TÜRKİYE TARİHİ
ARİ
DERS
OT
olan alet ve ham madde alınır, tezgâhlar kurularak yeni teşebbüsler teşvik edilir, ihtiyacı olanlara yardım edilirdi.
Selçuklular zamanında Kayseri'de ve Kırşehir'de kurulan Ahi teşkilatının yanında Ahi Evran'ın Fatma Bacı lider-
iğinde Türkmen hanımları da kendi aralarında örgütlenerek bir kadın teşkilatı kurdular. Bu teşkilata Bacıyan-l
Rum (Anadolu Bacıları) adını verdiler. Bacıyan-ı Rum teşkilatına mensup olanlar daha çok çadırcılık, keçecilik,
nakışçılık, örgücülük, kilim ve halı dokumacılığı, ipek ve pamuk ipliği üretimini gerçekleştirdiler.
Ahiler;
Üretimi, ihtiyaca göre ayarlamışlardır.
» Kolayca iş değiştiremezler.
» Kalitesiz ve bozuk mal üretemezler.
» Piyasadaki malların fiyatlarını ayarlarlar.
-İbn-i Batuta'ya göre Ahilik
"Ahi" unvanı Anadolu'da evlenmemiş, sanat ve meslek sahibi gençlerden seçilmiş, kendisine reislik payesi ve-
rilmiş önder kişilere verilmektedir. Ahi topluluğuna, "delikanlı, yiğit, eli açık, gözü pek, iyi huylu kişiler" anlamında
Fütüvvet ve "AhiyyetüI-Fityan" unvanı verilmektedir. Ahilerin toplandıkları ve toplumsal hizmet verdikleri yerlere
"Zaviye" adı verilmektedir.
Dini inanış
Türkiye Selçukluları, Moğolların baskısından kaçan Türkmenleri Anadolu'ya yerleştirdiler. Bunlar arasında mu-
tasawıflar da bulunmaktaydı. Mutasavvıflar, yerleştikleri bölgelerde sosyal, kültürel ve dinî alanlarda faaliyet
gösterdiler. Bu faaliyetlerin sonucunda Mevlevilik, Bektaşilik, Ekberilik, Nakşibendilik, Kadirilik ve Rufailik gibi
tarikatlar ortaya çıktı.
Ö Bu mutasavvıflardan Muhyiddin Arabi, Mevlana Celâleddİn-İ RûmÎ, Yunus Emre ve Sadrettin Konevİ görüş ve
düşünceleriyle sadece yaşadıkları dönemi değil daha sonraki zamanları da etkilemiş, Anadolu'da tasavvufun
gelişmesinde, Anadolu'nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında önemli bir rol oynamışlardır.
Hukuk
Türkiye Selçuklu Devleti'nde hukuk, Büyük Selçuklu Devleti'nde olduğu gibi "şeri hukuk ve örfi hukuk" olmak
üzere iki kısımdan oluşuyordu.
Şeri hukuk sisteminde kadılar, din ve hukuk ile ilgili işlerde yetkili idiler. Evlenme, boşanma, nafaka, miras, hırsız-
ilk gibi davalara kadılar bakar, kadıların başkanına kadiü'l kudat denirdi. Başkent Konya'da oturan kadiü'l kudat,
bütün kadıları denetleme yetkisine sahipti.
Örfi hukuk sisteminde mahkeme, devlete isyan etme, devletin düzenini bozma ve kanunlara uymama gibi siyasi
suçlarla ilgili davalara bakardı. Bu türden davalara bakan mahkemelerin başkanına emir-i dad denirdi. Emir-i
dad, geniş yetkilere sahipti. Veziri ve divan üyelerini yargılama ve tutuklama yetkisi vardı.
Ticaret
Türkiye'nin coğrafi konumu nedeniyle, transit ticaret yollarının önemini kavrayan Türkiye Selçuklu sultanları
kara ticaretini, deniz ticaretine bağlamak için Sinop ve Antalya gibi liman şehirlerini ele geçirerek bu liman şe-
hirlerine Türk tüccarlar yerleştirdiler.
ö Türkiye Selçukluları, İran, Gürcistan, Bizans İmparatorluğu, Venedik, Floransa ve Arap ülkeleriyle ticaret yapar-
lardl. Onlara canlı hayvanlar, hayvan ürünleri, yün, tiftik, ham ve işlenmiş deri, deriden yapılmış eşyalar, dokuma
sanayi ürünleri, ipek, demir, bakır, şap ve kereste satarlardı.
Türkiye Selçuklu sultanları ticaretin gelişmesi için şehirler arasında yollar, köprüler, hanlar ve kervansaraylar
yaptırmıştır.
wwwdizgikitap.com ş '
75
SehMLYALÇlN