OSMANLI KüLTüR UYGARLIĞI
ARİ
DERS
OT
veya başdefterdar ile Anadolu'nun malî işlerine bakan Anadolu defterdarı olmak üzere iki tane idi. l. Selim ile
birlikte Arap-Acem defterdarlığı da kurulmuştu.
Buyruldu
Defterdârlar kendilerini ilgilendiren malî işlerdeki şikâyetleri Defterdâr Kapısı'nda kurulan divanda dinler ve
gerek görülürse "tuğralı ahkâm" verirlerdi. Zaten kanunnâmeye göre kendilerine bu salahiyet verilmiştir, Her
defterdâr kendi dairesinden çıkan evrakın arkasını imzalardı. On yedinci asrın ortalarından itibaren bütün ma-
liye hükümlerinin (tuğralı ahkâm) arkalarına kuyruklu imza koyma hakkı baş defterdâra verildi. Bundan başka
baş defterdâr divan kararı ile malî tayinlere ait kuyruklu imzası ile "buyruldu" yazmakla birlikte bunun üst kenarı
sadrazamın buyruldusuyla tasdik olunurdu. Defterdâr sadrazama müstakil olarak yazdığı veya havale edilmiş
bir muameleli kağıt üzerine cevap verdiği zaman kuyruklu imza koymaz topluca bir imza koyardı.
4. Nişancı
Tevkiî, Tuğraîveya Muvakki de denilen nişancı ise, Divan-' Hümayun üyesidir. Divan üyelerinden olmalarına rağ
men vezir rütbesine sahip olmadıkça arz günleri kanun üzere padişahın huzuruna kabul edilmezlerdi. Bulunduk-
lan mevkiden ziyade, sahip oldukları yetkileri bakımından birinci derecede bir memur sıfatını taşmaktaydılar.
Tuğrakeş-i ahkâm da denilen nişancı, padişah adına yazılacak fermanlara, beratlara, namelere hükümdarın
imzası demek olan tuğrasını çekerdi.
Nişancıların en önemli görevlerinden biri de devlet arazi kayıtlarının yer aldığı Tahrir Defterlerindeki düzeltme-
ler ve değiştirmelerin yapılmasıydı. Nişancıdan başka hiç kimse bu işe kalem karıştıramazdı.
Nişancı örnar ve zeametlerin kayıtlarını tutar, devletin iç ve dış yazışmalarım yapardı.
Padişah mektuplarının yazımı işi XVI. Yüzyıldan itibaren reisülküttablara devredilince, nişancılar sadece tuğra
çekmekle meşgul oldular.
Nişancılık 1836'da kaldırılmış ve bu vazife Defter Emini'ne devredilmiştir,
Divana Katılan Diğer Üyeler
ö XVII. yüzyıl sonlarına kadar Divan-' Hümayun kâtiplerinin ve kalemlerinin şefi olan reisülküttaplar ise divanın
asli üyelerinden değiller ise de tecrübeleri ve yazılacak yazıların kaleme alınması açısından önemleri büyüktü,
ilk devirlerden XVII. asrın sonlarına kadar nişancının hizmetinde bulunmuşlardır.
Reisülküttapların görevleri kanunnamelerde kaydedildiğine göre, verilen hükümleri ve kararları düzelttikten
sonra tamamlamak; fermana uygun olarak emirleri yazmak; hükümdara ve veziriazama gelen mektupları ter-
cüme ettirerek bunlara cevaplar hazırlamak ve divanda tezkerecinin bulunmadığı zamanlarda onun vazifesini
yerine getirmekti.
Divan erkânından Kapıcılar Kethüdası saray teşrifatçısı olup, padişahla divan arasındaki haberleşmeyi sağlardı.
Padişaha arz olunacak şeyler bunun tarafından yapılırdı. Divanda elinde gümüş bir asa ile hizmet ederdi.
Çavuşbaşı da divan hizmetlilerindendi. Divandaki çavuşlar bunun emrinde olup üç yüz kadardı. Çavuşbaş zabıta
vazifesini yerine getirir, tevkifi emredilen şahısları bulup hapsederdi. Kapıcılar Kethüdası gibi elinde gümüş bir
asa ile bulunur ve kapıcıların saraya aldıkları davacıyı alıp divana getirirdi. Divan-ı Hümayun çavuşlarının hü-
kümetin emirlerini vilayetlere götürmek, sürgün kararı verilenleri sürgün yerlerine nakletmek, hakkında ölüm
emri verilmiş olanları katli için mübaşirlik etmek gibi vazifeleri de vardı.
www.dizgikitap.com
185
YALÇIN