Örnek Soruyu Değiştir

TYT / TÜRKÇE PARAGRAF DENEME - 13 HIZ YAYINLARI 14. Orhan Veli, şiire getirdiği yenilikler yüzünden önceleri büyük ölçüde yadırgandı, çok sert eleştiriler aldı ve küçümsendi. Gele- neklerin dışına çıkan eserleri, önce şaşkınlık ve yadırgama, daha sonra eğlenme ve aşağılamayla karşılansa da hep ilgi uyandırdı. Bu ilgi ise kısa zamanda şaire duyulan anlayış, sevgi ve hayran- lığın artmasına yol açtı. Sait Faik Abasıyanık da Orhan Veli'nin bu yönüne dikkat çekerek onu "üzerinde en çok durulmuş, za- man zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair” olarak tanımladı. Bu parçada Orhan Veli İle İlgili olarak aşağıdakilerden han- A) Eserlerinin hem yadırgandığına hem de beğenildiğine B) Sanat anlayış nedeniyle zaman zaman küçük görüldüğüne C) Şiir ve görüşlerinin edebiyat dünyasında zaman zaman kü- çümsendiğine D) Her zaman hayranlıkla takip edilen bir şair olduğuna E) Türk şiirine yenilikler getirdiğine 15. Montaigne'e göre inşan, kendisine mutluluk verecek ya da ver- meyecek alanlarda gereksiz sınırlamalar koymamalıdır. Özel hayatı, kamusal alana tercih etmelidir. Montaigne bizi ön yar- gılardan uzak durmaya, kuşkuculuğa ve kültürel farklılıkların ayrımına varmaya, insan olarak hayatı zenginleştirme olanakları- na sahip olduğumuz hâlde bunları hırslı planlarla ya da gereksiz sınırlamalarla tehlikeye atmamaya davet etmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada Montaigne'nin düşün- celerİnİ destekleyen bir yargı değildir? A) Ön yargılı olmak bizi doğrulardan çok yanlışlarla baş başa bırakır. B) insan kendine değer vermelidir, kendini seven bireyler toplu- ma da faydalı olur. C) Yaşamda her şeye şüpheyle bakmak gereksizdir, bazı şeyleri doğal hâliyle kabul etmek daha doğrudur. D) Farklılıklar dünyanın renkleridir, onlara değer vermemek in- sanığa saygısızlıktır. E) Aşırı isteklerle veya gereksiz kısıtlamalarla yaşamın insana sunduğu zenginlikler yok edilmemelidir. 16. Muhabir: Atilla ilhan: — Osmanlı nesrinde yani bizim geleneksel nesrimizde çok yay- gın bu. Çünkü Dede Korkut Hikâyeleri'ni okursanız orada nesir gibi görünen, şiir gibi de okunan kafiyeli yazılar vardır. Buna biz Osmanlıda "secili nesir” derdik. Kuran da böyle gelmiştir. O da nesir olmasına rağmen kafiyelidir. Benim bazı nesirlerimde de vardır böyle. Nesirde musikî, kafiye ile yakalanabilir, tıpkı şiir gibi. Muhabir: Atilla İlhan: — Şiirde yeni bir şeyler denemek eskiden beri süregelen bir mevzudur. Ben de birçok şiirimde böyle şeyler yaptım. Nesirde de şiirsel özellikler kullanmak yadırganmamalı. Nesirde de farklı bir şey denenebilir. Bu şiirsellik olur, başka bir şey olur. Bundan korkmamak lazım. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir? A) () Sizce kafiyesiz bir şiir daha mı az çekicidir? (II) Şiir ve neşir ayrı ayrı mı değerlendirilmeli yoksa ortak bazı ölçütler de olmalı mı? B) (l) Kafiye olmadan nesir yazmak mı daha kolay yoksa kafiyeli nesir yazmak mı daha kolay? (II) Şiir ve nesir farklı olmadığında bir sorun olmaz mı sizce bu? C) () Dinî kitapları güzelleştiren şeyin kafiye olduğu fikrine katı- lıyor musunuz? (II) Nesir de şiir gibi değerIendirilebilir mi estetik açıdan? D) (D Geleneksel nesrimizde kafiye kullanılmasını doğru bulu- yor musunuz? (II) Şiirin ve nesrin keskin çizgilerle ayrılmasına karşı mısınız? E) (l) "Şiirde bir musiki olmalı." dediniz. Nesirde de böyle bir musikÎ oluşturulabilir mi? (II) Peki, siz şiir ve nesirdeki yenilik arayışları hakkında ne dü- (Û /hizyayinlari @/hizyayinlari şünüyorsunuz? 6 Diğer sayfaya geçiniz.