TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI
6.
7.
8.
18
(l) Kuyucaklı Yusuf, o zamana kadar öykü yazarı olarak bili-
nen Sabahattin Ali'nin 1937 yılında yayımlanan ilk romanıdır.
(II) Eşer, Okuduğum Türk romanları içinde ayrıntıların en mü-
kemmel, en ustaca kullanıldığı romanlardan biri. (III) Sabahattin
Ali'de inanılmaz bir gözlem gücü, inanılmaz bir bellek var;
Kuyucaklı Yusufta çizdiği dünyanın böylesine renkli, sıcak
ve inandırıcı olması bence, büyük ölçüde yaşantısından ge-
len gözlemlere, ayrıntılara bağlı. (IV) O pek önemsizmiş gibi
görünen küçük küçük ayrıntılar, romana tam bir somutluk
kazandırıyor. (V) Birdenbire kendinizi anlatılan kasabada,
olayların ve insanların arasında buluveriyorsunuz; romandaki
dünya, sanki romanın çerçevesini kırıp dışarıya fırlıyor, sizin
dünyanızı renklendiriyor.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisi kanıtlana-
bilirlik açısından diğerlerinden farklıdır?
9.
10.
1. ADIM
Ben ise daima şunu söylüyorum; belirli bir türde metni beğen-
meyebilirim, bir eseri beğenmeyebilirim, bir akımı beğenme-
yebilirim ama onu en iyi yazan adamın hakkını teslim etmem
lazım. Ben bunu beğenmiyorum, bu benim anlayışıma aykırı
ama eğer bu anlayışın da iyisini okumak istiyorsanız, iyisini
öğrenmek istiyorsanız yazarın hakkını vermek lazım.
Bu parçada sözlerine yer verilen eleştirmenin görüşleriy-
le aşağıdakilerden hangisi Örtüşür?
B) II
C) III
D) IV
A)
B)
C)
D)
E)
Ne yapılırsa yapılsın eleştirinin her zaman öznel bir yanı-
nın olduğunu ve böyle yazılması gerektiğini düşünürüm.
Yetiştiğim ve kabullendiğim değerlerden Ödün vermeye-
rek yalnızca kendi fikirdaşlarımın eserlerini ele alıp de-
ğerlendiririm.
Kendi zevkime uygun ya da kendi zevkime aykırı bir ese-
ri değerIendirirken iyi bir sanatçı karşısında isem objektif
olmak zorundayımdır.
Ait olduğum sanat grubunun ölçüleri beğenilerimi şekil-
lendirir ve incelediğim her eserde bu beğenileri ararım.
Bir metinle ilgili "hoşlanıyorum" veya "hoşlanmıyorum”
hükümlerinden biri ağır basıyorsa o eser hakkındaki dü-
şünceme ulaşmışımdır.
Yazar bulanıklığı ne kadar net anlatabilir ki? Ya da bulanıklık,
açıklıkla ve rahatlıkla anlatılabilir mi? Karanlığı anlatanın bazen
karanlıkta kalması gerekmez mi? Ne diyordu Nietzsche "Herkim
Bu parçadaki altı çizili ifade İle aşağıdakilerden hangisi
aynı doğrultudadır?
A) Kusurları düzeltmeye çalışan, zamanla kendi kusurlarını
yaratabilir.
B) Çevrenizdeki yanlışları düzeltmeyi kendinize ilke edinme-
lisiniz.
C) Yok Olan her kötülük yeni bir kötülüğün başlangıcıdır.
D) Yaşamak için bir nedeni Olan herkes bir sıkıntının üste-
sinden gelir.
E) Doğrular ve yanlışlar yoktur sadece yorumlar vardır.
Romanlarında yer yer ince bir zekâdan, sevimli bir espriden doğ-
ma Olayların zaman zaman yarattığı gerilimi yumuşatan, Ölçülü
bir mizah unsurunun da yer aldığını kaydetmek gerekir. Bu mi-
zah unsurunu yazar, tenkit ettiği karakterleri gülünç durumlara
sokarak hırpalamakta da başarı İle kullanır. Güçlü bir gözlemcili-
ğe dayanan bir realizmin cazip bir romantizmle karıştığı romanla-
rında, çok samimi bir üslupla çok doğal bir konuşma dilinin hâkim
Olduğu görülür. Yazarın anlatımda ve psikolojik tahlillerdeki gü-
Cüne de ayrıca işaret etmek gerekir.
Bu parçada sözü edilen yazarla İlgili aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
Kolombiya'da uluslararası bir film festivali vardır. Önemli ba-
kanlar, başbakan, ülkenin önde gelen bürokrat ve aydınları
ve tabii ki Gabriel Garcia Marquez de ordadır. Açılış dolayı-
sıyla konuşmalar yapılacaktır. Önce kültür bakanı çıkar:
Sayın Marquez, başbakan ve değerli konuklar. Hepiniz
hoş geldiniz.
Ardından konuşmasını sürdürür. Ondan sonra şazı eline baş-
bakan alır:
— Sayın Marquez, Şili devlet başkanı, kültür bakanı ve
gıdeğer konuklar!
O da bitirir ve Şili devlet başkanı bir konuşma İçin çıkar:
— Sayın Marquez, Kolombiya devlet bakanı ve herkese hoş
geldiniz diyorum.
Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek bir
yargıdır?
A)
B)
C)
D)
E)
Konuşma dilinin canlılığını yansıtmayı başarır.
Eserlerinde mizah ögesi ve ince espriler yer alır.
Eleştirdiği tipleri acımasızca yerden yere vurur.
Realizm ve romantizm romanlarında iç içedir.
Bozulan insani ve ahlaki değerleri konu alır.
A)
B)
C)
D)
E)
Yazınsal dilin kullanımı sanatçıya bağlıdır.
Sanatçılar eserleriyle topluma tercüman olurlar.
Bazı ülkelerde sanatçılar, herkesten önde gelmektedir.
Başarılı yazarlar için yazma eylemi tutkuya dönüşmüştür.
Devletleri yönetenler bilim ve sanata önem vermelidir.