PARAGRAF SÖZLÜĞÜ
Adaptasyon: Bir eseri, çevrildiği dilin, konuşulduğu
toplumun yaşayışına, inançlarına uygun hâle getirme;
uyarlama.
Ağdalı dil: Fazla süslü, anlaşılması güç sözlerden oluşan
üslup.
Ahenk: Şiirde dizeyi, düzyazıda cümleyi oluşturan
sözcüklerin ses özelliklerine göre sıralanışından doğan
uyum.
Alışıldık Bağdaştırma: Dilde yaygın olarak kullanılan ve
kullanımı yadırganmayan ifadeler, tamlamalar (Beyaz
gömlek).
Alışılmadık Bağdaştırma: Dilde yaygın olarak
kullanılmayan ve kullanımı yadırganan İfadeler, tamlamalar
(Beyaz günler).
Albeni: Sevimlilik, çekici güzellik, beğenilme.
Alegorik: Bir duygu ya da düşünceyi başka bir figürle,
simgelerle, simgesel benzetmelerle ifade etmektir.
Anekdot: Bir hadisenin bütünlük gösteren küçük parçası,
kısa hikâye, fıkra.
Anonim: Kimin tarafından söylendiği, yazıldığı bilinmeyen,
topluluğun ortak malı olan eserlere verilen sıfat.
Antoloji: Şairlerin, yazarların eserlerinden seçilmiş
metinlerin bir araya toplandığı eşer, güldeste, seçki.
Armoni: Parçalarla bütün arasındaki ahenk, uyum.
Ayrıntı: Bir yapıtta anlatılmak İsteneni örneklerle yansıtma.
Ayrımına varmak: Farkında olmak.
B
Bağdaştırma: Sözcüklerin anlamlı ilişkiler çerçevesinde
bir araya gelip cümle, tamlama, deyim ve söz öbeği
oluşturması (sarı ayva, gülen ayva, kış şartlan...).
Bağnaz: Kendi fikir ve İnanışlarının dışında hiçbir fikre,
inanışa saygı duymayan, fanatik.
Bağlam: Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler
Örgüsü veya bağlantısı.
Basmakalıpçıllk: Dikkat çekici bir özelliği olmayan,
bayağılık, anlatımda bir yeniliği olmayan, klişe sözler
kullanmaktır.
Bakış açısı: Sanatçının bir olayı ya da konuyu belli bir
yönden ele alıp değerlendirmesi.
Basmakalıp: Özgünlüğü olmayan, değişiklik
göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe, tekdüze.
Benbenci: Kendini çok öven, kibirli.
Beylik düşünce: Özgünlüğü olmayan, öteden beri
söylenegelmiş, değersiz düşünce.
Biçem: Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik,
renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği, üslup, stil. Bir
sanatçının kendisine özgü anlatış biçimi.
Biçim: Sanat Ve edebiyat eserlerinin dış görünüşü, şekil,
form. Yazınsal yaratılarda yer alan ögelerin birbirine bağlanıp
bütünleşerek oluşturdukları düzen.
Birinci kişili anlatım: Kurmaca metinlerde hem olayın
kahramanı olan hem de olayları anlatan kişi.
Bilinç akışı: Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi
ağzından yansıtılması.
Bohem: Yarınını düşünmeden günü gününe, tasasız,
derbeder bir yaşayış olan.
Çağrışım: Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında
yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu,
bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de
hatırlatması, tedai.
Çalakalem: Gelişigüzel, durmadan yazarak.
Çapakll dil: Anlaşılması güç dil, anlatım.
Çetrefilli: Karışık ve anlaşılması güç olan.
Çığır açmak: Yeni bir yol, yöntem başlatmak.
Çıkarım: Bir cümlenin doğru, yanlış ve gerçek yönlerinden
yola çıkarak başka doğruları çıkarma işidir. "Demek ki,
olduğunu gösteriyor, olduğunu anladım" sözleriyle sağlanır.
D
Dağarcık: Bilgi, kafa sermayesi, bellek.
Deforme: Biçimi, kalıbı bozulmuş.
Devingen: Hareketli.
Devinim: Hareket.
Devşirmek: Bir araya getirmek, derlemek, toplamak.
Didaktik: Öğretici, bilgi verici.
Dinginleşmek: Sakinleşmek, durgunlaşmak.
Durağan: Yerini değiştirmeyen, hareketsiz, sabit.
Duyumsamak: Duyular aracılığıyla bir şeyi algılamak.
Düşsel Öge: Hayalî unsurlar.
Düşünsel: Düşünce ile ilgili, düşünceye dayanan.
Editör: Yayımcı. Yazılan yeniden düzenleyerek yayıma
hazırlayan kimse.
Egzotizm: Yabancılık. Bir yapıtta uzak ülkelerle ilgili
olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma.
KRONOMETRE PARAGRAF SORU BANKASI