TYT / TÜRKÇE
PARAGRAF DENEME - 9
HIZ
YAYINLARI
. Aradan yıllar geçti, uzun yıllar. Kendisinden mi duymuştum yok-
sa bir yazısında mı okumuştum kalmamış aklımda. Demirtaş
Ceyhun ağabey çok ama çok sevdiği Aziz Nesin için yazdığı bir
yazıda "O bir dâhidir." deyince Nesin, "Bir daha yazma böyle
şeyler. Ben de senin dâhi olduğunu biliyorum ama kimseye söy-
[emiyorum." demiş. Böyle kalmış aklımda. Demirtaş ağabeyin
Aziz Bey'e "dâhi" derken amacının dalkavukluk yapmak olma-
dığını herkes anlayabilir. Demirtaş Ceyhun da edebiyatımızın
en iyilerindendi; onun Aziz Nesin'e ilişkin yargısı sevdiklerine
övgüsünde ölçüsüz derecede cömert olmasındandır, yakından
tanıyanlar bilirler. Kaldı ki Aziz Bey'i tanıyan herkesin söylediği
gibi o bence de dâhiydi. En önemli özelliği kendisine yönelik öv-
gülerde son derece serinkanlı oluşuydu. "Büyük inşan" olmanın
birkaç önemli şartından biridir bu.
Bu parçanın anlatımıyla İlgili aşağıdakilerden hangisi şöy-
lenernez?
A) Alıntılara başvurulmuştur.
B) Konuşma üslubuyla kaleme alınmıştır.
C) Birinci kişili anlatım tercih edilmiştir.
D) Pekiştirmeden yararlanılmıştır.
E) Sayıp dökmelere yer verilmiştir.
2.
Aşağıdaki metinlerden hangisi diğerlerinden farklı bir amaç-
la kaleme alınmıştır?
A) Gece boyunca rüzgâr daha da hızlandı, sinsice mısırların
köklerini oydu; mısırlar çaresizce zayıf yapraklarıyla karşı
koymaya çalıştılar ama sonunda rüzgâra boyun eğdiler. Sa-
baha karşı tarlaya girenler, rüzgâra bir daha yenilmenin acısı-
nı birbirlerinin yüzünden okudular.
B) Geceleyin kopkoyu bir karanlık kapladı ortalığı, yıldızlar ha-
vadaki tozu delip yeryüzüne ulaşamadı, pencerelerden sızan
ışık bahçelere kavuşamadan söndü. Evler, ev olmaktan çıkıp
karanlık denen bu canavara karşı birer sığınak oldu.
C) Meraklı parmakları kulağının ardında bir beze keşfetti,
cikler anlamasın diye saçını düzeltiyormuş gibi yaptı. Cebin-
den parçalanmış cüzdanını çıkarırken avuçları alev gibi yanı-
yordu. Son parasını da harcayıp yine günlerce aç kalmanın
korkusu sardı her yanını.
D) Bir şairi; dilinin engin kaynakları, o dilin geçirdiği deneyimler,
yetiştirmiş olduğu öbür şairler, çağdaş şiiri kavrama yeteneği,
daha da ötesi yeni metinler yaratma tutkusu yetiştirir.
E) Kocaman, kırmızı bir nakliye kamyonu toprak yolun kıyısında
durmuş, dikey egzoz borusuyla hafifçe homurdanıyor; ne-
redeyse görünmeyecek kadar ince, çelik mavisi bir duman
çıkarıyordu.
(Û /hizyayinlari
@/hizyayinlari
3.
4.
5.
3
(I) Denizden Yansıyan, Joseph Conrad'ın en çok bilinen, okunan
eserleri arasında sayılamaz. (II) Eser basıldığı yıllarda eleştirmen-
[erin övgülerini almış olsa da okurlardan aynı ilgiyi gördüğünü
söylemek mümkün değil. (III) Kitabı Türkçeye çevirmek isteyen
yayıncılar kitabın ikinci eline dahi ulaşamadıklarını, sonunda ese-
ri dijital onamda bulabildiklerini ifade ediyorlar. (IV) Oysa yazarın
diğer eserleri için bu durum söz konusu değildir. M Eser, yazıldığı
tarihin denizcilik koşullarını ilginç ayrıntılarla süsleyerek deneme
türünde kaleme alınmış. (VI) Denemelerin yazarı her ne kadar bir
edebiyat adamı olsa da okur okuduğu satırların aynı zamanda
bir denizcinin kaleminden çıktığını da anlıyor. (VI[) Bir denizcinin
edebiyat adamı olması da eserin üslubunda kendini gösteriyor.
Bu parça İki paragrafa ayrılmak İştense İkinci paragraf han-
gi cümleyle başlamalıdır?
B) III
Hikâye yazmak hayli güç bir iştir. Güçlüğü oranında nankör-
dür de. Şiirin insanda yarattığı lirik heyecanın ömrü son derece
uzundur. Hikâyede ise bu ömür hayli kısadır. Hikâyelerde insan
yaratmak ya da okurda silinmeyen izler bırakmak zordur hatta
bazen imkânsızdır. Hikâyenin merkezini olay oluşturur. Olayların
aktüel gücünü pek çabuk yitirdiği düşünüldüğünde hikâyelerin
uzun ömürlü olanlarına neden pek ender rastlandığı anlaşılacaktır.
Bu parçaya göre hikâyelerin kalıcı olamamasının aşıl sebebi
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Karakter yaratmanın şiire göre daha zor olması
B) Anlatılan olayların kısa süre içinde güncelliğini yitirmesi
C) Yazma sürecinin son derece zorlayıcı olması
D) Şiire göre insanı heyecanlandırmakta yetersiz kalması
E) Diğer türlere kıyasla nankör bir tür olması
(I) İnsanı insan yapan ögelerin en önemlilerinden birisi şüphe-
siz gülmektir. (II) Gülen inşan, yani dünyaya ve kendisine mizah
duygusuyla yaklaşabilen kişi öfkeli insandan daha olgundur,
daha hazımlıdır. (III) Gülmek zekâ belirtisidir; Albert Einstein'ın
ünlü fotoğrafını bilirsiniz, büyük bilgin objektife dilini çıkarır.
(IV) Gülmenin çok insani bir şey olduğunun, bunun insanın un-
vanıyla ilgili bir durum olmadığının farkındadır. (V) Profesör ne
ününün zedeleneceğinden korkar ne de bilim insanlarının tep-
kilerinden.
Bu parçada anlam bütünlüğünün sağlanması İçin aşağıdaki
değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?
A) III. cümle parçanın başına getirilmeli
B) IV. cümle parçadan çıkarılmalı
C) IV. cümle İle V. cümle yer değiştirmeli
D) II. cümle ile I. cümle yer değiştirmeli
E) I. cümle, III. cümleden sonra getirilmeli
Diğer sayfaya geçiniz.