5.
Sessiz Çığlık, yazarın ilk döneminde yazdığı nispeten küçük
ölçekli romanlarıyla sonraki dönemde yazdığı panoramik eser-
leri arasında bir geçişi temsil eder. Kimilerine göre bir dönüm
noktası olan eser birçok dile çevrilmiş, milyonlarca okuyucuya
ulaşmıştır. Sessiz Çığlıkta; kapitalizmin tarumar ettiği gele-
neksel hayat, önderleri olmadan hareket edemeyen köylüler,
köylülerin isyanı, entelektüelin temkinlilikle karışık ürkekliği gibi
temaları ele almıştır. Yazar, söz konusu temaları öylesine kusur-
suzca kullanmış ve kurgusuna yedirmiş ki neredeyse ülkenin
100 yıllık tarihini bir vadideki isyan sürecinde canlandırmış.
Tarihten, toplumdan, siyasetten söz ediyor ama aynı zamanda
bireysel dramlara da yer veriyor. Roman kişilerinin her birinin
psikolojisini, umutlarını dile getirmekten çekinmiyor.
Bu parçada sözü edilen eserle ilgili aşağıdakilerden
hangisine ulaşılamaz?
Z
8.
TEST 26
Düşüncelerimiz var; kimi zaman bunların dayanağı, kaynağı
yok. Konuşuyoruz ama çoğu zaman dinlemiyoruz; dinlesek
de savunmaya, bir sonraki hamleye dönük, amaçlı dinliyoruz.
Anlamaya ve öğrenmeye, empati kurmaya dönük dinleyenimiz
az. Tartışabildiğimizi düşünüyoruz ama galiba daha çok söz
yarıştırıyoruz ya da belki savaşıyoruz. Seslerin yükselmesini,
söze çabuk karşılık vermeyi marifet sayıyoruz. Özetle demok-
raşinin gerekliliklerinden biri olan tartışma kültürümüzün ge-
lişmesi için büyük adımlar atmamız, daha çok yol katetmemiz
gerekiyor gibi görünüyor. Özellikle de genç kuşakların eğitim
süreci içerisinde bu kültürü edinebilmeleri için eğitimcilerin
yönlendirmelerine, model oluşturabilmelerine de gereksinim
var.
Bu parçadaki gibi düşünen bir kişinin aşağıdakilerin
hangisini söylemesi beklenemez?
A)
B)
C)
D)
E)
Sonraki kuşaklar tarafından örnek alındığına
Kusursuz bir anlatıma sahip olduğuna
Toplumsal ve bireysel temaları iç içe verdiğine
Geniş kitlelerce okunduğuna
Yazarın sanat anlayışındaki bir değişimi temsil ettiğine
A)
B)
C)
D)
E)
4
Karşımızdaki kişileri anlayabilmek için kendimizi onların
yerine koyarsak iletişimde başarıyı yakalarız.
Atalarımız, öfkeyle kalkan zararla oturur demişler; o nedenle
biriyle tartışırken bu düsturu aklımızdan hiç çıkarmamalıyız.
Demokrasiyi özümsemiş devletlerde, insanların birbirinin
farklı görüşlerine saygı duydukları görülmektedir.
Muhataplarımızı üzmek istemiyorsak kırk düşünüp bir söy-
lemeliyiz ki sağlam bir iletişim kurmuş olalım.
Bir konu hakkında bizden farklı düşüncelere sahip olan ki-
şilerle tartışırken onların cümlelerine duraksamadan cevap
vermeli, etkili ve baskın konuşarak düşüncelerini değiştir-
meye çalışmalıyız.
6 „ Yüzyıllar önce ozanlar kopuz çalıp halkı çevresinde toplamış
ve şiirler söylemişler. Ayrıca ayinlerde davul kullanmışlar. Bunlar,
müziğin eski Türklerde hayatın bir parçası olduğunu gösterir.
Yıllar ilerledikçe Türkler müzikten kopmamış ve tarihi birikimleri-
ni derleyip toplayarak klasik Türk müziğini ortaya koymuşlar. Bu-
nunla birlikte okuma yazma bilmeyen anaların ağıtları, ozanların
saz eşliğinde söylediği şiirler, halk içinde doğan maniler de halk
müziği geleneğini doğurmuştur. Bu iki tarz müzik de özüyle,
kabuğuyla bizimdir. Bu durum bir çift başlılık değil, aksine müzik
kültürümüzün zenginliğinin kanıtıdır.
Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre
aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A)
B)
C)
D)
E)
Türkler, öteden beri müzikle iç içe olmuşlardır.
Türklerin kültür yaşamını yalnızca müzikten ibaret görmemek
gerekir.
Türkleri, müzikten ayrı düşünmek olası değildir.
Türklerin müzik geleneği çok eski tarihlere uzanır.
Türklerin yaşamlarında müziğe yeni yeni yer verdiğini
söylemek mümkün değildir.
Anadolu'nun zenginliği içinde öyle yerler var ki koruyarak ya-
şatmanın en kayda değer örnekleri olarak bugüne ulaşabildiler.
Bu alanda Türkiye'deki en başarılı örneklerden biri, Kuşadası'na
yarım saatlik mesafede bulunan Şirince köyü. Sokaklardan
evlere, dükkânlardan küçük otellere köyün geleneksel doku-
su yaşatılıyor. Mübadelenin izlerinin hissedildiği bir Ege köyü.
Yamaçta kurulmuş evler çok etkileyici. Selçuk'tan, yeşillikler
ve zeytinlikler arasında kıvrıla kıvrıla giden 8 km'lik bir yolun
sonuna vardığınızda karşınıza çıkıyor. Her ne kadar turizmin
etkisiyle artık eskisi kadar doğa ve köy özlemimizi gidermiyorsa
da tepelere çıkıp, turistik eşyalardan uzaklaşıp cana yakın köy
halkıyla yakınlaştığınızda, bir sabah horoz sesleriyle tertemiz bir
gökyüzüne uyandığınızda bu köyün ne kadar da özel olduğu
ortaya çıkıyor.
Bu parçada Şirince köyü ile ilgili aşağıdakilerin hangisine
değinilmemiştir?
A)
B)
C)
D)
E)
Turistik bir belde görünümü aldığına
Doğal yapısını bütünüyle koruduğuna
Çevresinin zeytinliklerle örülü olduğuna
Nüfus mübadelesi yaşanan bir yer olduğuna
Kuşadası'na yakın bir mesafede bulunduğuna
ı. E 2. E 3.C 4. C 5. A 6. B 7. E 8. B
117