Örnek Soruyu Değiştir

SUMMANI (19. YUZYIL) Erzurumludur. Hayatını çoban-lıkla kazan- mış, hayalî sevgilisi Gülperi'yi bulmak için Kafkasya, İran, Afganistan, Hindistan ve Tu- ran'ı dolaşmış; bulamadan geri dönmüştür. Şürlerhde hem mız hem hece Ölçüsünü kul- lanmış; aruzla methiye ve münacatlar, hece İle de koşma. deş- tan ve dinî şiirler yazmıştır. RUHSATİ (19. YÜZYIL) -j Sivaslıdır. •Rthşati oluak bilirm âşıklk kolunu kurmuştur. En ünlü çırağı Âşık Nok- sârüdir. -j Saz çalamamakla birlikte şiirlerini doğaçla- ma söyleyen "badeli" bir âşıktır. Saz çalma- dan şür söyleme geleneğini başlatmıştır. —j Bektaşi dervişi olan şairin tasavvufi şiirleri vardır. Sade ve akıcı bir dille söylediği taşlarnaları ünlüdür. İlj Uyak ve redif kullanmayı bir ustalığa dönüştürmüştür. —j Hece ölçüsünün yam sıra aruzla da şiirler söylemiştir. NOT Halk edebiyatı sanatçılarından Köroğlu, Karacaoğlan, Dada- loğlu ve Pir Sultan Abdal aruz ölçüsünü hiç kullanmamıştır. HATIRLATMA Currthuriyet Dönemi'nde eser veren halk edebiyat sanatçıları 0 dönem İçinde (sayfa 153-154) değerlendirilecektir. C. DINI-TASAVVUFI HALK şllRl (TEKKE ŞİİRİ) Tasavvuf; Islam dininin ilkelerini, düşünce ve duyuş felsefesi- ni halka yaymak amacı taşıyan bir din felsefesidir Bu felsefe- de temel amaç, kişinin nefsinden ve günahlarından annması; varlığını yalnızca Allah'a Özgü kılmasıdır. Belli bir tasavvuf ekolüne, bir tarikata bağlı şairlerin halk ede- biyatı şiirinin biçim özelliklerinden faydalanarak yazdıkları şi- İrlere dinî-tasavvufi (tekke) halk şiiri adı verilin Tasavvuf şiiri, İslam düşüncesinin duygu ve duyuş düzeyinde sanata ve şi- İre yansımış biçimidir, 12. yüzyılda Türkistan 'da yaşamış Hoca Ahmet Yesevî, tasav- vul şiirinin ilk ternsilcisidir. "Hikmet" adını verdiği şiirleri, dini olduğu kadar tasavvufi düşünceyi de dile getiren İlk şiirlerdir, İslamiyet ve tasavvuf düşüncesi, Anadolu'ya onun yetiştirdi- ği öğrenciler, onun izinden giden dervişler ve tekke şairleri sa- yesinde yayılmıştır. Yunus Emre, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal. Hacı Bayram Velî bunlar içinde en bilinen isimlerdir. Vahdetivücut; tasavvufun, kâinatı tek varlık görüşüyle açıkla- yan felsefesidir. Buna göre bütün varlıklar, Allah'ın yansıması- dir; ayn ayrı görünen her şey aslında "bir"den, "tek olan"dan ibarettir. Tek ve asıl Olan varlığa ulaşmaya tasavvuf felsefesinde fena- fillah, tasawuli eğitime giren kişiye mürit, müritlerin rehberi- ne de mürşit (şeyh) adı verilin Dinî-tasavvuli halk edebiyatında amaç, edebiyat ve sanat de- ğil, dinin temel ilkelerini, dinî coşkunluğu halka yaymak, tek- ke ve dergâhlarda dinî ritüellere eşlik etmektir. Bu nedenle bu şiir tekke ve dergâhlarda doğup gelişmiştir. Tekke edebiyatında özellikle Allah ve peygamber aşkı, Allah'a ulaşma yolları, dünyanın geçiciliği, cennet va cehennem kav- ramları gibi temalar dinî bir coşku ve lirik bir söyleyişle dile getirilmiştir, Şiirlerin çoğunda alegorik (sembolik) bir anlatım vardır, Şiirler belli bir ezgiyle söylenir. Biçim bakımından halk şiirinden de divan şiirinden de etkiler taşır, Hem aruz hem hece ölçüsü kullanılır, Dörtlük en çok kullanılan nazım birimi olmakla birlikte beyit de kullanılmıştır. İçinde bazı dinî ve tasawufi terimler bulunan tekke edebiya- tının dili, divan edebiyatına göre sade; halk edebiyatının di- ğer ürünlerine göre kısmen ağırdır. Dinî-taşawufi halk edebiyatı şairleri, şaz şairlerine göre daha eğitimlidir. Birçoğu medrese eğitimi almıştır. 69