TYT / TÜRKÇE
26. L
B) ıı-ı-lV-ııı-V-Vl
D) II ıv-ı-v-vı III
25.
Genellikle evrenin uzayda var olan her şey olduğunu dü-
şünürüz_ Ama gerçekte, evren yalnızca gözlemleyebildi-
ğimiz her şeydir _ Gözlemlenebilir evren şim dilik yaklaşık
47 milyar ışık yılı yarıçapına sahiptir. Bu, görebildiğimiz
kadarıyla bunun olduğu anlamına geliyor ancak evren
sürekli genişliyor_ Öyleyse gerçekten, orada başka neler
olduğunu kim bilebilir? Uzay sonsuzdur ve bununla bir-
likte sonsuz olasılıklar vardır. 195TIerden beri fizikçiler,
çoklu evren olarak bilinen başka evrenler olabileceğini
teorize ettiler_ Bu evrenlerin ne olabileceğine ve bizim-
kiyle nasıl karşılaştırıldıklarına dair birçok farklı teori var.
Bunlardan biri kabarcık evrenleri içeriyor ve sonsuz enf-
Iasyon teorisinden bahsediyor. Basitçe söylemek gere-
kirse bu teori esasen uzay ve zaman boyunca meydana
gelen çoklu büyük patlamalardan bahsediyor.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Son teknolojik ürünler görülebilen evrenin ölçümünü
yapabilm ektedir
B) Uzayın bir sınırı yoktur ve ölçülebilmesi mümkün de-
ğildir_
C) Bilim göstermiştir ki evrende ne olduğunu hiç kimse
bilemez_
D) Bilim insanları evrenin tek olmadığına ve pek çok ev-
ren olabileceğine dair farklı fikirlere sahip.
E) Sonsuz evren çok büyük patlamalardan sonra oluş-
muş ve gelişmeye devam etmektedir.
Güneş ışınlarından korunmak amacıyla kullanılan ilk
şemsiyelerden sonra MÖ 1200 yıllarında Antik Mı-
sır'da koruyucu bir niteliği olduğuna inanılan şemsi-
ye, Roma kültürüne Mısır'dan geçti.
İlk şemsiye kullanımına Mezopotamya'da rastlanır.
III Kâğıttan yapılan şemsiyeler reçinelenerek su ge-
çirmez yapılmış ve yağmurdan korunmak amacıyla
kullanılmış.
IV_ Yağmura karşı ilk kullanımın Çin'de olduğu bilinmek-
tedir_
V. Bu süreçte İngiliz burjuvazisi tarafından "Hanway"
olarak adlandırıldı.
VI_ 16_ yüzyıl sonlarında Batı dünyasında yaygınlaşan
şemsiye, Faslı gezgin ve yazar Janas Hanway tara-
fından Londra'da kullanılarak aksesuarın tanınması-
nı sağladı.
Numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluştura-
cak biçimde sıralandığında doğru sıralama aşağıda-
kilerden hangisi olur?
A) ııı-V-ı-lV-ıı-Vl
C) vı ıı-ııı-ıv ı- v
E) -ııı-vı-v
TYT Deneme Kulübü - ı
27.
YAYIN DENİZİ
Hızla gelişim ve değişim yaşanan dünyada baskın ve
yaygın kullanım alanı kazanan diller, kendi var olma
gerekçelerini sağlayan özelliklerden yeterince fayda-
lanamayan dilleri, kullanım ortamlarının kıyısına doğru
sürüklem ektedr_ Dünya dillerinin %96'sı nüfusunun yal-
nızca O/«l'ü tarafından konuşulmaktadır. İnsan olmanın
ayırt edici temel özelliği olan dil kullanma yetkinliği, bi-
linen tarihi içinde önce sözlü/sesli, sonra yazılı/görsel,
şimdilerde de internet-m edya gibi yaygın ve etkin iletişim
araçları üzerinden yaşanmaktadır _ Diller, insanlığın ha-
yatındaki bu önemli gelişm elere etkili biçimde katılmayı
ve ortaya çıkan gerekçelere göre kendilerini konumlan-
dırabilme başarılarıyla var oluşlarını güvenceye almış-
lardır_ Yazılı sürece dahil olmayan pek çok dil, kullanım
dışı kalırken dünyanın yeni iletişim araçları olan internet
ve medyanın etkisine hazırlıklı olmayan diller de hızlıca
kullanım sahasının dışına doğru itilmektedir. Kullanım
alanına yeni giren kavramların yaygınlık kazanması,
dilleri zorlayan etkenlerden biridir. Dil kendi yapısına uy-
gun kavram laştırmayı yapan kadar yabancı dilden gelen
sözcük, kendine belirli bir var oluş alanı oluşturmaktadır_
Bu parçaya göre "dil” ile ilgili aşağıdakilerden hangi-
sine ulaşılabilir?
A)
B)
C)
D)
E)
9
Sözcük üretim imkânları geniş olan diller, karşılaştık-
lan yabancı kavramlara karşılık üretmekte çok fazla
zorlanmaz _
Kimi dillerde kelimeler, sona ek getirilerek türetildiği
için dilin işleyişinde ek düzeni yaygın ve çok yönlü
olarak kullanılabilmektedir_
Dilin varoluş sebebini ve var olma çabasını sürdü-
rebilmesi için kendine özgü özellikleri etkili şekilde
kullanabilmesi gerekir.
Yazma aşamasına geçmiş her dil, bugün internet
kullanırken yeni sözcük oluşturma aşamasında zor-
lanmaktadır_
Sözcük türetme aşamasında her dil, kendi yapısına
uygun sözcükleri oluştururken toplum buna ayak uy-
durmaktadır.
Diğer sayfaya geçiniz.