Test
BİLGİ FELSEFESİ - II
3.
4.
2.
Dört kurbağa nehrin kıyışında yüzen bir kütüğün üstüne
oturmuşlardı. Kütük birden akıntıya kapıldı ve yavaşça
nehrin aşağısına doğru sürüklenmeye başladı. Kurbağalar
memnundular ve meraklanmışlardı. Çünkü daha Önce hiç
gemi yolculuğu yapmamışlardı. Bir süre sonra birinci kur-
bağa konuştu ve dedi ki: "Bu gerçekten harika bir kütük.
Sanki canlıymış gibi hareket ediyor, Daha Önce hiç böyle
bir kütük görülmemiştir." Sonra ikinci kurbağa konuştu ve
dedi ki: "Hayır dostum, kütük diğer kütükler gibi ve hareket
etmiyor. Hareket eden nehir. Nehir denize doğru koşuyor ve
bizi de kütükle birlikte sürüklüyor." Ve üçüncü kurbağa ko-
nuşup dedi ki: "Ne kütük ne de nehir hareket ediyor. Çünkü
düşünce olmadan hiçbir Şey hareket etmez." Ve üç kurbağa
aslında neyin hareket ettiği konusunda çekişmeye başladı-
lar. Kavga giderek hareketlendi ve gürültü arttı ama bir türlü
anlaşmaya varamadılar. Bunun üzerine o zamana kadar
sessiz kalıp dikkatle onları dinleyen dördüncü kurbağaya
döndüler ve onun fikrini sordular, Ve dördüncü kurbağa dedi
ki: "Her biriniz haklısınız ve hiçbiriniz hatalı değilsiniz." Kü-
tük, su ve düşüncelerimiz, hepsi hareket ediyor.
Bu öykü aşağıdaki düşüncelerden hangisine örnektir?
A) Sezgisel kavrayışın bilgiye kaynak olduğuna
B) Deneyimlerin bilgide tek belirleyici olduğuna
C) Doğru bilgiye ulaşılamayacağına
D) Bilginin kaynağının duyum değil akıl olduğuna
E) Bilginin eğitim yoluyla kazanıldığına
Laf kıtlığında bir tanıdığı sormuş:
Hoca etendi, acaba dünya kaç arşındır?
O şırada bir Cenaze geçiyormuş. Hoca, cenazeyi gösterip:
"Ona sorun!" demiş. Ölçmüş, biçmiş, gidiyor.
Bu hikâyede anlatılanlara göre hocanın verdiği cevap
bilginin kaynağı konusunda aşağıdakilerden hangisini
işaret etmektedir?
A) Rasyonalizm
B) Empirizm
C) Kritisizm
D) Entüişyonizm
E) Pragmatizm
İnşan bilinç sahibi bir varlıktır. Her fırsatta bilgisini doğrula-
maya çalışır. Örneğin "Bu bir evdir." dediğimizde daha ön-
ceden edinmiş Olduğumuz bilgiyi dile getirmiş Oluyoruz. Bu-
rada önemli Olan zihnimizde tasarladığımız Şey ile gerçekte
gördüğümüz şeyin örtüşmesidir, Dış görünüşe bakarak ev
dediğimiz şeyin içinde, şeri hâlde buğday Öğütülüyorsa bu
bir ev değil değirmendir. Demek ki bilgimiz doğrulanmamış-
tır, Şayet bir ev ise doğrulanmıştır.
Buna göre doğruluk nasıl tanımlanır?
A) Zihindeki kavramlar arası tutarlılıktır.
B) Tümel uzlaşımla elde edilmiş yargılardır.
C) Akli kavramlarıyla kanıtlanmış önermelerdir.
D) Düşüncenin gerçekle uyuşmasıdır.
E) Gözlem ve deneye dayalı açıklamalardır.
Dine pek inanmayan sabun imalatçısı, bir din adamına:
'Sizin anlattığınız dinin dünyaya iyilik getirdiği görülmüyor.
Dünya aradan geçen bunca yüzyıla rağmen hâlâ kötü in-
sanlarla dolu." demiş. O sırada çamur içinde oynayan kü-
çük bir çocuğun önünden geçiyorlardı. Din adamı dedi ki:
'Sabunun da dünyaya pek fazla iyilik getirmediği anlaşılıyor.
Zira dünyada hâlâ pek çok pislik, pek çok pis insan var." Sa-
buncu itiraz etti: "Ama sabun kullanıldığı zaman faydalıdır."
Din adamı bunun üzerine: "Evet din de Öyle. Uygulanırsa ve
yaşanırsa dünyaya iyilik getirir."
Bu parçada bilginin doğruluk ölçütü olarak aşağıdaki-
lerden hangisi kullanılmıştır?
A)
Tutarlılık
B)
Apaçıklık
C)
Uygunluk
D) Fayda
E)
Tümel uzlaşım
z
o
49