TYT / TÜRKÇE
PARAGRAF DENEME - 16
HIZ
YAYINLARI
10. Edebî eserin en önemli özeliklerinden biri günlük dilden farklı
bir dil kullanmasıdır. Sanatçılar insan ve evrenle ilgili algılarını
sıradan ifade kalıpları yerine özgün benzetme ve sembollerle
kelimelerin şiirsel anlamlarına başvurarak eserlerine taşırlar. Bu
örtük dili çözümleyebilmek için kullandığımız eleştiri yöntemle-
rinin her biri metnin farklı bir yönünü aydınlatır. Ancak metindeki
anlam dünyasını doğru okuyup çözümlemeden değerIendirme-
ler yapmak edebiyat eleştirisini gölgeler. Bir yazara yapılabilecek
en büyük haksızlık, onu ölümsüz kılan metinleriyle ezbere ilişki-
ler kurmaktır.
Bu parçaya göre eleştirmenin bir yazara yapacağı en büyük
haksızlık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştirisinde yazarın ve metnin sadece bir yönüne odaklanıp
diğer yönlerini fark etmemesi
B) Yazarı değerIendirirken onun günlük dilden faydalanabilece-
ğini öngörememesi
C) Her yazarın ve her metnin kendine özgü bir üslubu olduğunu
göz önünde bulundurmaması
D) Yazan tanımakla yetinip metnin anlamına odaklanmadan kli-
şe yorumlar yapması
E) Yazar ile yazdığı metinler arasında bağ kurarken objektif ol-
maması
11. Kediler üzerinde yapılan bir araştırmada kedi ile fare ilişkisine
dair ilginç bulgulara rastlandı. Kedilerin her türlü fareyi avlaya-
rak evleri ve bahçeleri temizlediği düşünülür. Bu, görece küçük
fareler için doğru olsa da görünüşe göre keme ya da lağım faresi
olarak adlandırılan sıçanlar için hiç de öyle değil. Etrafta gezinen
bir kedinin o ortamın sıçanlardan arınmış olduğu izlenimi yarat-
tığı doğru. Ama anlaşılan bunun sebebi kedilerin çok sayıda
sıçanı öldürmesi değil, kediler ortadayken sıçanların pek ortaya
çıkmaması. Araştırmadaki video kayıtları bunu gösteriyor.
Bu parça aşağıdakilerden hangisini doğrulamak için söy-
lenmiş olabilir?
A) Sıçanlar farelere göre daha iri oldukları için kediler tarafından
avlanamamaktadır.
B) Sıçanların davranş biçimleri insanların kafasındaki kedi-sı-
çan algısında yanlış sonuçlar doğurmaktadır.
C) İnsanlar kedileri evlerini ve bahçelerini her türlü zararlı hay-
vanlardan temizlesinler diye beslemektedir.
D) Kediler ve sıçanlar aynı ortamda yaşasalar da hiçbir zaman
birbirlerinin alanlarına müdahale etmemektedir.
E) Sıçanlar, kedilerin av menüsünde görünse de hiçbir zaman İlk
sıralarda yer almaz.
12. ı.
Geçmişte, bulaşıcı hastalıkların nedeni konusunda tama-
men yanlış fikirler mevcuttu. Hacamat, hastayı kusturma ve
gizemli kocakarı ilaçları başlıca çareler arasındaydı. Ameli-
yat lekeleriyle dolu kasap önlükleri giyen cerrahlar farkına
varmadan bir hastadan diğerine hastalık taşıyordu. Kimse,
mikrobun varlığından haberdar değildi.
Mikrobun keşfi, insanlığın belki de en önemli adımı. Yirmi
yıllık bilimsel ustalık, sıra dışı entelektüel cesaret ve amansız
kişisel çekişmelerin ardından doktorlar sonunda hastalıklara
mikroskobik organizmaların yol açtığını fark ettiler ve yıllarca
doktorların bir mikrop taşıyıcısı olduğunu gördüler.
Bu İki parçayla İlgili olarak aşağıdakilerden hangisi şöyle-
nebilİr?
A) I. parçada bir genelleme yapılırken II. parçada bu genelleme-
nin yanlışlığı vurgulanmaktadır.
B) Birbirinden tamamen farklı iki konu hakkında ortak bir görüş
savunulmaktadır.
C) Ortak bir düşünce zaman içerisindeki evrilişine göre ele ala-
rak bir sonuca bağlanmaktadır.
D) I. parçada yanlış inançların önemi vurgulanırken II. parçada
bunun gereksizliği ispatlanmaktadır.
E) Bilimsel tezleri aynı olsa da konu farklı sebeplerle açıklan-
maktadır.
13. Ben yazar olarak yapacağım yemeğin malzemelerini gidip ma-
navdan almam. Kendi toprağımda yetiştiririm. Tohumdan eker,
sular, büyütürüm. Hasat zamanı toplarım. Yapacağım yemek sa-
dece bu malzemelerden yapılır da demem. Bu yüzden kitaplarım
hakkında konuşmam. Ama yine de insanlar hazır malzemeler-
den ya da hazır yemeklerden ortaya karışık bir sofra kurabilir.
Buna da bir şey diyemem.
Bu parçanın yazarının aşağıdakilerden hangisini söylemesi
beklenemez?
A) Tıpkı yemek yapan birisi gibi romancı da her Şeye sıfırdan
başlar çünkü yeni bir Şey yapmak İçin sıfırdan başlamak ge-
B) Bir romanın yorumlanması tamamen tercih meselesi olduğu
için okur isterse kendi öznel yaklaşımıyla romanda farklı tatlar
arayabilir.
C) Kişi, yazmak için içinde bir heves barındırmıyorsa hele de ro-
man yazmak için aradığı ilhamı bulamadıysa işler daha da
zorlaşacak demektir.
D) Kitaplar hakkında konuşup okura saygısızlık yapmaktansa
kitaplardaki lezzetin tarifini onların damak tatlarına bırakmak
daha doğru olur.
E) Bir romanı yazdıktan sonra onunla ilgili tarifler yapmak, kişi-
sel zevkimizi ön plana çıkararak yorum yapmak o romandaki
(Û /hizyayinlari
@/hizyayinlari
zenginliğe gölge düşürür.
5
Diğer sayfaya geçiniz.