Sözlüğü
"ÖSYM Diliyle"
Ekarte etmek: Saf dışl etrnek.
El alem: Herkes.
El yordamı: El Ne varlıkları *lama.
Epik: Destansı.
Epope: Destan.
Erbap: İşi bilen.
Erinç: Eksiği olmayan, rahat, huzurlu.
Ego: Benlik.
Eğreti: Uygun durmayan, emanet duran.
Ekol: Akım. Okul.
Empoze etmek: Dayatmak.
Enikonu: tam manasıyla.
Erek: Amaç. gaye.
Etik: Ahlaki.
Esami: Adlar.
Eyyam: Gühller.
Eza: Üznw.
Ezcümle: Ben başlı.
Ezkaza: Kaza İle.
Faal: Hareketli, aktif.
Faka basmak: Aldatılmak, tuzağa düşmek.
Fuaye: Tcplantl vs. amaçlı dinlenme yeri.
Furya: fazla bulunma durumu.
Fenomen: Dikkat çeken oluşum.
Fonetik: Ses bilgisi.
Gaddar: Acıması drnayan.
Galatımeşhur: Yaygın yanlış.
Galat: Yanlış.
Gıpta: İmrennw.
Göreceli: Kişiye göre değişen.
Günaşırı: İki günde bir.
Güdüm: YMetrne İşi, İdme.
Gına gelmek: Usanmak. bıkmak.
Gırla: Alabidğne, çok.
Gıyaben: Arkasımjan.
Habbe: Tahıl tanesi.
Hıfz: Saklama.
Hezeyan: Saçmalama.
293
Habis: Kötü.
Hegemonya: Bir devletin başka bir devlet üzerindeki baş-
kışı.
Hunhar: Kana susamış.
Hususi: Özel.
Hodkam: Bencil,
Hodbin: Bencil.
Helecan: Yürek çarpıntısı.
İroni: Dolaylı anlatım, mizah,
İrsiyet: Soyaçekim.
İçerik: Konu.
• İdrak: Anlayış.
İmtiyaz: Ayrıcalık.
İşlev: Görev.
İvedi: Çabuk.
Kaba sofu: Dini yanlış yorumlayan,
Kabare: Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.
Kanı: Düşünce, savunulan Şey.
Klişe: Basmakalıp, alışıldık.
Laçka: Gevşemiş, verimsiz duruma gelmiş.
Lafazan: Geveze.
Lafügüzaf: Boş söz,
Mabeyin: Harem ile selamlık arasındaki daire.
Mebde: Başlangıç.
Muaf: Bağışlanmış, özgür.
Muasır: Çağlaş.
Muayyen: Belirli.
Mübalağa: Abartma.
Naçar: Çaresi olmayan.
Naçiz: Değersiz.
Nadan: Bilgisiz, cahil.
Neşretmek: Yayımlamak.
Nüans: Fark, ayrıntı.
Ne mene: Ne çeşit.
Oratoryo: Müzikli, şiirli gösteri.
Olgu: Somut gerçeklik.
Okuntu: Daveüye.
Ölçüt: Kriter.