TURKIYE TARİHİ
TARİ
DERS
OT
Türbe ve kümbetler, hükümdarlar ve önemli devlet adamları için yapılan anıt mezarlardır. Türkiye Selçukluları
mimari eserleri arasında sıkça türbe ve kümbetlere rastlanır. Bunlardan dört duvarının üstü kubbeyle örtülü
olanlara türbe; duvarları silindir veya çokgen; çatıları da konik veya piramit şeklinde olanlarına da kümbet denir.
Önemli kümbetlere örnek olarak Kayseri'deki Döner Kümbet, Ahlat'ta Ulu, Konya'da II. Kılıç Arslan kümbetleri
gösterilebilir.
Saray ve köşkler Türkiye Selçukluları mimarisinin diğer önemli örneklerindendir. Bunların en önemlileri l. Alaed-
din Keykubad tarafindan yaptırılan Kayseri'deki Kubadiye ve Beyşehir Kubadabad yazlık sarayları ile Alanya'daki
kışlık Alaiye sarayıdır.
Darüşşifalar, günümüzde hastane olarak bilinen mimari eserlerdir. Kayseri Gevher Nesibe Darüşşifası, dönemin
en büyük hastanesi idi. Hastanenin yanında bir de öp eğitimi veren okul vardı. Dönemin diğer önemli darüşşifa
ları, Amasya'da Amasya Darüşşifası, Sivas'ta I. İzzeddin Keykavus, Kayseri'de Gıyasiye Darüşşifalarıdır.
Türkiye Selçukluları zamanında, resim ve heykel sanatlarıyla da ilgilenilmiştir. Türkiye Selçukluları, saray kapısı
ve duvarlarını, kale surlarını insan ve hayvan kabartmalarıyla süslemişlerdir. Selçukluların dinî yapılarında çift
başlı kartal, at üstünde avcılık yapan insan kabartmalarına rastlanır.
Hükümdarlık alametlerinden nevbet, saray görevlileri tarafından sarayın önünde her gün belirli vakitlerde ça-
lınırdl.
Mevlevi ve Ahi zaviyelerinde görülen musiki, tasavvuf müziğinin de temelini oluşturmuştur.
Destanlar ve Dede Korkut Hikâyeleri kopuz eşliğinde çalınıp söylenirdi.
Yaygın görülen sanatlardan çinicilik ise özellikle cami, medrese, türbe ve mescitlerin iç ve dış süslemelerinde
kullanıldı.
Ayrıca kumaş, halı ve kilim dokumacılığı, hat sanatı, tezhip (kitap süsleme), ciltçilik, oymacılık ve kakmacılık ile
maden işçiliği de gelişmişti.
Toprak Yönetimi
ö Anadolu Selçuklularında toprakların çoğu Büyük Selçuklularda olduğu gibi devletin malı kabul edilmiştir. Devle-
te ait bu topraklara miri arazi denilirdi.
ö Devlet, toprağın boş kalmaması için çeşitli tedbirler almış ve toprakları halkın kullanımına açmıştır. Böylece
devlet hem tarımsal faaliyetleri desteklemiş ve arürmış hem de ikta arazileri sayesinde hazineye yük olmadan
binlerce asker beslemiştir.
Anadolu Selçukluları ve beylikler döneminde topraklar has arazi, ikta arazi, mülk arazi ve vakıf arazi olmak üzere
dörde ayrılmıştır.
Has Arazi: Geliri hükümdara ayrılan topraklara has arazi denirdi. Hükümdar bu topraklarda istediği tasarrufu
yapabilirdi.
İkta Arazi: Ordu mensuplarına ve devlet memurlarına hizmet ve maaşlarına karşılık olarak verilen toprak-
lardır.
Mülk Arazi: Devlet adamlarına başarılarından dolayı verilen topraklardır. Bu topraklara sahip olanlar üze-
rinde satma, devretme, vakfetme ve miras yoluyla çocuklarına bırakma gibi her türlü tasarrufa sahiptiler.
Vakıf Arazi: Miri veya mülk arazilerinden gelirleri ilmi veya sosyal kuruluşların masraflarına ayrılan topraklar-
dır. Vakıfların özel şartnamelerine vakfiye denilirdi.
www.dizgikitapcom
S"LYALÇIN