Ritim Denemeleri
- 18
II.
(3)
İZ
3)
318
(I) Üsküp şehir merkezinde inanılmaz bir çalışma var; neredeyse
her yer kazılıyor, toz bulutları arasında taş binalar restore ediliyor,
irili ufaklı heykeller elden geçiriliyor. (II) Makedonların tam anla-
yamadığım bir şekilde heykel hastalığı var sanırım, Üsküp Meyda-
nı'nın metrekaresine kaç heykel düşüyor merak ettim doğrusu.
(III) Şehrin ortasından geçen yorgun Vardar Nehri âdeta şehri iki-
ye bölmüş bir kılıç gibi; bir tarafta Osmanlı, diğer tarafta Make-
donlar... (IV) Fotoğraf çekmeye dalmışken yavaş yavaş hava karar-
mış, ay Işığı nehrin üzerinde ilk danslarını yapmaya başlamıştı bi-
le. (V) Bu arada birden acıktığımı hissettim, internetten okudu-
ğum ve methini çok duyduğum Köfteci Destan'ın yolunu tuttum.
(VI) Nehrin Osmanlı tarafına geçince eski çarşının hemen başın-
da taş köprünün girişindeki o şirin restorana iyi ki uğramışım.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde betimleme-
ye yer verilmemiştir?
A) II ve v
D) III ve IV
E) Vve vı
13.
13)
14.
Bazı yazarlar sade, açık üslubu beğenmezler; onlar sanatsal ifade q
kullanmaya, süslemeye ayrı bir özen gösterirler. Onlara göre yalın
olan cümle edebî cümle değildir; cümlede mutlaka mecazlı, sanat-
II söyleyiş hâkim olmalıdır. Eğer sanat olmazsa o cümle ve o cüm-
lelerden oluşan yapıtlar unutulmaya, küçümsenmeye mahkûmdur.
Aşağıdaki parçalardan hangisi yukarıda belirtilen anlayışla iliş-
kilendirilebilir?
A) Sabahları evden erken çıkıp iş yerine gider, dükkânı temizledik-
ten sonra çalışmaya başlardı. Dükkânında her şey düzenli ve te-
mizdi. Çalışmayı severdi. Akşam olunca da evine dönerdi.
B) Kitap okumayı çok seven, her hafta en az bir tane kitap oku-
yan bir gençti. Bu arada okuduğu kitapta önemli gördüğü
yerleri not alırdı.
C) Ada halkı akşam olunca sahildeki kahvelere gelir, burada
kahve ya da çay içerken sohbetler ederdi. Bazen de sinema-
ya gidip bir film izler, gece de evlerinin balkonunda oturup
filmle ilgili konuşmalar yaparlardı.
D) Sokakta birbirine sırtını dayamış gibi duran arabaların izin
verdiği ölçüde yolu adımlamaya çalışıyordu. Yağmurun yü-
züne attığı tokatları tebessümle karşılıyordu.
E) Yolculardan biri fenalaşınca muavine haber verdik. Muavin
hemen yolcuyu otobüsün arka tarafına götürüp yere yatır-
dl. Yüzüne kolonya sürdü, başının altına bir yastık koydu.
C ARI
(I) Kitap okuma alışkanlığının ülkemizde çok yaygın olduğu söy-
lenemez. (II) Ama günümüzde bunu bizim için kolaylaştıran elek-
tronik okuyuculara, tablet bilgisayarlara ve gereken tüm uygu-
lamalara sahibiz. (III) Dijital kitapların normalinden çok daha
ucuza alınabileceği de ortada. (IV) Üstelik okumayı sevenler için
kitap yerine tablet taşımak daha kolay. (V) Çünkü incecik table-
tin içine yüzlerce e-kitap sığabiliyor.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra dü-
şüncenin akışına göre, "Bu yeni teknolojiler, okuma alışkanlığı-
nı her geçen gün biraz daha artıracak gibi görünüyor." cümlesi
getirilmelidir?
C) III
istrancaların eteklerinde şirin bir kamp yeri var: Kaya Kamping.
Şirin bir nine yönetiyor. Şirinliği kamp kuralları ihlal edilene dek.
Sonrasında bir kartala dönüşüyor, kendinize dikkat edin. Önce-
likle kamp içinde çadır kurabileceğinizi söylemeliyim. Ee çadır
da kurmayacaksak kampın ne anlamı kalırdı değil mi? Yanınızda
kalın tabanlı bir bot getirmişseniz kampa dâhil olan sivri kayalı-
ğa tırmanabilirsiniz. Nine, bot tabanlarına kadar kontrolde. Kamp
alanında istediğiniz yerde -çevresini güvene almak şartıyla- ateş
yakabilirsiniz. Sonrasında isterseniz söndürmeyin, kartal gözle-
riyle hemen yanınızda biter ninemiz. Çevrenin çitlerle çevrili ol-
duğuna bakmayın ve çadırların önünde sabaha kadar nöbet tu-
tun. Çünkü davetsiz misafirler ansızın sizi ziyarete gelebilir, "Ayı
çıkabülüü!" yani.
Bu parçada Kaya Kampingte uyulması ve dikkat edilmesi gere-
kenler ile yapılmasında sakınca olmayan durumlarla aşağıda-
ki görsellerden hangisi ilişkilendirilemez?
B)