Örnek Soruyu Değiştir

TEST - 112 q C ARI 5. Sunucu: 3) Yönetmen: — İlk iki filmim iyi de kötü de olsa sonuçta aynı şeyle ilgiliydi. Ro- manı beyaz perdeye uyarlama kararı, türe duyduğum bir yakın- lıktan değil. Yazarın, bana yakın gelen bir sorunu, insanın kendi kaderinin sınırları içinde karşılaştığı engelleri aşmasını anlatma- sı dikkatimi çekti. Sunucu: Yönetmen: — Bilim kurgu alanında çalışmak büyük bir incelik ve samimiyet gerektirir, özellikle de perspektif sorunundan söz ediyorsanız. Bilim kurgu uyarlamaları benim için ikincil bir mesele. Önceli- ğim, uyarlamanın iletisini okura ulaştırmayı başarmak. Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sı- asıyla getirilmelidir? A) I. Önceki filmlerinizden vazgeçip Solaris'i uyarlamaya yönel- meniz sinema dünyasında nasıl karşılandı? II. Filminizde bilim kurgu türünün özelliklerine yer vermek- le neyi amaçladınız? B) I. Uyarlamak istediğiniz Solaris romanına ilginiz ne zaman ve nasıl başladı, bunun yaşamınızdaki yeri nedir? II. Solarisfin uyarlamasında filmdeki başkarakterin psikolo- jisi üzerinde durmanızın bir nedeni var mıdır? C) I. Bilim kurgu uyarlamasında zorlanmanızın sizin için ifade ettiği anlamı biraz açar mısınız? II. Solaris romanını sinemaya aktarırken örnek aldığınız baş- ka uyarlamalar oldu mu? D) I. Film uyarlamalarınızda bilim kurgu türünün sürekli öneril- meşini neye bağlıyorsunuz? II. Sizi ilgilendiren konuyu Solaris romanı üzerinden uyarla- ma düşüncesi nasıl ortaya çıktı? E) I. Edebiyat dünyasında birçok yapıt olmasına rağmen neden özellikle bilim kurgu romanı Solari]i seçtiniz? II. Türe kayıtsız olduğunuzu vurgulasanız da sizi ilgilendiren konuyu bilim kurgu türünde uyarlamak istemez misiniz? Özel Bölüm q 6. 7. Friedrich Nietzsche, "Bütün genellemeler yanlıştır." derken ba- şına "bu da dâhil" ifadesini eklemeyi de ihmal etmez. Çünkü onun da bir genelleme olduğunun ve dolayısıyla onun da yanlış olduğunun farkındadır. Nietzsche'nin bu sözle istediği, hiç- bir genellemenin düşüncesidir. Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden han- gisi getirilmelidir? A) B) C) D) E) vurgulamak - doğru olmadığı yaygınlaştırmak - yadsınmadığı aktarmak - gizlenemeyeceği anlatmak - aykırı düşmediği onaylamak - tutmayacağı PRRRGRRFın RITffll Bazen kurduğumuz cümlede kullandığımız Türkçe bir kelime, kastedilen anlamı yeterince yansıtmaz. Bu durumda köken ba- kımından yabancı olan bir kelimeyi kullanmak zorunda kalırız. Örnek olarak anmak fiilinden ad yapma eki "-1" ile türetilmiş anı, yapıca doğru olduğu gibi anlamca da hatıra kelimesine karşılık olarak gösterilmiştir. "Hatıralarını yazmış." yerine "Anılarını yaz- mış." örneğinde olduğu gibi bu iki cümle anlamca örtüşürken "Bu kolye annemden bana bir anıdır." cümlesinde "anı"dan çok "hatıra” cümleye daha uygun düşmektedir. Edebî bir ifade elde etmek amacında olanlar bu durumda hatıra kelimesini tercih eder. Aslında burada olduğu gibi hatıra kelimesinde saklı olan bir de yadigâr anlamı var. Hatıra, edebî tür olarak aynı zamanda bir terimdir. Ancak günümüzde yazılı anlatımlarda, gündelik ya- zılarda, halk dilinde, basında, televizyonda bu kelimenin kulla- nımına hiç dikkat edilmiyor; ağızlara sakız olması nedeniyle öne- mi ve anlamı kalmamış bir kavrama dönüşmüştür. Yerli yersiz kullanılarak bağlamından koparılmıştır. Bu parçada altı çizili sözle anıyla ilgili olarak anlatılmak iste- nen aşağıdakilerden hangisidir? A) Dilimizdeki yerini ve önemini koruyamadığı için eski popü- lerliğini yitirmiş bir terim olduğu B) Önemli bir edebî terim olmaktan çıkıp gündelik anlamlar ka- zanmış işlevsel bir sözcüğe dönüştüğü C) Zaman içinde farklı alanlarda da kullanıldığı için tanımlan- maşının zorlaştığı D) Yaygın olarak kullanılması nedeniyle asıl anlamını yitirdiği ve içinin giderek boşaltıldığı E) Sosyal çevrelerdeki farklı kullanımları nedeniyle edebiyatta- ki tanımının da değiştiği 203