Okul öncesi çocuklar birer küçük bilim insanı gibidir. Psikolog
Alison Gopnik, küçük çocukların zamanlarının çoğunu deneme
yanılma yöntemiyle çevrelerini keşfetmekle geçirdiğini ve bize
karmaşık gibi görünen olguları çabucak kavradıklarını vurgu-
luyor. Gopnik, küçük çocukların makinelerin nasıl çalıştığını
deneme-yanılma yöntemiyle bulabildiğini belirtiyor. Gopnik,
yetişkinlerin çocuklarının davranışlarını gözlerken müdahaleci
olmaktan kaçınmalarını tavsiye ediyor. Çünkü herhangi bir şekil-
de yetişkinin müdahalesi olduğunda çocuklar "araştırmalarını”
bırakıp yetişkinleri dinlemeyi tercih ediyor. Gopnik bu durumla
ilgili "gıcırdayan oyuncak deneyi”ni örnek gösteriyor. Bu deney
şöyledir: Öğretmen yanlışlıkla bir oyuncağa çarpar ve oyun-
caktan bir gıcırtı gelir. Öğretmen bir şey söylemeden odadan
çıkar ve çocuk oyuncakla yalnız kalır. Çocuk önce oyuncağı
gıcırdatır ama oynamaya devam ederek onun başka özelliklerini
de keşfeder. Ancak öğretmen "bir oyuncak" dedikten sonra
oyuncağı gıcırdatıp çocuğa verdiğinde çocuk öğretmenin yap-
tığı gibi oyuncağı gıcırdatır ama onunla daha fazla ilgilenmez.
23. Bu parçada söz edilen "gıcırdayan oyuncak deneyi”nin
sonuçları ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi
yapılabilir?
A) Müdahaleci bir yaklaşımla çocuğu eğitmeye çalışmak uzun
vadede olumlu sonuçlar doğurmaktadır.
B) Çocuğa bir şey öğretmeye çalışmak çocuğun keşif süre-
cinde ters etki yapmaktadır.
C) Çocukların dünyayı keşfederken uyguladıkları yöntemler
eğitim açısından kimi riskler taşımaktadır.
D) Ebeveynlerinin ya da öğretmenlerinin kontrolünde keşif
yapan çocuklar başarılı olmaktadır.
E) Çocuğun merak duygusu ancak deneme-yanılma yöntemi
kullanılarak doyuma ulaşmaktadır.
24. Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi Alison Gopnik'in
tavsiyesiyle örtüşmektedir?
A) Çocuklar kendi yaş gruplarıyla oyun oynama ve eğitim
sürecine dâhil olmalıdır.
B) Çocukların dünyayı keşfi kontrollü bir şekilde olmalıdır.
C) Çocuklar doğal ortamlarda ve doğal oyuncaklarla
eğitilmelidir.
D) Çocuk eğitiminde katkı sunma davranışlarından uzak
durulmalıdır.
E) Yetişkinler, çocukların dünyayı tanıma çabalarına ortak
olmalıdır.
Olunması istenen kişiler oluyoruz ne yazık ki yüzlerimize bir-
birinden çeşitli maskeler takarak. İlk başlarda belki hoşumuza
gidiyor bu maskeler. Bizi olduğumuzdan güçlü, süslü ve güzel
gösterdiğini düşünerek bütünleşiyor; zaman geçtikçe de özdeş-
leşiyoruz onlarla. Maskeler artık derimize yapışmaya başlıyor
ve bir gün geliyor ki acıtmaya başlıyor artık tenimizi. Çıkar-
mak istesek de onları, derimize yapışan yılların yapışkanlığını
suretimizden atmak öyle kolay olmuyor. Bir anda çıkarmaya
kalkıştığımızda maskenin yüzümüzü yırtacağını fark ediyoruz
büyük acılarla. Yaşamanın "kendin olmak” demek olduğunu
unutturuyor bize bu maskeler. Keşke bilseydik kendimiz olabil-
dikçe maskelerin görüntüsünden daha güçlü bir görünümde
olacağımızı. Bilseydik keşke bizi güzel gösterdiğini sandığımız
maskelerden kurtulduğumuzda kendin olmanın verdiği güzelliği
yaşamanın tadını.
25. Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
A)
B)
C)
D)
E)
Yaşamanın gerçek anlamını yitirdiğine
İnsanların kendileri olamadığına
Maskelerin önceleri insanları mutlu ettiğine
İnsanların zamanla pişmanlık duyduğuna
Hayatın insana acımasız davrandığına
26. Bu parçada geçen "maskelerin artık deriye yapışmaya
başlaması” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerin
hangisidir?
A)
B)
C)
D)
E)
İnsana gerçekleri gösteren bir yapı olduğu
İnsan karakterinin bir parçası olduğu
Çevreye uyumu sağlayan bir araç olduğu
İnsanı özgün kılan önemli güç olduğu
İnsana yaşamı sorgulatan bir mekanizma olduğu
197