TYT / TÜRKÇE
PARAGRAF DENEME - 16
HIZ
YAYINLARI
17. Kadının Yaşamndan 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı iki öy-
küden oluşan 122 sayfalık bir Stefan Zweig kitabı elimizdeki.
Kitabı okurken akışına kapılıp dalgalarla boğuşuyorsunuz. Çün-
kü Zweig'ın anlatım tarzı sizi alıp başka dünyalara götürüyor.
Öyle güzel benzetmelerle kelime oyunları yapıyor ki siz "o" ka-
din ve "o" adam oluyorsunuz. Kitap hem bir kadının hem de bir
adamın hikâyesini anlatıyor. Bizi kendi yalnızlıklarına, çaresizlik-
[erine, yapmak istediklerine ve yapamadıklarına çekiyor; olmak
zorunda kaldıkları karakterler oluşlarının sahteliğine ve acıma-
sızca onlara dayatılan normlar altında yaşamaya çalıştıklarını
anlatıyor.
Bu parçada Stefan Zweİg'İn Öykü kitabı İle İlgili olarak aşa-
ğ1dakİlerden hangisine değinilmemiştir?
A) Akıcı bir üslupla yazıldığına
B) Okuru kendi içine çektiğine
C) İçeriğinin ne olduğuna
D) Etkileyici bir biçemi olduğuna
E) Kısa bir zaman diliminde okunabildiğine
18. Şimdilerde okumayanın kalmadığı Oğuz Atay'ın Tutunama-
yanlar'ına İlham olmasıyla ve Çağdaş Türk Edebiyatı'na yön
vermesiyle bir başyapıttır Aylak Adam. Yazan Yusuf Atılgan'ın ilk
kitabıdır ve 1959 yılında kaleme alınmış olması bugünün okurla-
rinda ayrı bir hayranlık uyandırmaktadır. Yarattığı karakteri
İle başta Oğuz Atay olmak üzere pek çok okuyucunun aklını ba-
şından alan Atılgan, Manisalı bir yazardır ve İstanbul onun İçin
sahte bir dünyadan İbarettir. Onu okuyanlar bilirler ki aslında
romanında kendi İç dünyasını, kendi eksikliklerini ve yine kendi
beklentilerini açığa vurmuştur.
Bu parçada Yusuf Atılgan ile ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisine
A) Türk edebiyatını derinden etkilemiş bir yazar olduğuna
B) Eserlerinin başarısı, ayak izlerinin takip edilmesini sağladığı-
C) "Aylak Adam"l hayranlıkla okuyanların Tutanamayanlar'a ilgi
duyacağına
D) Yapıtında kendi yaşamından kesitler sunduğuna
E) Aylak Adam'daki kahramanın okurların hayranlığını kazandı-
ğına
(Û /hizyayinlari
@/hizyayinlari
7
19 ve 20.şorular1 aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Brezilya yaban tavşanlarında görülen, ender olarak ölümle sonuç-
lanan ve salgın hâlini almayan miksomatosis hastalığının başka tür
tavşanlarda öldürücü bir salgın hastalığa yol açtığı gözlendi. Bu-
nun üzerine hastalığa sebep olan miksovirüs bilinçli olarak 1950'de
Avustralya'ya sokuldu. Kıtaya bir kazanç kapısı olarak görüldüğü
için 19. yüzyılda getirilen Avrupa tavşanının kökü kazınmak is-
teniyordu. Zira kıtaya bilinçsizce sokulmuş olan bu tavşanlar ekili
arazilere büyük zarar veriyordu. Sonuçlar ilk yıl bu hastalığa sebep
olan virüse yakalanan tavşanların %99,8 oranında öldüğünü göste-
riyordu. Çiftçileri çok memnun eden bu oran ikinci yıl %90'a, sonraki
yıl da 9625'e düştü. Böylece tarıma zarar veren bu hayvanın kökünü
kazıma umutları suya düştü. Çalışmanın başarısızlığa uğramasının
sebebi şuydu: Virüs kısa sürede mutasyona uğramıştı, insanla-
rın amaçlarına hizmet etmektense kendi çıkarlarına hizmet etmeyi
tercih etmişti. Daha az tavşanı öldürerek daha uzun yaşamanın bir
yolunu öğrenmişti.
19. Bu parça anlatılan virüsle İlgili aşağıdakilerden hangisi şöy-
lenebİlİr?
A) Tarıma zarar veren canlıları yok etmek için insanlar tarafından
üretildiği
B) Kalabalık gruplar hâlinde yaşayan tavşan türlerinde salgına
dönüşebildiği
C) Kendisi için zararlı olabilecek durumlar karşısında kendini
değiştirerek tedbirler aldığı
D) Avustralya'da 19.yüzyllda görülmekle birlikte bir salgın has-
tallğa dönüşmediği
E) Tüm tavşan türleri için ölümcül sonuçlar doğurabildiği
20. Bu parçaya göre insanların Avrupa tavşanını Avustralya'ya
getirmesi ve bunun sonuçları aşağıdaki sözlerden hangisiy-
le ilişkilendirilebilir?
A) Gündüz kandilini hazırlamayan, gece karanlığa razı demektir.
B) Saçın ak mı kara mı, önüne düşünce anlarsın.
C) Tecrübe aklın hocası, düşüncenin de rehberidir.
D) Acele bir ağaçtır, meyvesi de pişmanlık.
E) Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir.
Diğer sayfaya geçiniz.