SONUÇ TESTİ 7
KARMA SORULAR
21.
22.
İlk, orta ve yükseköğretimde daha ilkokuldan
başlayarak üniversitelerin birinci sınıfı dâhil bunlara,
"mı / mi, edatı de / da, -ki” bağlaçları ayrı yazılır diye
öğretiyor muyuz, öğretiyoruz. Peki, sokağa çıkın,
önünüze gelen İlk vitrinde "Bizimle çalışmak
istermişiniz?" diye bir sayfa kâğıt üstüne en basit, en
ilkel, en özensiz şekilde yazılmış, dolayısıyla estetik
anlayışımızı ve öğretim yetimizi, kapasitemizi gösteren
o kâğıda bakın. İşte gördünüz, "mi" bitişik. - Üstelik
en "ileri" semtlerde de en "geri kalmış" semtlerde de
durum aynı. Buradaki sorun kural değildir, sosyolojidir.
Ben de onunla ilgileniyorum.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına
göre, aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Eğitimsizlik yüzünden birçok aile ve devlet iç
kavgalarla yok olup gitmişlerdir
B) Her çocuk, ana kucağından İtibaren eğitim ve
Öğretim görür
C) Yapılan bütün işlerin eğitim ve öğretime yararlı olup
olmadığına bakılmalıdır
D) İnsanlığın var olduğu günden beri eğitim, insanları
meşgul eden en önemli sorun olmuştur
E) İşte yaptığımız işin "öğretim" olup "eğitim"
olmamasının sonucudur bu
z
(I) XVI. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı ve İspanya
imparatorluklan arasında Akdeniz'de süregelen
egemenlik mücadelesi ivme kazanmıştır. (II) Avrupa'da
Viyana kapılarına dayanan, Orta Asya'dan Balkanlara
geniş bir coğrafyaya hâkim Olan Osmanlı; Avrupalıların
ve Hristiyanlığın karşısında ciddi bir tehdit olarak
algılanmaktadır. (III) Yüzyıl başlarında Kuzey Afrika'da
üslenen Türk deniz gazilerinin gaza / korsanlık
faaliyetleri de Doğu Akdeniz'de genişlemenin ilk
adımlarını atan İspanyolların yayılma emellerini sona
erdirecek can alıcı bir engel olacaktır. (IV) Türk
tehdidinin İspanya'da yarattığı endişeyle, Kilise desteği
birleşince bu büyük gücü ötekileştirme ve
güçsüzleştirme adına kampanyalar başlatılmıştır.
(V) Türklerle ilgili döneme ilişkin yazınsal çalışmaların
önemli bir bölümünü dönemin İspanyol kronikleri
oluşturur.
Bu parçada numaralanmış cürnlelerden hangisi
düşüncenin akışını bozmaktadır?
23.
24.
Gökkuşağı, somut bir gerçeklik alanıdır. Bize
değişmeyen bir ışık tayfı sunar. Bu tayfta yer alan
renkler örneğin Türk dili tarafından yediye bölünerek, bir
Bantu dili tarafından üçe bölünerek adlandırılmaktadır.
Bu durumda bir rengin değeri, yani gerçeklik alanı Türk
dilinde 1/7, Bantu dilinde 1/3'tür. Yani gökkuşağındaki
renkleri yedi sözcükle karşılayan Türkçede bir sözcüğün
payına düşen gerçeklik alanı daha küçük,
gökkuşağındaki renkleri üç sözcükle karşılayan Bantu
dilinde bir sözcüğün payına düşen gerçeklik alanı daha
büyüktür. Bunun anlamı şudur: Bir sözcüğün geniş bir
anlama gelmesini bir dilin zenginliği olarak
düşünüyorsanız, Bantu dilindeki renk adları anlam
yönünden daha zengindir. Ancak, düşündüğümüzün
aksine bir dilde bir sözcük, anlam yönünden ne kadar
dar bir gerçeklik alanını dile getiriyorsa o dilin anlatma
yeteneği 0 kadar gelişmiştir.
Bu parçaya göre aşağıdakilerin hangisi bir dilin
anlatma yeteneği bakımından gelişmiş olduğunun
göstergesidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Bir olay ya da durumun her ayrıntısını ifade edecek
farklı kelimeyi barındırması
Bir kelimenin pek çok anlamının olması
Mecaz anlamlı kelimelerin sıkça kullanılması
Yüzlerce yıl önceden kalan kelimelerin hâlâ
kullanılıyor olması
Yabancı dillerden hiç kelime almamış olması
(I) Kahvaltıların özellikle de pazar kahvaltılarının
vazgeçilmezi omlet. (II) Üstelik yalnızca ülkemizde
değil, tüm dünya mutfaklarında rastlayacağınız bir
yumurta yemeği. (III) Mutfağımızda da
doldurulamayacak bir yere sahip. (IV) Pazar günü ev
ahalisini sabahın nurunda kaldırmayı kendine kutsal bir
görev bilmiş annelerin en büyük silahıdır o. (V) Omlet
bizde daha çok kahvaltıda tercih edilse de birçok
ülkede ana yemek olarak da yeniliyor. (VI) İçe işleyen
mis gibi kokusu bumuna ulaşıp hâlâ yataktan
fırlamayan biri var mıdır, bilemiyorum.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi
düşüncenin akışını bozmaktadır?
B) II
C) III
3) III
E) vı