OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA BUHRAN VE DEĞİŞİM
İlk Yılları
TARİ
DERS
OT
17. yüzyılın ilk döneminde özellikle I. Mustafa'nın ilk saltanatı, II. Osman'ın katli ve ardından l. Mustafa'nın tek-
rar tahta geçöği yıllarda devletin ve ülkenin içine düştüğü kaotik ortamlara rağmen yetenekli ve muktedir bir
padişah (IV. Murad) veya otoriter ve basiretli veziriazamlar (Köprülüler) iş başına geldiğinde ülke yönetiminde
düzen kısa denilebilecek bir zamanda sağlanabiliyordu ki, bu da Osmanlı düzeninin kökten bir çöküşe duçar
olmadığının, sistemin her şeye rağmen sağlam esaslara dayandığının bir göstergesi sayılabilir,
Amcası I. Mustafa'nın 1623'te ikinci kez tahttan indirilmesinden sonra başa geçtiğinde henüz 11 yaşında olan
IV. Murad (1623-1640) saltanatının ilk dönemini annesi Valide Kösem Sultan'ın gölgesinde, merkezde kapıkulu
zorbalan taşrada ise onlara karşı harekete geçen sekbanların ayaklanmaları arasında geçirdi,
Abaza Mehmed Paşa İsyam
ö II. Osman'ın, kapıkulları üzerinde otorite tesis etmek ve onları disiplin altına almak için giriştiği mücadele son-
rasında merkezin fiilî hakimi durumundaki kapıkulları bu güçlerinin bilincinde olarak devlet idaresine istedikleri
şekilde yön vermeye kalkışınca özellikle taşrada askerî gücü sekbanlara dayanan büyük bir tepki oluştu. Erzu-
rum Valisi Abaza Mehmed Paşa öldürülen padişahın kanmı dava ederek Orta ve Doğu Anadolu'daki kapıkulla-
rını katliama tâbi tuttu. Abaza Mehmed Paşa, Erzurum'un yanında civar sancaklarda da hakimiyet kurup, vergi
toplamaya başladı. Ankara kuşatmasında iç kaleyi alamayınca kışlamak üzere Niğde'ye çekildi,
Abaza Mehmed Paşa'nın isyanında, kendisini sâhib-i huruç (mehdi - kahraman) ve müeyyed min indallah (Al-
lah tarahndan desteklenen bir kişi) olduğuna inandıran Sarıbabazâde Abdürrahim'in (Kayserili Şeyh, Abaza
Şeyhi) teşvik edici bir rol oynadığı anlaşılmaktadır.
ö Abaza Mehmed Paşa 1628'de teslim oldu. İstanbul'a getirilen Abaza Mehmed Paşa, IV. Murad tarafından affe-
dilerek Bosna valiliğine getirilmiştir.
II. Osman'ın kanını dava ederek çıkarılan bu isyan, taşrada 16. yüzyıl ortalarından beri yerleşerek güç kazanan
ve merkezde ise bahsedilen kaos ortamında iktidarı büyük ölçüde elinde bulunduran kapıkulları ile sekbanlara
dayanan bazı taşra valilerini karşı karşıya getirmiş, ancak merkezî otoritenin belli bir ölçüde tesisiyle hükümetin
"basürma-isyancılan birbirine düşürme, asi liderlere makam verme" yöntemleriyle bertaraf edilmiştir.
Osmanil-İran Savaş
O sırada Avrupa'da cereyan eden Otuz Yıl Savaşları (1618-1648) dış politika açısından Osmanlılar'ın Avrupa
cephesinde kendilerini rahat hissetmelerini sağlamıştı. Öte yandan bu savaşlarm dinî etkileri Osmanlı toprakla-
rinda da hissedildi. Katolik devletlerin elçileriyle Protestan ülke elçileri Osmanlı yönetimini kendi lehlerinde et-
kilemeye çalışmaktaydılar. Fransız elçisinin aleyhlerindeki propagandasına karşılık Hollanda elçisi de Cizvitler'in
tehlikeli olduğunu ileri sürüp, onların kurduğu matbaanın kapatılmasında ve Cizvitler'in Sakız'a sürülmesinde
etkili Oldu.
Bağdad'm kaybına yol açan olayların başlangıcında Vali Yusuf Paşa ile yerlikulu denilen askerî teşkilatın ba-
şındaki Bekir Subaşı arasındaki rekabet olayları ateşlemiştir. Bekir Subaşı'nın valiyi öldürüp idareyi fiilen ele
almasıyla hükümet üzerine önce eski Diyarbekir Valisi Süleyman Paşa'yı sonra da Diyarbekir Valisi Hafız Ahmed
Paşa'yı gönderdi. Bunun üzerine Şah Abbas ile ilişkiye geçen Bekir Subaşı'ya, talep ettiği Bağdad valiliği verildi.
Kapıkulu İsyanı
IV. Murad'ın gerçek anlamda iktidara sahip olma süreci bu noktada başlar. Hüsrev Paşa'nın azli, kendisini deş-
tekleyen yeniçerilerin büyük tepkisine yol açtı. Öte yandan Paşa'nın Diyarbakır'dan ayrılarak Tokat'a geçmesi
üzerine önce buradaki sipahi zorbaları, sonra da Anadolu'nun muhtelif yerlerindeki âsi liderler harekete geçtiler.
Hüsrev Paşa'nın yeniden veziriazamlığa getirilmesini isteyen yeniçeri ve sipahi zorbaları İstanbul'a davet edildi
ve bunlar da büyük bir kalabalıkla şehre geldiler. Zorbalar 7 Şubat 1632'de Atmeydanı'nda toplandı ve üç gün
www.dİzgİkİtap.com
SÖLYALÇIN