MS 2. YÜZYIL - MS 15. YÜZYIL FELSEFESİ - III
Test
2.
z
o
Akli Orta Çağ'da yüzyıllar boyunca birçok çevrede inanılan
ve değişmez olan hakikate hizmet eden, üstelik ona bağlı
Olan bir Şey olarak kabul edilmiştir. Nitekim kimi felsefe ta-
rihçilerine göre Orta Çağ'da felsefe, tanrıbilimin hizmetçisi
durumundadır. Aklın, değişmez hakikatten sonra gelme-
sinin gerekçesi de inşanın ilk günah yüzünden yeryüzüne
düşmüş olması ve kendi başına tam hakikate ulaşamaması
olarak gösterilmiştir.
Parçada sözü edilen bu durum aşağıdakilerden hangi-
sinin Orta Çağ dönemi için geçerli olduğunun kanıtıdır?
A) Mutlak iyinin, mutlak inançla ayrıştırıldığının
3) Felsefi düşüncenin inşan için 0 dönemde daha önemli
hâle geldiğinin
C) Felsefenin bağımsızlaşarak yeni bir konu alanı oluştur-
duğunun
D) Bilimin; felsefi ve dini düşünceyi beşlediğinin
E) Aklın ve düşünme etkinliğinin dogmatik nitelikli Otoritele-
rin etkisinde kaldığının
Thomas Aquinas duyularla yani beş duyu ile nesnelerin
bilgisinin elde edilebileceğini, gerçek bilginin ise akıl ara-
cılığıyla nesneler dünyasından tümellerin soyutlanmasıyla
oluştuğunu ileri sürer. Ona göre nesnelere ait özellikler bir
soyutlama süreciyle iç duyulara yani hayal gücü ve hafızaya
iletilir; burada soyutlama süreci devam eder; aşıl soyutlama
aklî düzeyde gerçekleşir. İç ve diş duyular aldatıcıdır; bu
açıdan onların verdiği bilgi değil sanıdır; gerçek bilgi tanrısal
olana açık Olan akıl, diğer bir deyişle tanrısal ışıkla aydın-
lanan akli aracılığıyla elde edilir; aklın elde ettiği bu bilgi,
gerçeğe uygun bilgidir.
Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden hangisi-
dir?
3.
4.
Evrene baktığımızda güneş ve gezegenlerden mevsimlerin
oluşumuna; geceyle gündüzün ortaya çıkışından, yağmu-
run, Suyun ve rüzgârın varlığına kadar her şeyi başta in-
şanlar olmak üzere dünyadaki değişik türden birçok canlının
ihtiyaçlarını karşılamalarına ve yaşamlarını sürdürebilmele-
rine uygun bir şekilde bir araya getirildiğini görürüz. Bunun
bir tesadüf sonucu, bir Şans eseri ortaya çıkmış olması dü-
şünülemez. Böyle bir alem ancak belli bir amaç ve iradeyle
Tanrı tarafından yaratılmış olabilir.
İbn Rüşd'ün bu görüşlerine dayanarak aşağıdaki yargı-
lardan hangisine ulaşılamaz?
A) Evrende var olan her şeyde bir amaçsalllk vardır,
B) Tanrı evrenin dışında yer alır ve onun İşleyişine karış-
C) Evren ilk varlık Olan Tanrı'dan Oluşmuştur,
D) Doğada var Olan hiçbir Şey kendiliğinden var olamaz.
E) Evrendeki her nesne tanrısal varoluşun bir parçasıdır,
Auguştinuş, inşanın doğru, adaletli ve mutlu bir yaşam şü-
rebilmeşi için Özgür iradeye sahip olması gerektiğini söyler.
Onun adaletli, doğru yaşamdan kastettiği de dinin gerekleri-
ni ve Tanrı'nın emirlerini yerine getirmek, bedensel hazların
peşinde koşmamak, dinle temellendirilmiş ahlaki değer yar-
gılarına uygun bir hayat sürmektir.
Buna göre inşanın mutluluğu aşağıdakilerden hangisi-
ne bağlıdır?
A) Çıkarlarına yönelik eylem yapmasına
B) Hazlarını doyurmasına
C) İradesini her türlü kuralın üstünde tutmasına
D) Tanrısal İradeye boyun eğmesine
E) Toplumun tümüne yönelik faydalı eylem yapmasına
A)
B)
C)
D)
E)
Tümel kavramların bilgisine ulaşılamaz.
Bilginin kaynağı deney ve gözlemdir.
Gerçek Olan kavramlar değil nesnelerdir.
Bilgide düşünsel süreçler etkindir.
İnşan zihni doğuştan bilgi yüklüdür.
128