Örnek Soruyu Değiştir

OLU PARAGRAF SÖZLÜĞÜ Eğreti: İyi yerleşmemiş, yerini bulamamış bir hâlde, geçici, uyumsuz, oturmamış. Enikonu: İyiden iyiye, iyice, oldukça. Epik: Destansı, kahramanlık ve yiğitlik üzerine yazılmış. Epope: Destan, kahramanlık serüvenlerini anlatan uzun manzum öykü. Estetik: Güzellik duygusuna uyan ve onunla ilgili olan güzel duyu. Fantastik: Hayalî, düşsel. Fantezi: Sınırsız hayal. Eğlendirici, hoşa giden değişik davranış, değişik düşünüş. Folklor: Halk geleneklerini, inançlarını, adetlerini, efsanelerini, türkülerini, danslarını, edebiyatlarını inceleyen ilim, halk bilimiyle ilgili. Folklorik: Halk bilimiyle İlgili. Genelleme: Varlıklar veya olaylar arasındaki benzerlik ilişkilerini bir düşüncede toplamak. Gerekçe: Bir davranışın dayandırıldığı sebep. Göreceli: Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan. Hegemonya: Bir kişinin başka bir kişi üzerindeki üstünlüğü ve baskısı. i İçerik: Muhteva. Bir yapıtın konu ve temasını anlatmaktır. İkircikli: İşkilli. Kararsız, tereddütlü. ikirciklenmek: İşkillenmek, kuşkulanmak, kararsız olmak. İroni: Söylenen sözün tersini kastederek kişi veya olayla alay etme, alaysama. İleti: Sanatçının asıl anlatmak istediği temel düşünce. İmbikten geçirmek: Damıtarak süzmek, saf hâle gelmek. İmge: Yazınsal yaratılarda yansıtılmak isteneni daha canlı, etkili, görünür kılmak amacıyla zihinde canlandırılmaya çalışılan görüntü. imge, TDK'de "Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya." olarak tanımlanmaktadır. İmsegel ise imge içermektir. imgesel anlatımla sanatçı, bir ifadenin kendi anlamı dışında başka bir anlam oluşturur. İrdelemek: Bir konunun bütün yönlerini tek tek incelemek. İşlev: Görev, fonksiyon. İvedi: Acele olarak. Acil. izlek: Sanatçının işlediği konuda ortaya koyduğu ana yönelim, tema. izlenim: Bir şeyin duyular yoluyla inşan üzerinde bıraktığı Kanıksamak: Çok tekrarlanma nedeniyle etkilenmez olmak, alışmak. Kanımca: Bence, kanaatime göre. Kilometre taşı: Herhangi bir şeyin önemli kısmı, kilit noktası. Bir işteki aşamaları belirleyen olay veya kimse. Klasik: Uzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerinden kaybetmeyen. Alışılmış, yenilik getirmeyen. Modern eğitim teknik ve yöntemlerini kullanmayan gelenekçi eğitim anlayışı. Klişe: Basmakalıp söz. Kronik: Devam eden, süreğen. Kurgu: Edebî yapıtta yapı ögelerinin bileşimi ve bunun gerçekleşmiş işi. Kurmaca: Hayal gücünün yaratıcılığına yer vermek. Kurmaca gerçeklik: Edebî yapıtta "gerçek" gerçekliğin, yazarın yaratıcı gücü sayesinde dönüştüğü yeni bir gerçeklik. Lirik: Duygusal. Mazmun: Divan edebiyatında kalıplaşmış mecazlardan meydana gelen nükteli ve sanatlı güzel söz. Mistik: Gizli bir anlam taşıyan, sırlı gizemli. Mistisizm: Allah'a ve gerçeğe akıl ve araştırma yolu ile değil de gönül yolu ile, his ve sezişle ulaşılabileceğini kabul eden felsefi ve tasavvufi inanç. Mizah: Olayları, gülünç yönleriyle ele alıp tenkit etme; nükteli bir şekilde eleştirme sanatı, gülmece. Monolog: Kişinin kendi kendine konuşması. Motif: Bir sanat eserinde veya aynı cinsten eserler dizisinde sık sık tekrarlanarak esere güzellik kazandıran şekil. Bir eserde ortaya konulmak istenen fikir. 350