SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ (1947-1991)
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ (1947 - 1991)
ARİ
DERS
OT
Soğuk Savaş, II. Dünya Savaşı'ndan sonra süper güçler olarak ortaya çıkan Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik
Devletleri'nin silaha başvurmaktan kaçındıkları dönemdir.
Soğuk Savaş bu ülkeler ve askerî müttefikleri tarafindan desteklenen jeopolitik, ideolojik ve ekonomik savaş
olarak tanımlanır. 1947'de başladığı kabul edilen bu dönem, 1991'de Sovyetler Birliğinin dağılmasına kadar
devam etti.
Dönemi Şekillendiren Faktörler
ö Birinci Dünya Savaşından sonraki dünya, XIX. yüzyılın dünyasından çok farklı olmuş ise, 1945'ten sonraki dünya
da, 1918'in dünyasından çok farklı bir yapıda olmuştur. Bu farklılıkları ve yeni dünyamızı şekillendiren faktörleri
şu noktalarda toplamak mümkündür.
1) Bir kere, İkinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkan ve bugüne kadar devam eden uluslararası politikanın
yapısı çok değişmiştir. Savaştan sonra dünya politikasına iki yeni kuvvet, Süper-Devlet adı verilen, Birleşik
Amerika ile Sovyet Rusya hakim olmuştur. Birleşik Amerika, savaştan sonra Monroe Doktrinini terkederek
bir dünya devleti olmuş ve uluslararası politikada birinci plana geçmiştir. 1917 Bolşevik İhtilalinden İkinci
Dünya Savaşı'nın çıkışına kadar çekingen bir politika takip eden ve büyük devletler topluluğunun dışında
kalan Sovyet Rusya'da, 1945'ten itibaren takip ettiği aktif, yayılıcı ve emperyalist politikasının dışnda, ger-
çekleştirdiği teknolojik gelişme ile de, o da uluslararası politikanın birinci planına geçmiştir.
2) Sowet Rusya'nın sivrilmesi ile, ilk defa olarak uluslararası ilişkilerde doktrin ve ideoloji unsuru yerini almıştır,
Sowıet sistemi, dünya proleter ihtilali gibi, komünizmi bütün dünyada hakim kılmak isteyen bir doktrine
dayandığından, savaştan sonra Sovyet dış politikası tamamen bu hedefe yönelmiş ve bu da uluslararası po-
litikaya doktrin ve ideoloji unsurunun girmesine sebep olmuştur. Komünist düzenin karşısında olan ülkeler,
Sowvet Rusya'nın komünizmi bütün dünyaya yayma çabalarına karşı koyunca, uluslararası mücadelenin ko-
nusu, farklı dünya görüşlerinin çatışması ve hürriyet düzeni ile totaliter komünist düzenin mücadelesi haline
gelmiştir. Uluslararası ilişkiler tarihinde böyle bir durum ilk defa ortaya çıkmaktaydı.
3) İkinci Dünya Savaşı'nın en sonuçlarından biri de, uluslararası politikanın "alan genişlemesi”dir. 1945'e ge-
linceye kadar, uluslararası ilişkilerin yoğunlaştığı başlıca alan Avrupa idi. Asya, Afrika ve Latin Amerika, XX.
yüzyılın ortalarına kadar, uluslararası politikanın bağımsız alanları değildi. Bu kıtalar ancak Avrupa politikası-
nın çerçevesi içinde yer alırlardı. Halbuki bugün artık böyle değildir. Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan gibi
geniş ülkeli ve kalabalık nüfuslu iki ülkenin ortaya çıkışı ve Japonya'nın Asya'da büyük bir ekonomik kuvvet
olarak tekrar sivrilmesi ile Asya gayet önemli bir uluslararası politika alanı haline gelmiştir. Elliyi aşan bağım-
sız devleti ile Afrika, artık sömürgeciliğin Kara Afrikası olmayıp, uluslararası ilişkilerin yeni bir ağırlık alanıdır.
Latin Amerika ise, XIX. yüzyıldaki uyuşukluğundan silkinmeye başlamıştır. 1982 yılında Arjantinin Falkland
Savaşı ile İngiltere'ye kafa tutabilme cesaretini kendinde görmesi ve diğer Latin Amerika ülkelerinin tepkileri,
küçümsenecek bir olay değildir.
[ş NOT.
üçüncü Dünya Ülkelerine de Asya-Afrika-Latin Amerika grubu dendiğini de unutmayalım.
4) Uluslararası ilişkilerin alan genişlemesi, sadece dünyanın düzeyi üzerinde olmayıp, günümüzde bu ilişkiler
yukarıya doğru da bir alan genişlemesi yaparak, uzaya taşanmıştır. Birinci Dünya Savaşı karada ve denizlerde
yapıldı. İkinci Dünya Savaşında ise zaferi havalarda güçlü olanlar kazandı. Bu savaşta kara ve deniz muha-
rebelerinin kaderini daima "hava" tayin etti. Yani, İkinci Dünya Savaşı, uluslararası mücadeleyi dünyamn
yüzeyinden atmosfere çıkardı.
www.dizgiki(ap.com
391
SMMLYALÇIN