PARAGRAFTA ANLATIM BİÇİMLERİ
Çözüm
Parçada kazı yapılan alanda ve oradaki insanlarda göz-
lem gücü ve diğer duyu organlarıyla algılananlar oku-
run hayal dünyasında canlanacak biçimde anlatılmış-
tır. Dolayısıyla parçada kullanılan anlatım tekniği "be-
timleme" dir.
Cevap A
Betimleme tekniği; "izlenimse'" ve "açıklayıcı" olmak
üzere ikiye ayrılır.
İZLENİMSEL BETİMLEME
Bu betimleme türünde varlıkların duygularımız üzerin-
deki etkilerini canlandırma, görünür kılma amacı var-
dır. Sanatsal kaygının ön planda olduğu roman, öykü
gibi türlerde sıkça kullanılır; öznellik ağır basmaktadır.
Sonbahar, gölün çevresinde sanmn binbir tonuyla hâ-
kimiyetini ilân ediyordu. Sararmış, yer yer de kurumuş
otlar, yapraklarını dökmüş ağaçlar ve üstünü örten güz
bulutlarıyla göl, kışa hazırlanıyordu.
AÇIKLAYICI BETİMLEME
Bilgilendirme amacıyla yazılan öğretici metinlerde (ders
kitaplan, makaleler, ansiklopediler...) kullanılan, varlık-
lan tanıtmaya yönelik, nesnel betimlemedir
Örne
Kentle yaşanan depremden sonra eski yapılardan çok
azı zarar görmüş; iki katlı ahşap evler, taş binalar, çeşme-
'er, geniş avlularıyla tarihi camiler hâlâ ayakta duruyor.
FİZİKSEL PORTRE - RUHSAL PORTRE
Kişilerin dış görünüşlerini ayrıntılarıyla anlatan betim-
lemelere 'fiziksel portre" adı verilirken iç dünyalarını ve
karakteristik özelliklerini aktaran betimlemelere "ruh-
sal portre" denir.
Örnek——
Miliy Buck şafak sökerken barakadan çıktı. Sundurma-
da durarak bir an gökyüzüne baktı. Şişman, çarpık ba-
caklı, uçları aşağı doğru kıvrık bıyıklı, avuçları nasır
bağlamış dört köşe elleri olan bir adamdı. Su rengin-
deki gözlerinde düşünceli bir ifade vardı. Şapkasının
altından fırlayan saçları dik dik ve dağınıktı. Bir yandan
sundurmada duruyor, bir yandan da gömleğinin eteği-
ni pantolonunun içine sokmaya çalışıyordu. Aradan ge-
çen yıllar zarfında Millînin göbeğinin ne derece tark
ettiğini kemerindeki yıpranmış deliklerden anlamak
mümkündü. (FİZİKSEL PORTRE)
Genç kız mahallenin girişinde yere oturmuş, düşünce-
lere dalmıştı. Kimi zaman karamsar yapıya sahip olma-
sına karşın, genellikle ne istediğini bilirdi. Düşünüyor-
du ama bir çözüm bulamıyordu. Sevginin gücü altında
ezilmiş, ailesinin karşısında bağlanmıştı. Nereye dön-
se çıkmazdı. Ne yapacağını şaşırmış hâldeydi. Hangi-
sini seçerse seçsin birileri üzülecekti. Kendisi de...
Bencil bir inşan değildi, sadece kendini düşünmezdi.
Yapacaklarının kimi, nasıl etkileyebileceğini düşüne-
rek geç saatlere kadar dalgın dalgın oturmaya devam
etti. (RUHSAL PORTRE)
ÖYKÜLEME (HİKÂYE ETME)
Yaşanan, gözlemlenen ya da işitilen bir olayın ak-
tarımıdır. Bu anlatım tekniğinin temelinde bir "Olay
örgüsü", "kişi/kişiler", "zaman", "yer" ve bunlan di-
le getiren bir "anlatıcı" vardır.
"Olay" sözcüğü, burada ilk ve gerçek anlamıyla ya-
ni meydana gelen herhangi bir durum olarak kul-
lanılmıştır; yoksa çoğunluğu ilgilendiren büyük çal-
kantılar, sansasyonel hâdiseler anlamında değildir.
Festivallerin nasıl başlayıp bittiği, insanların bir ya-
ralıya nasıl yardım ettiği, Keloğlan'ın, Cankız'a ka-
vuşabilmek için yaptıkları, apartmanda yaşanan tar-
tlşma, okula yetişmek için çabalamalar vs. birer
"olay"dır.
Gerçekleşen bir şeyin anlatımında, olanlar (olaylar)
ve bununla ilgili ayrınfflar sırasıyla, zamana ve ye-
re bağlı olarak verilin
Örneğin bir yazann, ilk öyküsünü nasıl kaleme al-
dığını, köy evinde dedesinden ya da ninesinden
dinlediği masallar arasında çocukluğunun nasıl
geçtiğini anlattığı parça "öyküleme" tekniği ile ya-
zılacaktın
Hikâye, roman, destan, masal, fıkra vs. yazın türle-
rinin özünde "öyküleme (hikâye etme)" vardın
DİKKAT
Öykülemede söz konusu olan olay; gözlem ya da
anlatım yapılırken meydana gelen değişimdir. Yani
başlayan ya da biten bir olaydın
PARAGRAF
3.