Test
0
PEKİŞTİRELİM
Paragrafta Konu ve Ana Düşünce
3.
4.
ABD'li suç psikologu Philip Zimbardo; 1969'da yaptığı bir de-
neyde suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yük-
sek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine 1959 model
birer otomobil bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı.
Olup bitenleri gizli kamerayla izledi. Bronx'taki otomobil üç gün
içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyun-
ca kimse dokunmadı. Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi, sağ-
lam kalan otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı.
Daha ilk darbe indirilmişti ki daha önce arabaya hiç dokunma-
mış olan çevredeki insanlar da yağmaya dâhil oldu.
Bu parçada sözü edilen deney, aşağıdakilerden hangisini
ortaya koymak İçin yapılmış olabilir?
A) Şehir yaşantısında belli standartları yakalayan, refah düzeyi
yüksek topluluklarda insanlar çevrelerine uyum sağlamaya
çalışır.
B) Toplumsal düzeni bozan her türlü tavır ve davranış, insan-
ların gerçek yüzünü görmemizi ve onları daha iyi tanımamı-
zı sağlar.
C) İnsanların İyi ya da kötü, verdikleri tüm kararlarda çevresel
baskı, belirleyici bir faktör olarak kendini gösterir.
D) Herkes tarafından tanık olunan küçük bozulmalar, düzen-
sizlikler derhâl giderilmediğinde diğer insanlara da yayılır.
E) Suçun niteliği, önceden belirlenmiş ilkelerle değil; suçun
toplumu etkileme derecesiyle ölçülür.
İyi bir polisiye roman aşla sadece suçu kimin işlediğiyle İlgili de-
ğİldİr. polisiye, türünün doğası gereği inşanlar arasındaki İleti
şim zemininin altını oyan kötülüğü, yozlaşmayı ve bunların ya-
şandlğl aile, Okul, bürokrasi gibi kurumları ele alır. 1930'larda
çok popüler Olan, tek bir malikânede geçen, dış dünyayla İliş-
kişi yokmuş gibi görünen "kapalı oda" polisiyeleri bile aristok-
rat sınıfa dair bir eleştiridir. Polisiye türü zaman içinde bu yılların
üstü örtülü ve dar kapsamlı eleştirilerinden uzaklaşmıştır. Sah-
te toplumsal huzur ve düzeni doğrudan ele alan bir yönde kim-
lik kazanmıştır.
Bu parçada polisiye yapıtlarla İlgili vurgulanmak istenen aşa-
ğldakilerden hangisidir?
5.
6.
Yaşadığımız çağın dayattığı zaman anlayışına bilerek ya da bil-
meyerek destek veriyoruz ancak bu durumun bizi düze çıkar
mayacağl da aşikâr. Oldukça Obur ve sabırsız Olan bu hız çağı,
meramımızı üç beş cümleyle anlattırmaya zorlarken dostlukları
ve arkadaşlıkları da en asgari İlgiyle ayakta tutturmanın kibrini
kimseye kaptırmayacak nitelikte. Her bir Şeye yetişmenin zor-
luğu ve Oburluğu zamanı verimli kullanmanın kurallarını nere-
deyşe her gün güncelleyerek kışa ve Öz Olanı revaçta tutuyor.
Edebiyat Çin de geçerli bu. Öykü, şimdilerde burnundan kıl al-
dlrmayan romanı tahtından indirecek. Son dönemlerde Olduk-
ça nitelikli ve çok sayıda Öykü kitabının yayımlanması bu İşaret
lerden sadece birisi.
Bu parçadan
l. Doyumsuzluğun ve aceleciğin yaşama hâkim Olması, İnşan-
lar arasındaki iletişim sürelerinin kısalmasına yol aqnaktadır.
II. Çağımızda yaşamın hızlanmış olması, insanların edebiyat
türleri üzerindeki seçimlerini etkilemektedir.
III. insanların kendilerini çok yönlü geliştirmesi, bir alanda de-
rinleşmelerine ve uzmanlaşmalarına engel olmaktadır.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
D)lvell
C) Yalnız III
E) II ve III
Klasik Öykü anlayışında ağırlık "konu" üzerinde yoğunlaşır. Bu-
nur hem bizim edebiyatımızda hem de dünya edebiyatında pek
çok Örneğ vardır. Yeni öykücülerimizin bunu aşması gerekir. Öy
künün ilginçliği, sürükleyiciliği yalnızca "konu"ya yaşlanmama-
Ildır. Öykü ancak "okunarak" beğenilmeli; bir başkasına konu
su özetlenip anlatılınca öykü, öykülüğünü yitirmelidir. Ama okur,
öyküyü okumaya başlayınca elinden bırakamamalı; bir solukta
bitirebilmelidir.
Bu parçada yazarın anlatmak istediği aşağıdakilerden han-
gişİdİr2
A)
B)
C)
D)
E)
Türün doğuşundan itibaren hızlı bir gelişim seyri gösterdiği
Sınırlı bir çevrede geçen yapıtların Okur tarafından pek ter
cih edilmediği
Sosyal eleştirinin yapıldığı bir niteliğe sahip olduğu
İnsanlann, hatalarından ders almasını sağladığı
Kasik dedektiflik anlayışının yazınsal bir anlayışla harman-
landığı
A)
B)
C)
D)
E)
Oykücülerimizin kendilerine özgü bir üslup geliştirmeleri ge-
rekir.
Öykücü, bir Öyküyü konuşu dışında anlatımıyla da Okunur
kılmalıdır.
Bir Öykünün sadece konuşuyla okurun dikkatini çekebilme-
si olanaksızdır.
İyi bir öykü, özetlendiğinde bile edebî değerini yitirmez.
Bir öykücü, kendinden önceki geleneği karşısına almadan
"yeni" sıfatını hak edemez.
5-0
102