O) BENİM
HOCAM
Kıta Sahanlığı Sorunu
Kıta sahanlığı; kara sularının bittiği yerden başlayan, deniz al-
tından devam eden ve kıyıya sahip olan her devletin 200 deniz mi-
lini aşmayacak şekilde belirlenmiş kara devamına denir. Yunanis-
tan'ın bölgede petrol arama çalışmalarına başlaması ve bu petrol
çalışması yapılacak bölgenin Türkiye kara sularına kadar gelmesi
İlişkileri gerginleştirdi, 1976'da Türkiye'nin Sismik I adlı araştırma
gemisi ile Ege Denizi'nde bir araştırma yapması üzerine Yunanis-
tan konuyu BM Güvenlik Konseyi ve Lahey Uluslararası Adalet Di-
vanına götürdü. Bunun üzerine her iki ülke temsilcilerinin katılımıy
la "Bern Deklarasyonu" imzalandı. Buna göre, her iki devlet kıta
sahanlığı ile ilgili hiçbir girişimde bulunmamayı kabul etti.
Kara Sularının 12 Mile Çıkarılması Kanunu
Lozan Barış Antlaşması'nda 3 mil olarak kabul edilen kara su-
lan genişliği 1936 senesinde Yunanistan tarafından 6 mile çıkarıl-
mıştır. Ancak Yunanistan'ın 6 milden 12 mile çıkarma isteğini ise
Türkiye savaş nedeni saymıştır. Çünkü bu sayede uluslararası
suların bir kısmı Yunanistan'ın olacak böylece Boğazlar ve
Batı Anadolu Yunan tehdidine açık hâle gelecekti.
Ege Hava Sahası (FIR Hattı - Uçuş Bilgi Bölgesi) Sorunu
1974 yılında yapılan Kıbrıs Banş Harekâtı sonrasında bu sorun
ortaya çıkmıştır. Türkiye bu harekât sırasında NOTAM (Havacılara İh-
bar Bildirimi) sonucunda kendine ait yeni bir FIR hattı oluşturdu. Buna
göre, Türkiye yönüne uçan her uçak Türk kıyılarına 50 mil kala duru-
munu ve uçuş planını Türk yetkililerine bildirmek zorundaydı. Yunanis-
tan ise Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Ege Denizi'ni lehlİkeIİ bölge"
ilan ederek hava sahasını tüm uçuşlara kapattığını açıkladı. Ancak
bu karardan her iki ülkede zarar görünce 1977de yapılan görüşmeler
sonucu her iki ülkenin daha önce aldığı kararlar geçersiz sayıldı ve
Ege hava sahası trafiğe tekrar açıldı.
Azınlıklar
Yunanistan Hükümeti 1965'te Batı Trakya Türklerinin malları-
na el koydu. 1968'de ise Yunan anayasasına eklenen bir madde ile
Hristiyan olmayanların memur olmaları yasaklandı, Ayrıca sivil top-
lum örgütlerinde ve Türk okullarındaki "Türk" ifadesi çıkarıldı. Basın
- yayın, haberleşme, yazışma ve sivil toplum örgütlerinde Türkçe
yer isimlerinin kullanılması yasaklandı. Türkçe şarkılar, filmler ve
Türkçe yayın yapan radyolar yasaklanıp kapatıldı. Batl Trakya'da
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın öcünü almak isteyen Yunanlar, Türk
köylerini kuşatıp, esnaflara ait dükkân ve malları yağmaladı ve es-
nafa ödemeyeceği miktarda ağır para cezaları verdi. Türk gençleri
toplama kamplarına götürülürken Türklere ait 3280 dönüm toprak
kamulaştırılarak Türklerin elinden alındı.
2, Ermeni İddiaları
Türkiye içinde azınlık statüsünü kabul etmeyen Ermeniler, Er-
meni diasporası ve bazı politik çevrelerin yardımıyla sözde soykı-
rımı dünyaya tanıtmak ve bunu Türkiye'ye kabul ettirmek ayrıca
Türkiye'den tazminat ve toprak almak ve en sonunda da büyük
Ermenistan hedeflerine ulaşabilmek için "ASALA" adı verilen
Dönen'i (1961 - 1990)
"Ermenistan Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu”nu kurdular.
Bu Örgüt ilk eylemini 1973'te Los Angeles Başkonsolosu Mehmet
Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir'i şehit ederek yaptı.
Bu olaydan sonra Örgüt Türkiye'nin dış temsilcilerini ve diplo-
matlarını şehit etmeye devam etti, 1994'e kadar 35 diplomatımız
ASALA tarafından şehit edildi.
NOT
Ermeniler 4T olarak adlandırılan bir plan doğrultusunda hareket ettiler.
Buna göre, sözde Ermeni soykırımı dünya devletleri tarafından tanınacak,
bu iddiaları daha sonra Türkiyehin de tanıması sağlanacak, sonra sözde
soykırımda Ölenler için Türkiye'den tazminat alınacak ve en sonunda da
bölgeden göç eden Ermenilerin toprakları kendilerine İade edilecektir,
J. TÜRKİYE'DE BUNALIMLI YILLAR (1960 - 1983)
1. Siyaset
1950 yılında İktidara gelen Demokrat Partiye karşı birtakım
subaylar 27 Mayıs 1960 tarihinde hükümete karşı askeri müdaha-
lede bulundu. Bu müdahale sonucu Meclis kapandı, siyasi partile-
rin faaliyetleri askıya alındı. Birçok milletvekili, bakan, başbakan
ve cumhurbaşkanı yargılandı. Bu yargılama sonucunda Başbakan
Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye
Bakanı Hasan Polatkan İdam edildi.
Bu darbeyi yapan Millî Birlik Komitesi ülkede tekrar anaya-
sa yapmak için ülkenin farklı kesimlerinden ve sivil toplum kuru-
luşlarının da yardımıyla yeni bir anayasa hazırladı, Kurucu meclis
tarafından hazırlanan bu anayasa 1961 'de yapılan halk oylaması
sonucu kabul edildi.
Anayasanın yürürlüğe girmesiyle siyasi parti faaliyetleri de tek-
rar başladı, 15 Ekim 1961 'de darbe sonucu yapılan İlk seçimlere
CHP (Cumhuriyet Halk Partisi), AP (Adalet Partisi), CKMP (Cum-
huriyetçi Köylü Millet partisi) ve YTP (Yeni Türkiye partisi) katıl-
dl. Seçimleri çok az bir oy farkl ile Adalet Partisinin önünde CHP
kazandı. Ancak CHP daha önceki yıllarda olduğu gibi tek başına
iktidar olamadı.
1965 seçimlerini İse Adalet Partisi kazandı. Süleyman Demi-
rel'in başbakanlığı başladı, 1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlükçü
fikirlerin de etkisiyle siyasi fikir ve hareketler toplum arasında daha
fazla etkili oldu. 1968 Senato Yenileme Seçimlerinde Adalet Partisi ve
Cumhuriyet Halk Partililer arasında çatışmalarda çok sayıda kişinin
hayatını kaybetmesi, üniversite olayları ve genel grevlerinin artması,
68 Hareketi'nin Türkiye'de etkili olması, ODTÜ'de ABD büyükelçisi-
nin arabasının yakılması, 1970teki işçi yürüyüşünde bir işçi, bir po-
lis ve bir esnaf n hayatını kaybetmesi sonucu İstanbul ve Kocaeli'ck
sıkıyönetim İlan edildi, Bunun üzerine dönemin kuvvet komutanları
12 Mart 1971'de bir muhtıra yayımladı ve hükûmet uyarıldı. Bu geliş-
me üzerine başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Yerine Nihat Erim
Hükümeti kuruldu. Bu hükümetin çoğun uğu parti dışı isimlerden olu-
şan teknokratlar tarafından kurulmuştu.