TYT / Türkçe
37 - 38. soruları aşağıdaki parçaya göre
cevaplayınız.
Biyografi, Orta Çağ'da mevcuttu ama biyografi ve
bilhassa otobiyografi geleneğinin şekillenebilmesi
ancak Rönesans'tan sonra mümkün olabildi. Rönesans
hümanizmiyle birlikte, toplum üzerindeki baskı azaldı.
Bu kökten değişim yeni sanat ürünlerinin doğuşunu
hızlandırırken önceki dönemlerde son derece kısıtlı
biçimde üretilen portre, günlük ve biyografi yaygınlaştı.
Yaşama ve bireye bakıştaki bu keskin dönüşümün en
çarpıcı ifadelerinden biri de otobiyografiydi.
Otobiyografi, hâlen sürmekte Olan bir yaşamı ya da
yaşamın tamamlanmış bir kesimini anlatıyordu. Yani
sizin hayal gücünüze çok iş düşmüyordu, her şey
oradaydı. Bu anlamda otobiyografi geleneği, her zaman
noksansız bir anlatı olarak kaldı. Ama roman, hep bir
"noksan”dan yola çıkar. Roman ilerledikçe, olaylar
gelişip karakterler belirginleştikçe "noksan" da biraz
daha kapanmış Olur. En nihayetinde roman
tamamlandığında, anlatılan hikâyeler bir bütüne
kavuştuğunda "noksan"dan eser kalmaz.
37. Bu parçada altı çizili sözle, otobiyografinin
aşağıdaki Özelliklerinden hangisi vurgulanmıştır?
A) Bir solukta okunacak nitelikte olması
B) Anlatılacakların en baştan belli olması
C) Yaşam gerçeklerinin değiştirilmeden anlatılması
D) Yazıldığı dönemin edebî anlayışlarından
etkilenmemesi
E) Üslup kaygısı taşınmadan yazılan bir edebî tür
olması
14
Deneme - 2
38. Bu parçadan hareketle aşağıdaki genellemelerden
hangisine ulaşılabilir?
A) Birçok yazınsal türün İlk Örnekleri, Rönesans'tan
sonra verilmiştir.
B) Roman, otobiyografilere göre yazılması daha zor bir
edebî türdür.
C) Otobiyografiler, yazıldığı döneme Işık tutan Önemli
belgelerdir.
D) Toplumsal yaşamdaki değişim, edebî türlere olan
ilgiyi etkiler.
E) Yazınsal türler sürekli birbiriyle etkileşim içindedir.
Diğer sayfaya geçiniz.