Orta Çağ'da kilise eğitim kurumlarının da
tek hakimidir. Kendi görüşleri dışında ge-
lişen fikirlere karşı çok acımasız ve arnan-
sız bir mücadele içindedir. Engizisyon
mahkemesi bilim ve keşiflere de müdaha-
le etmiş, bilim insanlarını cezalandırmıştır.
Bu çağda, kilisenin her şey insanlar için
yaratılmıştır tezine dayanılarak, güneşin,
gezegenlerin, yıldızların vb. dünyanın et-
rafinda döndüğüne İnanılıyordu.
Copernicus bunun böyle olmadığını, dün-
yanın güneşin etrafında döndüğünü sap-
tar ama kilisenin gazabından korktuğu
Çin bu bilgiyi 20 yıl kadar saklar. Ölümüne
yakın bir kitap yazarak bulgularını anlatır.
O dönemde kitabi fazla okuyan olmadığı
için tepki çekmez.
Copernicus'un ölümünden sonra onun bu
teorisini Giordana Bruno savunur ve engi-
zisyonda yargılanır. Fikirlerinden vazgeç-
madiği İçin, İdama mahkum edilir ve diri
diri yakılır.
Galileo ise teleskop kullanarak uzay göz-
ve Cownicus'un t«xisini
sel olarak kanıtlar. O da engizasyonda
yargılanmaktan kurtulamaz. Mahkemede •
sözlerini geri alır ve şatosunda göz hap-
sinde tutulur.
Mahkeme çıkışırKia Galileo'nun "Dünya
bana rağmen dthüyor." sözleriyle mah-
kemenin karanna tepkisini dile getirdiği
Kilisenin bu tutumu reform hareketleini
tetiklemiş ve kilise—devlet, küse—halk ça-
tışması başlamıştır.
Ona Çağ'da yaşanan ekonomik, si-
yasi, ticari, teknolojik gelişrneler
ile imparatorlar arasında yıllar süren bir
mücadeleye yol
15. yüzyılda başlayan bu müca-
dele 18. yüzyıla kadar sürmüştür.
1789'da Fransız htilaliyle;
Kilise mülkiyetindeki tüm araziler
kanulaşünlmş.
Kilise'nin vergi toplama yetkisi elin-
den alınmış.
Laik bir sosyal hayat ih-
tihl öncesi yaşama alternatif
"rak sunulmuştu.
• 1905 yılında Fransız Parla-
mentosunun kabul ettiği bir
kanunla din ve devlet
resmen birbirinden ayrılmış-
tır. Kilise bir çok alanda etki-
sini kaybetmiş, kendi alanına
Unite
Antik Çağ'da kullanılan laikos sıfatından
gelen laiklik, Türkçeye Fransızcada geç-
miştir ve halk demektir.
Laikos sözcüğü Eski çağlardan bu yana
din adamı olmayan, ruhani bir sıfat ve
dinsel bir işlevi bulunmayan kişi, kurum
ve nesneleri, kısacası dinin dışında kalan
alanı belirlemek için kullanılır.
Türk toplumunda dinin temel kurumlar
arasında yer aldığı şüphe götürmez bir
gerçektir. Osmanlı İmparatorluğu farklı
inançlara hoşgörülüdür ama laik değildir.
Çünkü sultan aynı zamanda halifedir ve
devlet teokratik bir yapıya sahiptir. Devlet
yönetiminde fetvalar önemli yer tutar.
Tanzimat döneminde değişik din ve mez-
heplerden uyruklara yasa önünde eşitlik
tanınmış; II. Meşrutiyet'te ulusculuk akımı
ve pozitif bilim düşüncesi gelişmiş tüm
bunlar laiklik arayışı için uygun bir zemin
hazırlamıştır.
Cumhuriyet TürkiyeSinde laiklik ilkesi
benimsenirken bu zemin elbette yarar-
II olmuştur ama onları aşan bir sıçrayışla
gerçekleştirilmiştir.
Laiklik, gemenlik hakkının kime ait olduğu
ve nasıl kullanılacağı İle yakında ilgilidir.
Egemenliğin halka ait olduğu;
Amasya Tanmİmİ,
Erzurum ve Sivas Kongreleri,
TBMM'nin kuruluşu,
1921 Anayasası'nın kabulü gibi ge-
üşmelerle ortaya konmuştur.