9.
10.
o
3 Kasım 1839'da Gülhane Parkı'nda Sadrazam Muş-
lafa Reşit Paşa, Sultan Abdülmecit'in iradesini yansıtan
Tanzimat Fermanı'nı okudu. Bu "ferman anayasa", Os-
manlının askerî, siyasi, hukuki ve sosyal anlamda yüzünü
Doğu'dan Batı'ya döndüğünün kesin bir ifadesiydi. Ancak
bu yalnızca siyasi ve hukuki Tanzimat İdi. Tanzimat an-
layışının henüz kitlesel bir karşılığı yoktu, Edebi alandaki
Tanzimat, ancak 21 yıl sonra Şinasi ile Agah Efendi'nin ilk
özel gazete olan Tercüman-' Ahval'i çıkarmasıyla başlar.
Bu parçada belirtildiği gibi Tanzimat Edebiyatı'nın
Tanzimat Fermanı'ndan yirmi bir yıl sonra başlaması-
mn en doğru açıklaması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bir yayın organı olmadan bir edebi dönemin başlatıl-
maşl mümkün değildir.
B) Edebiyat ve sanat dünyası, yenilikleri algılayıp uygu-
lamada öncülük yapar.
C) Sanatçının sanatta yapacağı yenilikler, toplumsal dö-
nüşümü hızlandırır.
D) Köklü siyasi değişimler, topluma mal olmadan edebi-
yata lazla yansımaz.
E) Divan edebiyatının taraftarları, toplumsal dönüşümü
ve edebiyatta yenileşmeyi engellemişlerdir.
İslamiyet'i kabul eden İlk Türk devleti Karahanlllardır, Bu
dönem "geçiş dönemi" olarak adlandırılmış ve didak-
tik ürünler ortaya konmuştur. Ancak İslamiyet, Türkler
arasında İyice yayıldıktan sonra didaktik ve toplumcu
anlayış yerini "sanat için sanat" anlayışına bırakmıştır.
Aynı şekilde Batı kültür ve medeniyetinin benimsendiği
Tanzimat'ın ilk döneminde 'toplum için sanat" anlayışı
egemen olmuştur.
Yukarıda anlatılan "didaktik" tutumun aşıl gerekçesi
aşağıdakilerden hangisidir?
12.
Edebiyatın malzemesinin de edebî dönemlerin adlandırıl-
maşında ölçüt olduğunu görüyoruz çünkü farklılaş-
ması da edebi ürünlerin ve anlayışların farklılaşmasına
yol açmıştır,
Bu parçadaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getiri-
lirse parça anlam bütünlüğü kazanır?
A) dil ve lehçe
B) din ve inanç
C) kültür ve medeniyet
D) coğrafya ve çevre
E) tarih ve siyaset
Cemal Süreya'nın deyişiyle "Yunus ki süt dişleriydi Türk-
çenin / Ne güzel biçmişti gök ekinini" Gerçekten de bugün
saf, duru, temiz Türkçenin kürUCUşU sayılabilecek bir
ozandır Yunus Emre. 13. yüzyıl halkının rahatça anlaya-
bilceği bir dil kullanmıştır. Ancak namaz, oruç, hac, Allah,
hoca gibi Arapça ve Farsça kelimeleri zorunlu olarak kul-
lanmıştır.
Yunus Emre'nin İşlediği konular dikkate alındığında
Arapça ve Farsça kelimelere yer vermesi aşağıdaki-
lerden hangisiyle açıklanabilir?
A)
B)
C)
D)
E)
Sanatçıların öngörülerinin yüksek olması
Sanatçıların dindar ve idealist kişiler olması
Sanatçıların entelektüel birikimlerinin onları yazmaya
İtmesi
Sanatçıların toplumun bir parçası olduklarının bilin-
cinde olmaları
Sanatçıların kültürel yenilikleri halka yaymayı görev
saymaları
A)
B)
C)
D)
E)
Yunuş Emre, Türk dilinin savunuculuğunu yapmıştır.
Arap ve Fars edebiyatları, Türk edebiyatını etkilemiş-
Yunus Emre, dinî değerleri yaymayı bir görev bilmiştir.
Tasavvuf şairleri, engin hoşgörüleriyle bütün insanlığa
seslenmek istemişlerdir.
Din, hangi milletten alınmışsa 0 milletin dilindeki dinî
terimler de dinsel şiirlerde kullanılır.