TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
T.C. MİLLİ EĞİTİM
BAKANLIĞI
Hikâye
Küçük İstasyon binasının arkasında, battal bir hatta çekilmiş,
eski bir vagonda kalıyorduk. Vagondan ev. Babam erkenden
işe giderdi. Ben uyandığımda yoktu yani. Annem o sırada
dışarıda Olurdu. Tavuklara yem veriyor tabi. Kızardım ona.
Beni bekle, beni uyandır, birlikte yem verelim diye. Dışarıda
yakıcı bir güneş vardı. Yazın güneş, kışın kar. Doğuda bir
yerlerde Olmalıydık. Annem vagon evin önüne bir bahçe kur-
muştu. Vagonun çatışına çekilmiş iplere dolaşık ebruli, mavi
kahkaha çiçekleri, cennet süpürgeleri, gecesefaları, kadifeler
hatta teneke kutulara dikilmiş iki de karanfil vardı. Havalar şe-
rinleyince karanfilleri Çeri alırdık. Vagon evin ırmağa bakan
yüzüne bir pencere açılmıştı. Karanfilleri onun önüne koyar-
dik. Sabah uyandığımda, pencereden sızan güneş gözlerimi
kamaştırır; ortalığı bir karanfil kokuşu kaplardı.
Bu parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi kul-
AYT
2.
ADIM
- Giriş
3.
4.
Yıllardır bu tozlu, Örümcekli karanlığa çıkmamıştı. Işığı gören
bazı böcekler kaçıştılar. Korktu, çıkmasa mıydı acaba? Fakat
yararlı olacağını düşünmek kuvvetlendirdi onu. Gerçekten
yardım etmek miydi bu? Acele etmeliydi Öyleyse. Feneri ya-
kın bir yere tuttu. Annesiyle babasının resimleri... Aralarında
eski bir ayakkabı torbası, kırık birkaç lamba. Ne kadar da
sevmişlerdi birbirlerini? Torbayı karıştırdı ve nihayet aradı-
ğını büldU: Mezuniyette giydiği 0 kırmızı elbise. Nişanda ne
giyeceğine karar veremeyen kızı bunu beğenir miydi?
Bu parçada aşağıdaki çatışma türlerinden hangisi vardır?
A) inşan İle inşan
C) İnşan ile kendisi
B) inşan İle toplum
D) İnşan ile doğa
lanılmıştır?
A) EPik - Fantastik
C) Kanıtlayıcı - Mizahi
B) Lirik - Emredici
D) Açıklayıcı - Tartışmacı
E) Oyküleyici - Betimleyici
Her tarafa taşkın bir şeftali rayihasının dolup sindiği dur-
2.
gun sıcak günlerde işsizler takım takım kasabadan inerler,
ırmakta yıkandıktan sonra gelip gölgeli çimenlerde yatarlar-
dl. Yüksek dallardaki fazla Olgun, ballı şeftaliler şaplarından
kurtularak dolgun, yumuşak bir sesle yerlere, çimenler içine,
yatanların üzerine mütemadiyen yavaş yavaş dökülürdü.
Toplamakla biter tükenir Şey değildi. Mahsulün yansı ağaç-
larda kalır, böyle pişip oldukça aheste aheste toprağa düşer,
karışır, kaybolurdu. Kasabanın çocuk çığlığıyla dolu, gübre
kokulu kızgın sokaklarından kurtulanlara bu kuytu, loş, rayi-
halı yerler ne tatlı gelirdi.
Bu parça İle İlgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)
B)
C)
D)
E)
Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.
III. kişi anlatımı vardır.
izlenimsel betimleme yapılmıştır.
iç konuşmaya yer verilmiştir.
Hakim bakış açışl kullanılmıştır.
E) İnsan ile teknoloji
İzmir'e gitmek İçin evvela Konya'dan Otobüse binmek lazımdı.
Beyşehir, Karaağaç, Ödemiş üzerinden iki üç günde varılıyor-
du. Yol parası beş lira idi. İzmir'e varınca hemşehrileri bulup
Ötesini onlardan öğrenmek lazımdı. Delikanlı bunun üzerine
yol parası tedarikine çıktı. Fakat evindeki eski bir çifteye bir
liradan fazla veren bulunmadı. Beş lira gibi mühim bir parayı
köyde bir araya getirebilmek, bir hafta uğraştığı hâlde, müm-
kün Olmadı. Ne yapacağını şaşırmış bir hâlde iken bakkalın
oğluna rastladı. Bu çocuk bir zamanlar babasının yanından
kaçıp şoför muavinliği yapmıştı. Kendisine akıl Öğretti: "lülen,
şen deli misin? Otomobile de para mı verilirmiş?..” dedi ve
ona, şoföre yarım lirayı peşin verdikten sonra bir daha beş
para vermemesini, İzmir'e yaklaştıkları zaman usulca arka-
dan atlayarak tüymesini, İzmir'e yayan girmesini söyledi.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi
söylenemez?
A) İç konuşma tekniğinden yararlanılmıştır.
B) İlahi bakış açısı ile yazılmıştır.
C) Olay hikâyesinden alınmış bir metindir.
D) Olaylar kronolojik olarak sıralanmıştır.
E) Yöresel dillin özellikleri görülmektedir.
31