1.
2.
11
PARAGRAF (KARMA)
Günümüzde anlaşıldığı biçimiyle bilimsel anlamda sanat eleş-
tirisi sayılabilecek ilk örneklere 17. yüzyılda rastlanır ve sanat
eleştirisinin 18. yüzyıldan itibaren de geliştiği izlenir. Ancak sanat
üzerine düşünme, gördükleri üzerine görüşlerini açıklama ça-
bası; sanat ile eş zamanlı gelişmiştir. Bu açıdan bakıldığında
Antik Yunan uygarlığına kadar uzanan süreçte bugünkü anla-
mında eleştiri sayılmasalar da eleştirinin temeli sayılabilecek
pek çok örneğin bulunduğu söylenebilir. Söz gelimi birçok
araştırmacıya göre ilk sanat eleştirmeni MÖ 3. yüzyılda Platon
olup ilk kişisel eleştiri de yine MÖ 3. yüzyılda Atinalı Xenokrates
tarafından yapılmıştır. Ayrıca, Aristoteles'in özellikle yazın sanatı
ve tiyatro üzerine yazdıkları da bilinmektedir. Eleştirinin, Orta
Çağ'da özellikle dinsel kültürün egemenliği nedeniyle bastı-
rıldığı; Rönesans ile tekrar canlandığı görülür.
Bu parçada anlatılanlar, aşağıdakilerden hangisine karşı
çıkmak için yazılmış olabilir?
A) Bilimsel eleştirinin ortaya çıkışına kadar dünya edebiyatında
bir sanat eleştirisinin olduğu söylenemez.
B) Eleştiri, her dönem insanoğlunun temel haklarından biri
olarak görülmüştür.
C) Eleştiri, sanat yapıtını açıklamayı ve değerlendirmeyi amaçla-
dığından öz ve işlev bakımından sanat dallarına göre
farklılık göstermemelidir.
D) Sanat eleştirisinde kullanılan ölçütün, kullanılan sanat alanına
uygun bir nitelik taşıması gerekir.
E) Sanat eleştirisinin nasıl olacağı ile ilgili tartışmalar, 17. yüz-
yılda gündeme gelmeye başlamıştır.
Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesiyle birlikte, Batılılaşmanın
bir devlet programı hâline gelmesi ve bu çerçevede devlete ait
bütün kurumların yenilenmeye başlaması, bu değişimin kısa
bir sürede gündelik hayatta da karşılık bulmasına neden ol-
muştur. Yüzyıllardır "öteki" olarak görülen Batı'nın hayat biçimi,
giyim kuşamı, modaları, düşünce biçimi, sosyal ve siyasi yapı-
Si, felsefesi, Osmanlı için kendisinden mutlaka yararlanılması
gereken ve vazgeçilmesi mümkün olmayan önemli değerler
hâline gelmiştir. Bu tavrın amacı bellidir: İleriye gitmiş Batı'ya,
Batı medeniyetine, düşünüş, algılayış ve yaşayış tarzına aynen
uymak; tavırve davranışları ona göre ayarlamak; Batılılaşmak,
nihayet insanı, dolayısıyla devleti çöküşten kurtarmak ve ihya
etmektir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi 9ğ!!
3.
Gazeteci:
Müzisyen:
— Tiyatroda doyuma ulaşırsınız da sinema da bu mümkün mü-
dür bilemem. Sinemada bir sahneyi birkaç kez çekiyorsun. Bir
bakıyorsun sahnen sabahın beşinde gelmiş. Uykun gelmiş,
sahnede canlı bir sahne çek bakalım nasıl çekeceksin. Tiyatro
ise bir sanatsal ritüeldir. Bu yüzden ben tiyatro tarafındanım,
tiyatroyu çok severim.
Gazeteci:
(II)
Müzisyen:
— İyi oyuncu düşünmekten yorulur ama bunun üstesinden ge-
lir. Oyunculuk doğum yapmak gibidir, derler. Yani rol sahneye
çıktığı an doğum yapılmış olur. O oyun sizin çocuğunuzdur
artık. Bunun yanında oyunculuğun dereceleri vardır. Bir, iki, üç
gibi. Oyun rejisinin ne istediğini doğru anlayan ve bulunduğu
oyunculuk derecesinin hakkını veren oyuncu
zorlanmaz.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden
hangisi sırasıyla getirilmelidir?
(II)
Tiyatronun sinema kadar ilgi görmemesini neye
bağlıyorsunuz?
Oyunculuğunuzun gelişmesi adına yaptığınız çalış-
malar var mı?
Hem tiyatro hem dizi film oyuncusu olarak siz han-
gisini kendinize yakın hissediyorsunuz?
Oyunculuğun en zor kısmı size göre nedir?
Dizi filmi oyunculuğunuzun tiyatro çalışmalarına engel
olduğunu düşünüyor musunuz?
Oynamakta zorlandığınız belli oyunlar var mı?
Çalışma mesaisi olarak tiyatro mu dizi film çekimleri
mi daha çok vaktinizi alıyor?
Oyunları zorluklarına göre belli derecelere ayırır
mısınız?
Tiyatroculuğunuzun, dizi filmlerde üstlendiğiniz rol-
lere bir katkısı oluyor mu?
(II) Oyunculuğunuza katkı sağlayan yönetmenlerle
çalıştınız mı?
basmaktadır?
A) Tanık gösterme
C) Betimleme
B) Öyküleme
D) Karşılaştırma
E) Açıklama