PARAGRAFTA ANLATIM BİÇİMLERİ
ADIM GÜÇLENDİRME TESTİ - ı
19601an önce aynalar daha ender bulunan eşya-
lardl. Paris'te 1581 1622 yılları arasında 248 ev-
de yapılan malsayırnında sadece otuz yedi ayna
tespit edilmiştir. Bunların yedisi Venedik camın-
darıdır; geri kalanı da tunç, bakır, çelik, lacivert ta-
ş karışımıdır. Bunların dağılımı ise şu şekildedir:
İki ayna soylu sınıfta, on beş ayna yüksek devlet
görevlileri ve kral danışmanlarında, iki ayna ada-
let görevlilerinde ve hekimlerde, on ayna Paris
burjuvalarında, bir ayna da işçi kalfalarında. Bu
bağlamda dağılım ise şöyledir: Yirmi evde ayna
salonda, beş evde de Oturma odasındadır. Bu 248
evden sadece beşinde iki ayna vardır. Bu ortala-
manın yanında bazı özel durumlar da dikkat çe-
ker: Örneğin bir parlamento çalışanının evinde üç
ayna bulunur. Bir kraliyet öğretmeni, çok değerli
abanoz çerçeveli altı büyük Venedik aynasına
hiptir. Aynanın bulunmadığı evlerin sakinleri için,
mutlaka yoksuldurlar veya dekorasyon zevkinden
habersiz insanlardır, denemez. Ayna bulunmayan
bu evlerin % 60'ı çok sayıda paha biçilmez tablo-
ya ve eşyaya sahiptin Dolayısıyla bir evde ayna
bulunması, gelir düzeyinden çok, anlayış ve ha-
yat tarzıyla ilgilidir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han-
gisine ver verilmemiştir?
2.
3.
4.
Toros Dağlarının etekleri ta Akdeniz'den başlar.
Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara
doğru yavaş yavaş yükselir Akdeniz'in üstünde
daima top top, ak ak bulutlar salınır. Kıyılar düm-
düz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Killi top-
rak, et gibidir. Bu kıyılar saatlerce içe kadar deniz
kokar. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çu-
kurova'nın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık ça-
lılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, saz-
larla kaplı koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlar-
dır bunlar. Karanlık bir ormandan daha gür, daha
karanlık. Osmaniye'yi geçip İslâhiye'ye gidilecek
olursa geniş bataklıklara varılır. Bataklıklar yaz ay-
larında fıkır fıkır kaynar. Çürümüş saz, çürümüş
ot, ağaç, kamış, çürümüş toprak kokar. Kışınsa
duru, pırıl pırıl, taşkın bir sudur Yazın otlardan saz-
lardan suyun yüzü gözükmez. Kışınsa çarşaf gi-
bi açılır.
II.
III.
V.
VI.
Kanıları değiştirme amacı vardın
Tanımlamadan yararlanılmıştır.
Sayıp dökmelere yer verilmiştir.
Yinelemeler kullanılmıştır.
Benzetmeden yararlanılmıştır.
Pekiştirmeye başvurulmuştur.
Bu parçamn anlatımıyla ilgili olarak yukarıda-
ki numaralandırılmış özelliklerden hangileri
A) Sayısal verilere
C) Tanıklıklara
B) Öznel düşüncelere
D) Farklı cümle türlerine
lenemez?
A) ı, velV
B) ıv ve vı
C) II ve vı
E) III ve ıv
E) Karşılaştırmalara
Cami avlusunda, gümüş renkli güvercinler
meşine vurulmuş parça parça yağlı boyalar gibi
duruyor. Parmaklıklara doğru açılan çimenlik, çiğ-
den gümüşileşmiş. Kasketinin siperini katasının
arkasına sarkıtmış yaşlı bir adam, otların üzerin-
de çimbiçer gezdiriyor; hırıltılı makine, arkasında
halı gibi kat kat açılan koyu yeşil bir iz bırakıyor.
Bu parçanm anlatımında aşağıdakilerden han-
gisi ağır basmaktadır?
A) Betimleme B) Öyküleme C) Örneklendirme
D) Açıklama
E) Tartışma
PARAGRAF
(l) Sarmaşıkların yeşertileri usul usul kızardı, kıp-
kızıl kesildi. (II) Öyle oldu ki birkaç gün bu sarma-
şıklar hem yeşil hem ateş rengi hem boz hem kah-
verengiydi. (III) Sonbahar geldi mi ben ünlü "Son
Yaprak" öyküsünü hatırlarım. (IV) Evimizin bahçe-
sinde eylül gelince bütün yaprakları birden toz-
pembe kesilen bir ağacımız van (V) Bu yıl erken
bastıran güz yağmurları, o güzelim tozpembe çi-
çekleri paldır küldür döktü.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangi-
sinde betimlemeye yuypçjJmgmğş!fr?
C) III
33 —