık Suat uyanmış, tabiatın ruhunu gö-
rüyordu. Zamanında renk ve kokuların kıymetini bilemediğini,
elindeki hazineyi harcadığını acı acı görüyordu. İşte artık ne
çiçek kalmıştı ne güzel bir koku. En sonunda dayanma gücü de
kalmamıştı. Her şey çürüyordu. Önceden yağsa umursamazdı;
yağmurdan sonra yeni bir hayat, yeni bir tazelik gelirdi. Şimdi
işte yağmur, işte kış her şeyi çürütüyordu.
Bu parçanın içeriği dikkate alındığında yazarla ilgili
aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?
3.
4.
Araştırmacılar, ultra hızlı yeni bir genom dizileme (DNA) yöntemi
geliştirdi. Bu yöntem sayesinde ortalama sekiz saat içinde,
nadir genetik hastalıklara tanı koyma olanağı doğdu. Yöntem,
standart klinik uygulamalar için olağanüstü sayılan hızından
dolayı Guiness Rekorlar Kitabı'na girdi. Üstelik bu yöntem, hızlı
analiz sağlarken yüksek düzeyde doğruluktan da ödün vermi-
yor. Genetik temelli hastalıkların çabuk teşhis edilmesi; has-
taların yoğun bakım servislerinde daha az zaman geçirmesi,
daha az teste tabi tutulması, daha çabuk iyileşmesi ve sağlık
giderlerinden tasarruf edilmesi gibi avantajlar sağlama potansi-
yeline sahip. Örneğin oldukça sağlıklıyken kalp yetmezliği baş
gösteren 15 yaşındaki bir çocuğun kalbindeki sorunun genetik
temelli olduğu, bu yöntem sayesinde çok kısa bir süre içinde
belirlendi ve hasta, hemen kalp nakli için listeye alındı.
Bu parçadaki söz edilen araştırmadan aşağıdakilerin
hangisine ulaşılabilir?
A)
B)
C)
D)
E)
Standart klinik uygulamalar, acil tedavi bekleyen hastaların
iyileşmesini geciktirmektedir.
Genetik temelli hastalıkların çabuk teşhis edilmesi, kalp
hastalarının azalmasını sağlamaktadır.
Yeni bir DNA dizilimi yöntemiyle, genetik temelli hastalıkların
teşhisi daha hızlı ve kolay hâle gelmektedir.
DNA dizilimi üzerine yapılan çalışmaların çoğu, genetik
hastalıklar üzerinden ilerlemektedir.
Genetik temelli hastalıkların tedavisi üzerine yapılan çalış-
malar sürekli desteklenmektedir.
A)
B)
C)
D)
E)
Çevreye ve olaylara karşı karamsar bir bakış açısının
olduğu
Yakın çevresiyle iletişim kurmaktan bilinçli şekilde kaçındığı
Elindeki olanakları değerlendirmek için fırsat kolladığı
Sonbaharda diğer mevsimlere göre ayrı bir güzellik bulduğu
Çektiği acıları başkalarıyla paylaşmak istemediği
(l) Roman sanatının tarihsel serüvenini anlamlandırmış, bu uzun
yolculukta önemli kırılmalara sebep olmuş, yeni nitelik yöne-
lişleri belirlemiş yapıtlar vardır. (II) Başka türlü ifade edenler
olsa da genel kabul, roman sanatının Don Kişot'la başladığı
yönündedir. (III) 1605 ve 1615'te iki bölüm hâlinde yayımlanan
Don Kişot romanı, İspanyol edebiyatının en akıcı ve en çok
tanınan eseridir. (IV) Elbette, zamanla bu tür içinde birbirinden
değerli romanlar yazılmıştır. (V) Madame Bovay, Ulysses ya da
Ses ve Öfke gibi romanlar ise iyi yapıt olmalarının yanında bu
sanatı yenilemiş, derinleştirmiş ve ait oldukları türe ilişkin yeni
nitelikler ortaya koymuşlardır. (VI) Yaşanan bu değişimler ya da
yenilikler, içinde bulunulan toplumsal koşullara da bağlı olarak
yaşanmıştır. (VII) Bu da roman sanatı ile toplumsal gelişmeler
arasındaki ilişkiyi gösteren bir durumdur.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin
akışını bozmaktadır?
A) II
B) III
c) ıv
191