TEST - 5
7.
8.
9.
Soru kökünde verilen "kişisel olmaktan kurtulabilen
hiçbir sanat eseri yoktur" sözünden yola çıkarak "sa-
nat eserlerinin yaratıcısından yansımalar barındırdığı,
öznel olduğu, nesnel olmadığı vb.' anlamlar çıkarabi-
liriz. Parçadaki "Gözlemleyen kişi, gözlemlediği şayi
her zaman kendi açısından ve kendine göre görmeye
mahkûm olduğu İçin tam olarak nesnel olamaz. Sa-
natÇ1 gözlemlediği şeyden bir dereceye kadar kendini
ayırabilir. Ancak bu da onu kişisel değer yargılarından
uzaklaştıramayacağından hiçbir eseri yazarının dünya
görüşünden bağımsız olarak ele alamayız." cümleleri
de bu görüşü destekler. Ancak, D seçeneğinde verilen
"Sanat eserlerinin şahsi fikir ve hislerden kurtulması
gerektiği" sözü, soru kökünde verilen sözden de par-
çadan da çıkarılamaz.
CEVAP: D
Soru kökünde verilen 'Ör adım dahi ilerleyememesi'
sözü, tanıtılan kişide bir gelişme olmadığını gösterir.
Olduğu yerde sayan bir kişidir tanıtılan yazar. Bu çıka-
rımları parçadaki "Beş sene önce yazdığı romandaki
savruk dili nasılsa şimdi de Öyle. Konu bütünlüğündeki
kopukluklara girmiyorum bile!' sözleri de desteklemek-
tedir. Sadece konuda değil, üslupta da bir adım dahi
İlerleyemediğini, gelişme gösteremediğini anlarız.
CEVAP: C
parçada sözü edilen yazarın pek çok niteliği bir arada
barındırdığını görüyoruz. Özellikle yazarlık konusunda
bir hayli beğenilen yazarın "deneme ve hikâye yazıla-
rında" bir karşılaştırma yapıldığını ve deneme yazıla-
rında daha üstün, yetkin, başarılı olduğunu anlıyoruz.
Özellikle soru kökünde verilen "gölgede bırakım'
sözü, karşılaştırmada üstünlüğü, yetkinliği verir.
CEVAP: A
10.
11.
12,
ÇÖZÜMLER
parçada "sosyal medyada ya da edebiyat sitelerinde
kitap tanıtan insanların çok Önemli bir İş yaptıkları"
üzerinde durulduğunu görüyoruz. Altı çizili sözle şunu
anlamalıyız: "Bir inşan, bir şey şimdiden kazanç gö-
züyle görülüyorsa İleride daha da değerli, başarılı, ka-
zançll olacaktır." Bu çıkarım, parçadaki "Ortaya Öyle
bir dünya koyuyorlar ki edebiyatın yatağını, akış hızını
belirliyorlar. Giderek kan kaybeden okuma kültürümüz
ve eleştiri denizimiz onlarla canlanacak gibi. Bu kişileri
takibe almakta fayda olduğunu düşünüyorum..." sözle-
çiyle de yoğun bir biçimde desteklenmektedir.
CEVAP: D
Deyimler, kalıplaşmış mecazlı sözlerdir. Soyut bir du-
rumu somutlaştırmaya yarar. Mecazlı her söz deyim
değildir. Deyim olması için kalıplaşmış bir söz Öbeği
olması ve literatüre girmesi gerekir.
parçada I numarayla verilen "el değmemiş" sözü, "do-
kunulmamış, tahrip edilmemiş" anlamında bir deyimdir.
II numarayla verilen "göz alabildiğine” sözü, "gözün
görebileceği en uzak yerlere kadad' anlamında bir
deyimdir. III numarayla verilen söz, gerçek anlamını
koruyan bir sözdür ve deyim değildir. IV numarayla ve-
rilen sözde "zengirü' sözcüğü 'Çeşitli" anlamında me-
caz anlam kazanmıştır, V numarayla verilen "ruhunuzu
arındırmaya" sözündeki arındırmak" sözcüğü, mecaz
anlam kazanmıştır, deyim değildir.
CEVAP: A
"geçmişi tazelemek" sözü, kişinin "geçmişi yeniden
yaşadığını" çağnştırır. "tazelemek" sözcüğünü, 'Yeni-
temek" anlamında günlük hayatımızda da sıkça kul-
banılır. (Çayınızı tazeleyeyim mi? yenileyeyim mi)
Parçadaki "...ne yaşadıkları günün tadını çıkarırlar ne
de gelecekten beklentileri vardır" sözleri de bu anlamı
çıkarmamızı sağlayacaktır.
CEVAP: B
43