TYT / TÜRKÇE
PARAGRAF DENEME - 12
HIZ
YAYINLARI
4.
5.
6.
(I) Türkiye'nin nüfusu, kurulduğu ilk yıllardan bu yana artış gös-
termektedir. (II) 1927 yılında yapılan ilk resmî nüfus sayımıyla
13.648.987 olarak belirlenen nüfus, 1940'ta 17.821.543'e,
1960'da 27.755.532'ye, 1980'de 44.737.321'e ve 2000'de
67.804.514'e yükseldi. (III) Ülkenin nüfusu, 2007 yılından bu
yana Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ile belirlenmektedir.
(IV) 2012 yılında ise nüfus, 75.627.384 rakamına ulaşmıştır, km2
başına düşen insan sayısı ise 98 olarak saptanmıştır. (V) Yine
aynı yılın verilerine göre nüfusun %67 'si 15—64 yaş grubunda,
9624'ü 0—14 yaş grubunda, 967,5'i 65 üstü yaş grubunda yer
alır ve erkek nüfus ile kadın nüfus oranı birbirine oldukça ya-
kındır. (VI) Bu istatistiklere göre son yıllarda yaş gruplarına göre
cinsiyet dağılımı izlendiğinde de bu dengenin pek bozulmadığı
görülmektedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşünce-
nin akışını bozmaktadır?
B) III
(I) Almanların bir atasözü diyor ki: "Bir ulusun değerini atasöz-
eriyle ölçün." (II) Böyle bir denek taşı kullanırsak göğsümüz
kabarır. (III) Biz atasözleri zengin, kıvrak ve derin olan milletlerde-
niz. (IV) Aklımızın ve gönlümüzün özlü gerçeklerini imbiklerden
geçirerek atasözlerine, özdeyişlere, veciz sözlere koymuşuz
damla damla. V) Altı ay önce "anıt" diyebileceğimiz yeni bir ata-
sözleri derleme çalışması çıktı; eser, bizdeki atasözü zenginliğini
kanıtlıyor. (VI) Altı yüz sayfalık çalışmanın içinde beş binden fazla
atasözümüz var. (VII) "Sabır, eğitim, barış, zaman, güven" gibi
kategorilere ayrılmış atasözlerinin her birinin izahı da bulunuyor
kitapta.
Bu parça İki paragrafa ayrılmak İştense İkinci paragraf nu-
maralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
A) III
E) VII
Bir gün bir bilge adamla karşılaşırız. Anlatır tüm bildiklerini;
tecrübelerini aktarır bize, hata yapmayalım diye. Doğru karar
almayı kolaylaştırıcı nasihatlerdir anlattıklarının çoğu. Etkilenir,
havasına kaptırırız kendimizi; belki de hayranlıktan ağzımız bile
açık kalır. Karşısında küçülürüz, o büyük tecrübenin. Ama karar
alma anı geldiğinde yine kendi tecrübelerimizin gösterdiği yolu
takip ederiz.
Bu parça aşağıdaki cümlelerden hangisiyle tamamlanırsa
düşünce diğerlerinden farklı bir doğrultuda gelişir?
A) Özgür bir birey olmanın gereği, çoktan o bilgenin bize söyle-
diklerini unutmuşuzdur bile
B) Bilgenin dedikleri kulaklarımızda çınlasa da kendi kararlarımı-
zı almanın çekiciliğine kapılırız
C) Sonunda yalnız kalıp derin derin düşündüğümüzde "keşke
böyle yapmasaydım" der dururuz
D) Çünkü her dinlediğimiz söze, etkilendiğimiz her kişiye göre
kararlar almak doğru gelmez bize
E) Başkasının tecrübeleriyle yetinmektense kendi tecrübeleri-
mizle hareket etmek daha doğru gelir bize
(Û /hizyayinlari @/hizyayinlari
7.
8.
4
Bir başkasının, kendinden farklı olanın varlığına tahammül ede-
memenin, mutlaka özgüven eksikliği yaşayanlara has olduğunu
düşünüyorum. Bu tavır bireysel ilişkilerde de gösterir kendini,
toplumsal ilişkilerde de. Birbirini çok yaralamış insanların tari-
hinden geliyoruz ayrıca. Kendini öteki üzerinden tanımlamak
başka şeydir, ötekini düşman bilerek kendini var etmeye çalış-
mak başka şey.
Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak
şöylenmiş olabilir?
A) Özgüven eksikliğinin nelere yol açabileceği konuşunda dü-
şünceniz nedir?
B) Farklılıkların bir arada olamamasının temel nedenini nasıl
açıklayabiliriz?
C) Toplumsal ilişkilerin gün geçtikçe bozulmasının altında yatan
sebep nedir?
D) Yakın ya da uzak çevremizle kurduğumuz ilişkilerin özündeki
duygu ne olmalıdır?
E) İçimizdeki çatışmaların nedenleri ve sonuçları noktasında
bizlere neler söyleyebilirsiniz?
Bir eserin sanat değeri kazanması, sadece "düşünce ve dün-
ya görüşü" İle mümkün olsaydı, Mehmet Emin Yurdakul'un en
büyük Türk şairi sayılması gerekirdi. Öyle ya rahmetlinin bütün
kaygısı, eserine "içinde yaşadığı toplumun damgasını vurabil-
mek"tİ. Eğer sadece Öz yeterli olsaydı bir eserin aslı İle çevirişi
arasında da hiçbir fark bulunmaması gerekirdi. Demek Oluyor ki
"Dil, sadece bir araçtır." diyen Samim Kocagöz yanılıyor. Dilin
edebî eserde bunun ötesinde bir İşlevi vardır. Duygu ve düşün-
ce herkeste var, o hâlde sanatçıyı herkesten ayıran nedir, diye
düşünmek lazım.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine va-
nlabİlİr?
A) Edebî eser ne sadece dil ne de duygu ve düşüncedir, edebî
eser bir bütündür.
B) Eserler değerIendirilirken dikkate alınması gereken en önemli
unsur eserin konusudur.
C) Sanatçı İçinde yaşadığı toplumu anlatabilmek İçin 0 toplu-
mun dilini çok İyi bilmelidir.
D) Dil, sanat eserlerinde düşüncenin aktarıldığı bir iletişim aracı-
nın ötesinde anlam taşır.
E) Çeviri yapılırken eserlerin çevrildiği dilin ve toplumun değer-
lerine uyarlanması gerekmektedir.
Diğer sayfaya geçiniz.