MS 2. YÜZYIL - MS 15. YÜZYIL FELSEFESİ - II
2.
z
o
Test
Gazali'ye göre, gece ile gündüz arasındaki farka dair bilgi-
ye sahip olmayan doğuştan bir körü düşünelim, Bu adamın
gözleri açıldığında renkleri görüverir. Renkler hakkında bir
bilgi elde edecek ve bu bilgisini de kaçınılmaz olarak göz-
lerinin açılmasına bağlayacaktır. Gözleri açık Olup karşı-
sında da renkli bir nesne Olduğu müddetçe görmemesinin
imkânsız olduğunu düşünecektir. Fakat güneş batıp hava
kararınca renkleri görmesinin sebebi olarak güneş Işığı Ol-
düğünü öğrenecektir,
Gazali bu parçada aşağıdakilerden hangisine karşı çık-
maktadır?
A) İnsan zihni bilgiye ulaşma konusunda yetersiz kalır.
B) Duyular güvenilir bir bilgi aracıdır.
C) Gerçek algılama tarzına bağlı olarak var Olur.
D) Yaşama hayat veren Tanrı'dır.
E) Bilginin kaynağı İçsel bir görüdür,
"Biz, saman gibi olan bu tabiat âlemiyle örtülmüş mânâ der-
yasıyız. Cismimiz bizim ruhumuza perde ve peçe Olmuştur.
Yani, üzeri saman dolu bir denize bakan, ilk bakışta sadece
samanı görür. Hâlbuki o saman altında muazzam bir deniz
gizlidir. Saman perdesi aralandığında deniz ortaya çıkacak-
tır. Onun gibi, maddî bedenimiz, bir mânâ denizi Olan ruhu-
muzun üstünü örten saman gibidir.
Buna göre Mevlana aşağıdakilerden hangisini savun-
muştur?
3.
4.
5.
Tanrı, her şeyi içine alan ve onları içine alarak doldurandır,
En yüce, mutlak, çok merhametli, çok adil, görünmeyen ve
her yerde hazır bulunan bir varlıktır. O, kavranamaz, değişti-
ren ama değişmeyen, yenileyen ama yenilenmeyen, her an
faal olandır. O, her türlü iyiliğin kaynağıdır. Bununla birlikte
Tanrı, uzay ve zamanın ötesindedir. O'nun bizatihi kendisi
bütün sınırlı varlıkların kaynağıdır.
Augustinus'un bu görüşlerinin temelinde yer alan yargı
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Varlık Tanrı'dan oluşmuştur.
B) Tüm varlıklar varlığını diğer varlıklara borçludur.
C) Tanrı ve evren özdeştir.
D) Varlık bilinmeden Tanrı bilinemez.
E) Varlıkların mutlaka bir sonu vardır.
Din, Tanrı'dan gelen bilgiye yani vahye dayanır, oysa felse-
fe, mutlak olarak inşan aklının ürünüdür. Öyleyse din, haki-
katin Tanrı'dan insana, felsefe ise insandan Tanrıya doğru
hareketinden oluşmaktadır. Bu durumun doğal sonucu, dini
hakikatin felsefi hakikatten çok daha doğru olmasıdır.
İbn Rüşd'ün bu görüşlerinden aşağıdakilerden hangisi-
ne ulaşılabilir?
A) Dini bilgiler felsefi bilgileri kapsar.
B) Aka dayalı Olan bilgi yanıltıcıdır.
C) Felsefenin görevi inancı doğrulamaktır.
D) Felsefe ve dinin araçları farklıdır.
E) Dinle çelişen bir felsefeden söz edilemez,
Tanrı, Augustinus'a göre tam bir varlıktır, diğer varlıklar ise
kendi kendilerine yetemedikleri için varlığın sadece bir par-
çaşıdırlar ve kısmen gerçektirler. Tanrı hiçbir zaman tam
anlamıyla insanlar tarafından bilinemeyecek olsa da tek bi-
linebilir olandır. Onun kendini açığa vurma şekli ise doğa ve
İncil'dir. Evrenin kendi içinde bir düzeni ve istikrarı yoktur,
Tanrı gözetmezse evren bir anda hiçliğe dönüşebilir.
Bu parçada tartışılan problem alanın aşağıdakilerden
A)
3)
C)
D)
E)
Ruh bedenin esasıdır.
Ruhun varlığı bilinemez.
Ruhsal dengeyi bozan bedensel hazlardır.
Ruh ve beden birbirinden bağımsızdır.
inşan ruh ve beden dengesini kurmalıdır.
hangisidir?
A) Tanrı'nın nitelikleri
C) Ruh - beden ikiliği
B) Tanrı - evren ilişkisi
D) Varlıktaki oluş
E) inşan ve din ilişkisi
126