15. Meyve suyunun popülerlik kazanmasında detoks özelliği yani
vücuttaki toksinleri atmaya yardımcı olduğuna dair iddialar da
etkili oldu. Tıpta detoks kelimesi vücuttaki ilaç, alkol ve zehir ka-
lıntılarının yok edilmesini ifade ediyor. Uzmanlar, meyve suyuna
dayalı bir detoks algısının gerçeği yansıtmadığını söylüyor. Her
gün zehir etkisi gösterecek çok sayıda bileşim tükettiğimiz ve
vücudumuzun bunları atmada usta olduğu vurgulanıyor. Ayrıca
meyve ve sebzeleri sıkıp suyunu içmek besinleri almanın en iyi
yolu da değil. Örneğin, elmayı sıktığımızda kabuğundaki birçok
besin maddesinden yararlanmamış oluruz.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Detoks etkisinden dolayı meyve suyunun tanınırlığı daha
da artmıştır.
B) Detoks, vücudumuz için faydalı olan bir işleme verilen addır.
C) Vücut kendisi için zararlı olan maddeleri
temizleyebilmektedir.
D) Sadece meyve suyu ile yapılan detoksun doğru olmadığını
ifade ediyor uzmanlar.
E) Yediğimiz birçok meyve ve sebzede zararlı maddeler vardır.
16. Zamanın yırtıcı pençesinden kurtulabilmiş bir dizi kaotik figürün
yaratıcısı olan Nakkaş Osman'ın yaşamıyla ilgili bilgiler, yok de-
necek kadar azdır. Ayrıca sanatını belirgin bir kültürel geleneğe
uygun görmek de hemen hemen imkânsızdır. Resimleri, Doğu
ve Batı dünyasında efsane hâline gelen, kimliği üzerindeki tar-
tışmalar bütün canlılığıyla sürmekte olan sanatçıya ait resimler;
ülkemizde ilk kez sergilenecek. Sergi, iki ay boyunca cumartesi
ve pazar günleri saat 19.30'a kadar Gülhane Parkı'nda sanat-
severlerle buluşacak. 15 ve 16. yüzyılla tarihlenen resimlerin
ana konusu, Orta Asya Şamanizm'i ve İslami dönemin birbiriyle
kaynaştığı gündelik hayat sahneleridir. Pazar yerleri, hayvanlar
ve fantastik yaratıkların düşsel dünyası bu resimlerle günümüze
taşınmaktadır.
Bu parçada Nakkaş Osman ile ilgili aşağıdakilerden
hangisine değinilmemiştir?
İZ Çocukların anlamlı küçük kelimeler söyleyip daha sonraları
konuşmaya başlaması, bütün anne ve babaların en büyük
sevincidir. Henüz anne karnındayken başlayan dil macerası,
ilk meyvelerini bir bir buçuk yaşlarındayken verir. O ana ka-
dar çıkarılan anlamsız seslerle, el kol hareketleriyle anlatılan
duygular, düşünce ve ihtiyaçlar; çocuğun büyümesiyle daha
da zenginleşen bir dağarcıkla anlamlı hâle gelir. Dil, çocuğun
kendisini ifade edebilmesini sağlar, ona birey olma yolundaki
ilk adımını attırır; onun düşünme, üretme ve yaratma gücünü
geliştirir. Dünyaya geldiğinde hiçbir şey bilmeyen çocuk, ana
diliyle toplumsal bir varlık olduğunun bilincine ulaşıp kimlik
kazanır.
Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A)
B)
C)
D)
E)
Çocuğun düşünme ve üretme edimine dilin katkı sağladığı
Çocuğun dil serüveninin dünyaya gelmesiyle başladığı
Çocuğun kendini dil vasıtasıyla ifade ettiği
Çocuklarının konuşmaya başlamasından anne ve babaların
büyük bir haz duyduğu
Çocuğun kimlik edinmesinde ve sosyal olmasında dilin
önemli rol oynadığı
18. Komedyalar; Antik Yunan'da şölenlerde söylenen müstehcen
şarkılardan, anlatılardan veya insanlara ve basmakalıp tiplere
yapılan şakalardan meydana gelmiştir. Komedya, köy ve şarkı
anlamlarına gelen sözcüklerin birleşmesiyle oluşmuştur ve
asıl anlamı bir köy cümbüşüdür. Aristotales, Poetika eserinde
komedyanın ilk şeklini Megara ve Sicilya'da aldığını, bu şehir-
lerdeki insanların komik davranışlarıyla ünlü olduğunu belirtmiştir.
Komedyada konular günlük hayattan, kahramanlar halktan se-
çilmiş olup kişisel ve toplumsal bozuklukların neden olduğu
komik durumlar günlük konuşma dili kullanılarak sahnelenmiş;
seyircinin güldürülürken düşündürülmesi ve doğru yola yönlen-
dirilmesi hedeflenmiştir. Aristophanes, Menandros ve Plautus;
komedyanın Antik Yunan'da bilinen sanatçılarıdır.
Bu parçada komedyayla ilgili aşağıdakilerden hangisi
söylenemez?
A)
B)
C)
D)
E)
34
Resimlerinde karmaşık teknikler kullandığına
Resimlerinin dünyaca ünlü olduğuna
Resimlerinde devrin motiflerinin bulunduğuna
Sanatının belirli bir kalıba sığdırılamadığına
Resimlerinin muhtevasına
A)
B)
C)
D)
E)
Toplumsal fayda amaçlanmıştır.
Karşılaşılabilecek olaylar anlatılmıştır.
Varlığı yüzyıllar öncesine dayanmaktadır.
Sözcüklerin ahlaki kullanımı önemsenmiştir.
Üslupta kusursuzluk aranmamıştır.