Paragraf
TEST -47
5.
6.
152
İstanbullular önceleri kendi bahçeleriyle kendileri uğraşırmış.
Arnavutköy'de yetişen yuvarlak, pembe Osmanlı çileği, Bey-
koz'un kavak incirleri, Çengelköy'ün ayvaları meşhurmuş. Hatta
bahçe sahipleri arasında değişik ve hoş bir meyve yetiştirme re-
kabeti bile söz konusuymuş. Bu bahçelerde yetişen armutlar ara-
sında tereyağı armudu, misk armudu, Ankara armudu gibi çeşit-
ler sayılıyor. Dut; Beylerbeyi, Kuzguncuk taraflarında çok yetişir-
miş. Şimdilerdeyse İstanbul bahçelerinin yerini alan beton yığın-
larını, şekilsizlikleri gördükçe içim sızlıyor. Artık bu bahçeler ve
görkemli meyveler devrin ressamlarının tablolarında kaldı.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Aşırı betonlaşmadan dolayı İstanbul'da bugün meyve bah-
çelerinden eser kalmamıştır.
B) Önlenemeyen göçler ve çarpık yapılaşma İstanbul'un silue-
tini olumsuz olarak değiştirmiştir.
C) İthal meyvelerin daha lezzetli ve ucuz olması yerli mewe ye-
tiştirmeyi azaltmıştır.
D) Toprakla uğraşmaktan uzaklaşan İstanbullular zamanla stre-
se sürüklenmektedir.
E) Tarımın zahmetli oluşu İstanbulluları zamanla meyve ve seb-
zeleri pazardan almaya itmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonraki günlerde Atatürk, Karadeniz'de
bir geziye çıkar. Duraklardan biri de Rize'dir. Burada yolun son
derece düzgün olması Atatürk'ün gözünden kaçmaz. Bu farklı
görüntünün sebebini merak edip valiye, yolları nasıl bu hâle ge-
tirebildiklerini sorar. Vali, kendinden ve başarısından emin bir
hâlde civardaki köylüleri jandarma aracılığıyla toplattırıp yolun
onarımında çalıştırdığını söyler. Vali, her hâlde aferin alacağını
umar. Oysa Atatürk bu duruma son derece içerler ve valiye sert
bir biçimde şunları söyler: "Bu angaryadır. Kanunsuz olarak, hiç-
bir vatandaşı çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyette angarya
diye bir şey yoktur."
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ülkenin gelişmişlik ölçütlerinden biri de kentleri birbirine
bağlayan yollardır.
B) Karadeniz'in güzelliği yöre insanlarının özverili çalışmasın-
dan kaynaklanmaktadır.
C) Atatürk, cumhuriyeti halk için ve halkın katılımıyla kurup ge-
liştirmiştir.
D) Halk rejimi olan cumhuriyette halk kanunsuz çalışmaya zor-
[anamaz.
E) İnsan haklarının ihlal edildiği ülkeler kolay kolay kalkınamaz.
7.
8.
C ARI
Kimin kimden bir şeyler öğreneceği, kimin kime bir şeyler öğre-
teceği belli olmaz. Bazen hiç olmayacak bir kişi, bütün hayat fel-
sefenizi değiştirecek bir söz eder de sarsılır, kendinize gelir, bir
yol seçersiniz. Kimi zaman yaşça sizden hayli küçük birinin hat-
ta bir çocuğun bir tavrı, bir sözü size çok şey öğretir. Asıl olan in-
sanları dinlemek ve anlamaktır. Yeter ki öğrenmekten korkma-
yalım, öğrenmeye açık olalım.
Bu parçada asıl anlatılmak isteneni karşılayan atasözü aşağı-
dakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Okumadan âlim, gezmeden seyyah olunmaz.
Akıl yaşta değil, baştadır.
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
Azıcık aşım, kaygısız başım.
Akılları pazara çıkarmışlar, herkes kendi aklını almış.
Roman, tiyatro ve hikâyenin olay örgüsünde yaşananlar, hayat-
taki gerçeğin bire bir aynısı değil, kurgusal bir gerçekliktir. Elbet-
te yazar hikâye, tiyatro veya romanını yazarken kendi yaşadıkla-
rından, bizzat gördüklerinden veya duyup öğrendiklerinden ge-
niş ölçüde faydalanacaktır ve faydalanır. Ancak hiçbir zaman ya-
şadıklarını, gördüklerini, duyup öğrendiklerini olduğu gibi ese-
rine aktarmaz, aktaramaz. Gerçek dünyadan malzemesini top-
lavan yazar, bu malzemeyi kendi zevki, sanat anlayışı ve dünya
görüşüne göre bir ayıklamaya tabi tutar. Daha sonra onları ye-
niden düzenler. Bütün bunlar bizi tiyatro, roman ve hikâyenin
olay örgüsündeki olayların gerçekliği ile hayattaki olayların ger-
çekliğinin farklı şeyler olduğu sonucuna ulaştırır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
Hiçbir kurmaca eser, yazarının ve ait olduğu dönemin etki-
lerinden bağımsız bir şekilde oluşturulamaz.
Bütün kurmaca eserler, yazarın ruhunda oluşan duygulan-
maların sonucunda ortaya çıkanlardan ibarettir.
Yazar dış dünyadan aldığı tasarımları, gözlemleri, deneyim-
leri kendi zihninde değiştirip dönüştürdükten sonra okura
sunar.
Hikâye, tiyatro ve roman gerçekliğin bir şekilde değiştirildi-
ği türler olmaları yönüyle diğer edebî türlerden ayrılır.
Kurgu eserlerde olay örgüsü, okurda gerçekmiş hissi uyan-
dırmak amacıyla onu ikna edecek şekilde düzenlenir.
TUR/ En ın R i T mi