9.
Su döngüsü, suyun yeryüzündeki kaynaklardan buhar-
laşarak yükselmesi ile başlayan ve tekrar yeryüzüne ya-
ğış olarak dönmesi ile son bulan bir süreçtir. Bu süreçte
su buharı atmosferde bir araya gelerek bulutları oluştu-
rur. Bulutlar, çeşitli hava akımlarıyla yer değiştirerek veya
yükselmeye devam ederek daha soğuk hava tabakası ile
karşılaşır; bu durumda su yoğunlaşarak yeryüzüne kar,
yağmur ve dolu gibi çeşitli yağış biçimlerinde döner.
Su döngüsü, yeryüzünde pek çok nedenle kirlettiğimiz
suyu, saf su olacak şekilde temizler. Onu bize yağmur,
kar, dolu, çiy, sis vb. olarak geri gönderir. Biz de onu her
seferinde dikkatsizce ve acımasızca kirleterek yeniden
döngüye sokarız.
Bu iki parçayla ilgili aşağıdakilerin hangisi söylenebilir?
11. Gazeteci: Geçen gün bir konferansınızı dinledim. Niçin kon-
feransınızda akademik makalelerin çok yetersiz olduğundan
yakındınız?
Bilim insanı: Üniversitelerimizde makaleler maalesef akademik
unvan almak için yazılıyor. Yazılan makalenin bilime katkısını
düşünen neredeyse yok.
Gazeteci: Peki, bu durumun önüne geçebilmek için ne
yapılmalı?
Bilim insanı: Makalenin önemini gençlerimize çok iyi anlatabil-
meliyiz. Bilimsel bir gelişme, bir toplumu baştan sona değiş-
tirebilir. Böylesine etkili bir alanda kalem oynatan insanların
da topluma karşı ödevleri vardır. Bu ödev akademisyenlere
alanlarıyla ilgili özgün ve topluma yönelik makale yazma olarak
tanımlanmıştır.
Aşağıdaki yargılardan hangisinin bu diyalogdaki bilim
insanının bakış açısıyla örtüştüğü söylenebilir?
A)
B)
C)
D)
E)
Aynı konu üzerine birbirini tamamlayıcı ifadeler kullanılmıştır.
Farklı görüşlerin birbirini desteklediği vurgulanmaya
çalışılmıştır.
Aynı konu değişik yönleriyle ele alınmıştır.
Düşünceyi pekiştirmek için farklı örnekler sunulmuştur.
Birbirinden farklı konular aynı üslupla dile getirilmiştir.
A)
B)
C)
D)
E)
10, Rusya'dan gelen bir öğretmenin gözetiminde Türkkuşu'nun
kurulması ile Türkiye'de paraşütçülük alanında ilk çalışmalar
başladı. İlk Türk paraşütçüsü Abdurrahman Türkkuşu, para-
şütle ilk atlayışını 1935 yılında yapmıştır. Çalışmalar İnönü ve
Etimesgut Havaalanlarında yapılıyordu. 1939 yılında İnönü'de
o zamanki adıyla açılan "Gedikli Hazırlama Yuvası"nda düzen-
lenen kurslarda, atlayışlarla birlikte uçuş eğitimi de verilmiştir. Bu
arada amatör paraşütçü adayları da kurslara alınmaya başlandı.
Paraşütçülük çalışmaları 1947-1950 yılları arasında bir duraklama
geçirmiştir. 1950 yılında Hava Harp Okulunun kurulmasıyla bu
öğrencilere paraşüt kursları düzenlenmiştir. 1951 sonrasında
ise Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Paraşüt Bölüğü kursları ile
Kara Kuwetlerinde de kurslara başlandı.
Bu parçanın asıl konusu aşağıdakilerin hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Paraşütçülük kurslarının tarihçesi
Paraşütçülükte kullanılan havaalanları
Türkiye'de ilk paraşüt atlayışı
Rusların Türk paraşütçülüğüne etkisi
Paraşütçülüğün Türkiye'de gelişmesi
Bir yazar; korku, inanmak, yaşamak, sevmek gibi davranış
değerlerini ve yüksek değer normlarını toplumdan, insan-
lardan ve tabiattan hareketle sorgulamalıdır.
Gözlemlediği kişiye, yüksek değerlerden yana tavır takınarak
yapıp-etmelerini yönlendiren bir tutumla yaklaşan bir yazar,
gerçekçi yapıtlar ortaya koyamaz.
Eğer bir yapıt hitap ettiği toplumun bir sorununu dile ge-
tirmiyorsa, bambaşka bir yolla oluşturulmamışsa sadece
yazarına geçici bir ün kazandırır.
Geleneksel hikâye formunun çok dışına çıkan bir yazar,
okuyucuyla birlikte metni oluşturur gibi yazarsa kalıcılığa
daha kısa yoldan ulaşmış olur.
Bence bir sanatçı takipçisini farklı dünyalarının sınırlarında
gezdiremiyorsa sanat adına bir şeyleri eksik yapıyor
demektir.
319