ÜNİTE TESTİ ı
OF4E05AC
İkizler arasında var olduğu söylenen psişik bağlantıyı araştır-
mak için pek çok çalışma yapılmıştır. Tek yumurta ikizlerinin
beyin dalgaları kaydedilerek karşılaştırılmış ve benzerlik, be-
yin dalgalarında da gözlenmiştir. Özellikle bu psişik bağlantı-
da çevre faktörü çok etkilidir çünkü ikizler aynı anda dünyaya
geldiklerinden İçine doğdukları ortam da birebir aynı Oluyor.
Kardeşlik söz konusu olduğunda iki kardeşin doğumu arasın-
da geçen zamanda, ailede pek çok şey değişebiliyor. Genetik
olarak bu derece benzerliğe bir de çevre faktörünün benzer
olması eklenince bunun normal sayılabileceğini düşünenler
hiç de haksız sayılmazlar ancak bunun tam tersini kanıtlayan
çok İlginç hikâyeler de var. Doğumda ayrılıp birbirini görmeden
büyüyen tek yumurta ikizlerinin, birbirlerinden ayrılmadan bü-
yüyenlere göre birbirine daha fazla benzediklerini ortaya koyan
araştırma sonuçları elde edilmiştir. Bu garip durumun neden
ortaya çıktığı konusunda yapılan en mantıklı açıklama ise in-
sanın benzersiz olma arzusudur. Muhtemelen bu arzu birlikte
büyüyen ikizleri birbirinden farklı davranmaya şevk etmiş, Öte
yandan ayrı büyüyenlerde böylesi bir eğilim olmadığından on-
ların paylaştığı özellikler daha fazla olmuştur.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) İkizlerde görülen psişik bağlantıda en Önemli faktör çevredir.
B) Farklı ortamda yaşayan ikizlerin, aynı ortamda yaşayanla-
ra göre benzerlikleri kimilerine göre daha fazladır.
C) Tek yumurta İkizlerinin birbirine benzeyen yönlerinin çok
olmasında aynı çevrede yaşamalarının etkisi vardır.
D) Başkalarından farklı Olma İsteği, ikizler arasındaki benzer-
liklerin azalmasına sebep Olur.
E) İkizler arasındaki benzerlikler hakkında yapılan çalışma-
larda çevreyle İlgili İki görüş ortaya atılmıştır.
San Francisco Modern Sanat Müzesinde Khayatan adında biri,
yere bir gözlük bırakarak oradan uzaklaşır. Kışa bir süre sonra
gözlüğün etrafında İnşanlar toplanmaya ve gözlüğü İnceleme-
ye başlarlar. Hatta bazı ziyaretçiler gözlüğün fotoğrafını çeker.
Khayatan, şıkı bir sanat savunucusu olmasına rağmen benzer
bir denemeyi daha Önce beyzbol sopası ve çöp kutusu İle de
yapmıştır.
Bu parçaya göre Khayaton yaptığı denemeyle;
l. modern sanatın yaratıcılığın bir dışa VürumL1 Olduğunu
göstermek,
II. bir eserin etkisinin kendi sanatsal özelliklerinden mi, yoksa
sanat galerisinde sergileniyor olmasından mı kaynaklan-
dığını anlamak,
III. insanların sanat algısının çevresel koşullara göre değişti-
ğİnİ belirlemek
gerekçelerinden hangilerini kanıtlamaya çalışmıştır?
4. ÜNİTE: PARAGRAFTA YARDIMCI DÜŞÜNCE
Kintsugi, aslında hiçbir şeyin gerçekten kırılmadığını ortaya
koyan bir sanattır. Bu tekniği kullanan sanatçılar, kırılmış se-
ramikleri altın ve gümüş ile birleştirerek yaşanmışlığın özgün
ve benzersiz izlerini taşıyan eserler ortaya çıkarırlar. 500 yıllık
bir geleneğe sahip olan bu teknik, kırılan objelere kaybettikleri
fonksiyonlarını kazandırmanın ötesinde, değerli bir yaşam der-
si sunar. Kintsugi, kırılmanın aslında bir bozulma ve yokluğa
gidiş değil; yeni bir varoluş biçimi olduğuna işaret eden, umut
dolu yaşam metaforları üreten bir sanattır. Kintsugi, kırılmış bir
tabağın değer verilerek üzerinde çalışıldığında olumlu düşün-
cenin olağanüstü bir kanıtı hâline gelebileceğini gözler önüne
sermesi bakımından da ilginçtir. Kintsugi ile kırılmanın izleri
gizlenmez, tam tersine vurgulanır. Kintsugi sanatı, Wabi - Sabi
anlayışına dayanır. Wabi - Sabi, yaşamın hiçbir unsurunu ku-
sur olarak görmez, tersine ona göre yaşam tüm unsurları ile
değerlidir. Tam da bu noktada Doğu ve Batı felsefelerinin farkı
ortaya çıkar. Doğu, yaşanmışlığı ve kusuru kutsarken Batı, si-
metriyi ve kusursuzluğu kutsar.
Bu parçadan hareketle Kİntşugİ sanatl İle İlgili aşağıdaki-
lerden hangisine varılamaz?
A)
B)
C)
D)
E)
Özünde kırılan nesnelerin eskisinden daha etkileyici bir
hâle getirilmesi vardır.
Öğretilerinde, Özelliğini yitirmiş bir eşyanın miadını doldur-
maşı anlayışl hâkimdir.
Bozulmanın ve kırılmanın aslında yaşamın bir parçası Ol-
düğü görüşü üzerine temellenmiştir.
Kırılan nesnelerin değer verildiğinde Olumlu düşüncelerin
ortaya çıkmasını sağladığını vurgular.
Formunu kaybeden nesnelerin yeni ve farklı bir görünüme
kavuşmasını amaçlar.
41
Açıklanamayan pek çok yönüyle sinestezi, bilimin ve sana-
tın peşinde olduğu nöromüzikolojinin heyecan verici konuları
arasında yer alıyor. Eski Yunanca bir sözcük olan sineste-
zi, birlikte duyumsamak ya da bir arada algılamak anlamına
gelir. Sesin rengi, hareketin sesi, kavramların tadı, hareketin
rengi ya da tüm bunların bir karması şeklinde ortaya çıkabilir.
Aslında sinestezi çoğu insanda belirli bir oranda var olabilir.
Renklerin uyandırdığı hisler bu duruma basit bir örnek olarak
gösterilebilir. Ancak çoğumuz ya bunun farkında değiliz ya da
"deli saçması" tabiriyle yargılanmamak için bu deneyimlerimizi
dile getirmeyiz. Oysaki bilimsel araştırmalar sinesteziyi dene-
yimleyen kişilerin yaratıcı zekâ ve hafıza becerilerinin normalin
üzerinde olduğunu gösteriyor. Özellikle sanatsal yaratımlarda
birçok eserin anlam ve içeriği, estetik ve bilimsel açıdan hâlâ
konuşulup tartışılmaktadır.
Bu parçadan hareketle "sinestezi" ile ilgili aşağıdakilerden
hangisine değinilmemiştir?
A) Yalnız I
D)lvell
B) Yalnız II
C) Yalnız III
E) II ve III
A)
B)
C)
D)
E)
Bütün insanlarda yarattığı ortak duyguya
Günlük yaşamda var olma şekline
Sözcük kökeni bakımında geldiği dile
Sanatsal alandaki etkisine
Terimsel olarak tanımına