OKUMA
İNSAN VE ÖTESİ
PARÇASI
Kendini başkalarından üstün görmek, insanın özünde, yaratılışında var olan bir hastalıktır. Oysa yaratıkların en güçsüzü en zaval-
lısıdır insanoğlu, buna karşın yine de her fırsatta övünmekten geri kalmaz, kurumundan kolay kolay yanma yaklaşılmaz.
Dünyanın pis bataklığında, evrenin en kötü, en ölü, en aşağı katında kıpırdayamadan yaşadığının bilincinde olduğu hâlde kendini
aşan sevdalar İçindedir. Aydan da Öteye geçip tüm evreni ayaklan altına indirmeyi düşler. Aynı düş gücüyle kendini tanrıyla bir gö-
rür. Diğer yaratıklardan üstün olduğu düşüncesiyle kendisine tanrısal özellikler verir. Aynı dünyayı paylaştığı varlıklara, yoldaşları-
na, arkadaşlarına bu nedenle tepeden bakar. Kendisinin uygun gördüğü ölçüde onlara yetenekler ve güçler dağıtır.
Biz insanlar öteki yaratıkların üstünde de altında da değiliz. Diğerleriyle aramızda bazı ayrılıklar, derece ve düzey farklılıkları olsa
da doğanın ışığı eşit oranda yansır yüzümüze.
Her şey kendine göre gelişir ve hepsi
Sürdürür doğa düzeninin ayrılıklarını. Lucretius
Şöyle söyler bilge: Göklerin altındaki her şey, aynı yasanın ve aynı yazgının buyruğundadır.
Her şey, kırılmaz zincirleriyle bağlı yazgının. Lucretius
KONU, BiçiM VE ÖZ
Bir düşüncemi açıklarken başkalarının sözlerinden de alıntı yapıyorum. Ancak, sizin dikkat etmeniz gereken, o sözleri kendi söz-
[erime tanık olarak seçebilip seçemediğim olmalı. Çünkü ara sıra kendim düşündüğüm halde söyleyemediğim şeyler oluyor. Ak-
lim ve dilim konuya egemen olamadığı zamanlar başkalarını konuşturuyorum. Benim düşündüklerimle tam uyumlu olup olmadık-
larını da aklımın süzgecinden geçirip tartıyorum.
Anlattığım konular değil önemli olan, söz ustalığından nefret ederim. Yalın ve anlamlı düşüncelerle bezenmiş konunun içeriğidir
önemli olan. Okuyanı ilgilendiren de, nasıl söylediğim değil, ne söylediğim olmalıdır.
HERKESİN DEĞERİ KENDİNE ÖZGÜDÜR
Ben birçoklarının yaptığı gibi, kendim nasılsam başkalarının da tıpatıp öyle olmalarını beklemem. Bana ters gelen şeylere kolayca
inanırım. Hatta benimkine benzemeyen yaşam biçimlerini -başkalarının tersine- daha kolay kabul eder, hoş görürüm. Herkesin
kendi kişilik özelliklerine bakar, onları kendi koşullarına göre bir değerIendirme yaparım.
Örneğin kendim perhizden yana değilim ama kimi rahiplerin perhiz yapmalarını, yaşam biçimlerini içtenlikle beğenmekten geri kal-
mam: Hayal gücümle kendimi onların yerine koyarak yaparım bunu. Öyle ki benden farklılıkları ne kadar çoksa o kadar sever sa-
yarım onları. Ve birbirimizi kendi yaşam koşullan ve kişilik özeliklerine göre değerIendirmemiz gerektiğine, kimsenin başkalarını
kendisi gibi olmaya zorlamaması gerektiğine inanırım. Horatius der ki: "Kimileri yalnızca öykünebilecekleri kişileri beğenir, överler"
Çamurlar içinde yüzerken de göklerdeki yücelikleri görmekten geri durmam. Eylemlerimde başarısız olsam bile tutarlı ve akılcı dü-
şünebilmek isterim.
Sakat olsak bile beynimizin sağlam olması az bir şey değildir. Çünkü, yaşadığımız çağda erdemli olmak, yaşamak şöyle dursun,
böyle bir yaşamın olabileceğini düşleyemiyoruz bile. Oysa insanlar tanımasalar bile erdemi, erdemli insanları sevmeli saymalıdır.
Montaigne