Özel Bölüm
TEST - 119
9.
10.
3)
228
(I) Türk dilinin yoksullaşmasından, yabancı kökenli sözcükle,
rin dilimizi işgal etmesinden her aydın gibi ben de rahatsızım.
(II) Bu durum ulusal kültürle, halkın yaşam biçimiyle de yakın-
dan ilişkilidir. (III) Bir sözcük gelişigüzel değil, dilin mantığına
uygun kullanıldığında, doğru bir biçimde yazılıp konuşulduğun-
da yüzyıllarca varlığını sürdürür. (IV) Ancak sözcükleri dilin ge-
nel kabul görmüş kurallarının dışında kullandığımızda ister is-
temez anlam alanı daralır. (V) Bu durumda ortaya çıkan boşluk,
genellikle özentiden dolayı yabancı bir sözcükle karşılanmaya
çalışılır. (VI) Türk dilinde son yıllarda meydana gelen sözcük kir-
liliği, bu durumun bir sonucudur. (VII) Sözcüklerin de ömürleri
dolduğunda öleceklerini, dilin başka dillerden sözcük alarak zen-
ginleşebileceğini yadsıyarak Türk dilinin var olma savaşına bir
katkıda bulunmak Türk aydını için söz konusu olamaz.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi parçanın genel
düşüncesiyle çelişmektedir?
q
II.
13)
A) III
B) IV
D) VI
E) VII
C ARI
Bir yönetmenin bir sinema filmini nasıl oluşturduğunu, oyuncu-
larla ne tür bir ilişki içinde olduğunu, çocukluğumda izlediğim
Ayhan Işık- Belgin Doruklu siyah-beyaz ilk filmimden bu yana
hep merak etmişimdir. (I) Belki iyi bir oyuncu olmak veya özen-
diğim, hayranlık duyduğum o yönetmen gibi sinema filmi çek-
mek hevesi gerekçeler arasında sayılabilir. (2) Sevecen mi, hoş-
görülü mü ya da ödünsüz, sert bir kişilik mi; onu sıra dışı yapan,
doğuştan gelen yetenek mi yoksa aldığı eğitim mi? (3) Barış
Manço o melodileri nasıl besteler, Abidin Dino mutluluğun res-
mini çizebilir mi, Necip Fazıl'ın gönlüne Kaldırımlar ilk ne zaman
düşmüştür? Böyle işte, ben kafamda yaman sorularla yaşıyorum
ve bir gün sinemanın mutfağından çıkıp yönetmen koltuğuna
oturmayı düşlüyorum.
. Aslında bu sorular; bir besteci, ressam hatta şair için de za-
man zaman belleğimden geçer:
Belleğimdeki yaman sorulardan biri de yönetmenin nasıl bir
II.
kişiliği olduğuyla ilgilidir:
Bunu anlamak veya öğrenmek için duyduğum arzunun ar-
III.
dında farklı nedenler olabilir.
Bu parçanın anlamlı bir bütün oluşturabilmesi için I, 2 ve 3 nu-
maralı yerlere I, II ve III numaralı cümlelerden hangileri gelme-
lidir?
2
II
3
II
II
Olay öykücülüğünde yetkinleşmek isteyen bir yazar, kurguda
nesnelliği geri plana çekerek yüreğinin sesini dinlemeli, yoğun
ve coşkulu bir duygusallığın kapısından içeri girmelidir.
Aşağıdakilerden hangisi, bu cümlede özellikleri belirtilen öy-
kü yazarına ait olabilir?
A) Dayı Kemal, yavaş yavaş yürüdü. Evin hemen önüne koydu-
ğu sandalyeye oturdu. Bir yandan gökyüzünü seyrediyor, bir
yandan da elindeki tespihi hızlı hızlı çeviriyordu.
B) Taksisi ile cadde ışıkları altında yol alıyordu ve yorgundu. Gö-
zü önce yolda yürüyen bir çocuğa, sonra da çöpleri karıştı-
ran bir kediye takıldı.
C) Genç anne, aradığını bulmaktan ümidini kesmiş ve yorgun
bir hâlde pencere kenarındaki koltuğa oturdu, dışarı bakma-
ya başladı. Çocuk, annesinin oturduğunu görünce saklandı-
ğl yerden çıktı.
D) Beşir, orada, dirilmiş büyük bir karaltı biçiminde duruyordu.
Yüzünde ince bir hüzün, yüreğinde saklı bir mutluluk belir-
di. Sonra beyazları donmuş gözlerinde vahşi bir gülüşle, bü-
tün yüzünü geren derin bir acıyla Nihal'e baktı.
E) Korkusunu yenmek için ıslık çalmaya başladı ama hüzünlü
bir ıslık çaldığını fark edince sustu. Neşeli bir melodi hatır-
lamaya çalıştı ama bulamadı.
B)
C)
D)
E)
1
II