PARAGRAFTA KONU VE ANA DÜŞÜNÇŞ
KRONOMETRE
çözme süreniz 12
Şimdiye kadar yayımlanan ve tükenen öykü
kitaplarımızın bugün yayımlanmıyor olmasının nedeni
açık. Çünkü edebiyatta ve sanatta sanatsal değerin
yerini reklam değeri aldı. Popüler kültür, edebiyat ve
sanattaki gerçek değerleri silip süpürüyor. Genellikle
abartılı olayların yer aldığı; kışkırtıcılığın ön plana
çıkarıldığı; gerçeği, gerçekliği ortaya koymak yerine
mistik düşüncelerin karanlığında gezinmeyi yeğleyen,
kendini ve okurunu gizemli bir ortamda dolaştıran
edebiyat pazarlanıyor artık.
Bu parçada yakınılanlar arasında aşağıdakilerden
hangisi ygkğ!!?
2.
3.
4.
Eğer düzenli okuma hayatınız yoksa tabelada
gördüğünüz alışveriş kampanyalarından ya da hareketli
reklamlardan yola çıkarak reklam yıldızından
bahsetmekten kendinizi alamazsınız! Hayır, bunlar
kalabalık şehirlerde olur, bizim buralarda okuyacak
tabela bile yok reddiyesi söylenebilir. Onların da farklı
bir mazeretini hemen ifşa etmek gerekir. Her gün evden
çıkmadan seyredilen sabah haberleri yetmez mi? Ya da
okuma çağındaki en taze beyin olan gençler, sosyal
medya ve mobil mesajlaşma ile başlamıyorlar mı güne?
Hem görsel hafıza hem de okuma hafızası daha
sabahın seherinde doluvermiyor mu?
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden
hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Sanata hizmet eden ürünlerin yayımlanmaması
Yapıtlarda gerçeğe uygun olmayan olaylann
anlatılması
Edebiyatta soyut görüşlere ilginin artması
Edebiyatın anlatım ve kurgu bakımından kendini
geliştirememesi
Edebiyatta kapalılığın, sırlı olayların ön plana
çıkması
A)
B)
C)
D)
E)
Günlük yaşamımızın büyük kısmını reklamlar işgal
etmektedir.
Düzenli bir okuma alışkanlığımız yoksa bu boşluğu
başka şeylerle doldururuz.
Güne sağlıklı başlamak adına TV değil de yürüyüş
tercih edilmeli.
Görsel hafıza olumlu kullanıldığında birçok fayda
sağlar.
Kalabalık şehirlerde reklam kültürü daha çok
gelişmiştir.
Bir şairi ulusallıktan evrenselliğe erdiren, halkının
kültürel değerleri ve söylem gücüdür. Bu değerlerin
başında dil gelir. Şair, kendi dilini; söylemini o dille
biçimlendirmiş halkın sesiyle kurar şiirini. Şair şairse
çok kimsenin anlamakta güçlük çekeceği sözcüklerle
değil, konuşma dilinin temel Sözcükleriyle kendi şiirinin
yaratıcısı olabilir.
Böyle düşünen bir yazar, aşağıdakilerden hangisini
söylerse kendisiyle çelişir?
A) Şair, deneyimlerden ve birikimlerden yararlanarak
şiire damgasını vurabilir.
B) Halkın değerlerine sırt çevirmeyen her Şair
evrenselliğin kapısını aralayabilir.
C) Yeni, duyulmamış sözcükler kullanma, şairi özgün
kılar.
D) Okuyanın kendi sesini bulduğu şiirler, halkın
gönlünde yerini bulur.
E) Şair; şiir dilini, konuşma dilinin olanaklarından
yararlanarak oluşturmalıdır.
insanı; duygu, düşünce ve davranışlarıyla bir bütün
olarak görmek gerekir. İnsanın varlığına ve bütünlüğüne
saygı ve sevgi ile yaklaşmak, gerekli olan ilişkilerin
kurulmasına ve sürmesine yardım eder. insanın
duygusal yaşamı, heyecanı, İlgisi, bir şeyi benimseme
veya reddetme isteğinde belirleyici olur. Bir davranışın
yalnızca toplum kurallarına uygun olması yeterli
değildir. Bu davranış toplum tarafından da
benimsenebilmelidir. Etkileşimdeki duygu ve düşünce
birliği, insanları insanca ilişkiler kurmaya yönlendirir. Bu
durum da insan yaşamına renk ve anlam katar.
Bu parçanın bütününde aşağıdakilerin hangisinden
söz edilmektedir?
A)
B)
C)
D)
E)
Sevgi kavramının anlamından
Etkileşimde konuşmanın öneminden
İnsanın toplumdaki rolünden
Etkileşimin duygusal boyutundan
Kişilerin etkileşiminden
KRONOMETRE PARAGRAF SORU BANKASI