Örnek Soruyu Değiştir

OLU SÖZCÜKTE, SÖZ ÖBEKLERİNDE VE CÜMLEDE ANLAM CÜMLEDE KAVRAMLAR Kavram / Tanımı Karşılaştırma Dolaylı Anlatım Doğrudan Anlatım Nesnellik Üslup (Biçem) İçerik (Muhteva) Öznellik Olasılık (İhtimal) İkilem Tahmin Çıkarım Değerlendirme Ön Yargı Düşsel Ögeler Ozellikleri İki olay, varlık, durum arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır. Karşılaştırma anlamı en, ise, kadar, -den daha, -e oranla, göre, gibi" sözcükleri, "-den" ekiyle sağlanır. Herhangi bir kişinin sözünü, cümlesini biraz değiştirerek aktar- maktır. Cümlenin sonunda "-dığını söyledi, -eceğini söyledi, -dl- ğını belirtti, -eceğini ifade etti” geçiyorsa dolaylı anlatım vardır. Herhangi bir kişinin sözünü, cümlesini hiçbir değişiklik yapma- dan aktarmaktır. Alıntı cümlesi ya tırnak içinde gösterilir ya da virgülle belirtilir. Cümlenin sonunda "dedi, demiş, der, diyor" varsa doğrudan anlatım vardır. Bireyin duygu ve düşüncelerine dayanmayan, kişiden kişiye değişmeyen, kanıtlanabilen ve yorumlanamayan yargılardır. Objektif, bilimsel, keşin, ölçülebilen, herkese göre aynı Olan, yorum ve düşsel öge içermeyen yargılardır. Bir yazarın anlatım tarzı ve dilidir. Yazarın anlatımı, tekniği, söy- leyiş biçimi, seçtiği yöntem, sözcük seçimi, cümle kurgusu "bi- dille anlatan yazar, uzun Cümlelere çok yer çem" (üslup) olarak adlandırılır. Yazar "nasıl" anlatıyor sorusu- na cevap alınabilir. Bir yapıtın konusu ve temasını anlatan cümlelerdir. "Yazar ne anlatıyor?" sorusuna cevap alınabilir. Bireyin duygu ve düşüncelerine dayanan, kişiden kişiye deği- şen, kanıtlanamayan, yorumlanabilir yargılardır. Kişisel, Sübjek- tif, göreceli (göreli), değişken, ölçülemeyen, taraflı yargılardır. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin tam olarak bi- linmemesidir. "Belki, galiba, zannedersem, herhalde, -ebil- mek" sözcükleri ve "-dır, -meli, -ecek” ekleri genellikle ihtimal anlamı katar. insanın iki seçenekten birini seçmede kararsızlık yaşaması du- rumudur. Bir eylem, olay ya da durumun nasıl gerçekleşeceği hakkında fikir yürütmektir. Bir cümledeki doğru, yanlış ve gerçeklerden yola çıkarak baş- ka yargıları ortaya koyma İşidir. "Demek ki, gösteriyor, göster- di, görünüyor, benziyor" sözcükleriyle sağlanır. Bir yapıt, bir sanatçı, bir olay ile ilgili olumlu yada olumsuz yar- gıda bulunmaktır. Bir kişi veya bir durumla İlgili olarak peşin hüküm veya yargı- da bulunmaktır. Konu veya olayla ilgili olumlu ya da olumsuz yargılar öne sürülür. Gerçek yaşamda karşılaşamayacağımız hayalî veya soyut Öge- lerdir. Hayalî unsurlar kullanılır. Söz sanatlarına başvurularak bu ögeler kullanılır (benzetme, kişileştirme, abartma...). Ornek Tanzimatçılar, Semetifünuncular kadar Ba- tl tanıtamamışlardır. Sanatçı insanın hayatta hayal ettiği müd- detçe yaşayacağım söylüyor. Ruh ufuksuz yaşayamaz, diyor Yahya Ke- mal. Coğrafyacı açısından ada; konumu, yüzey şekilleri, yüz ölçümü, nüfusu ve iklimi ince- lenecek her yanı suyla çevrili bir kara par- çaşıdın Denize ait gözlemlerini coşkun ve şiirli bir varır. Nahit Sırn Örik bu romamnda tipik bir Sul- tan Hamit Dönemi siyasetçisinin portresi- ni çizmiştir. Kendini ıssız bir adada en çetin güçlükler- le karşı karşya düşünen, parklarda Robin- sonculuk oynayan çocuklar bugün de Var: Doğacaktır sana va 'dettjği günler Hakk'ın... / Kim bilir, belki yarın, belki yanndan da ya- kın. Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bı- yık... Bu yapının Romalılardan kalma olduğu dü- şünülüyor. Kitaplannın çok satılması dil ve anlatım ko- nusunda başarılı olduğunu gösteriyor. Yazar, hikâyesinde yer yer nutuk atma yan- lışl'ğına düşüyor. Bu yazann yeni tornanım da kimse beğen- meyecek. Birkaç ay öncesine kadar içimizi ısıtan gü- neş cimrileşir, saklar sıcaklığını, sakınır, sar- maz kollarını.