Örnek Soruyu Değiştir

OSNL4NL1 KÜLTÜR VE UYGARLIĞI OSMANLI DEVLETİ'NDE TOPLUMSAL YAPI x x DERS OT x Ortodokslar x Ermeniler x Museviler SEYFİYE Sadrazam Vezir Yeniçeri Ağası Kaptanıderya Beylerbeyi Sancakbeyi Subaşı x x YÖNETENLER İLMİYE Kazasker Şeyhülislam Kadı Müftü Müderris Kassam Muhzır x x x TOPLUM KALEMİYE Nişancı Defterdar Reissülkitap Vakanüvis Muhtesip Beytülmal Emini Gümrük Emini Kapan Emini k Müslümanlar Dikey ve yatay hareketlilik Osmanlı toplumunda ayrı fonksiyonlara sahip zümrelerin bulundukları görevlerden ayrılmamaları arzu edilmek- le birlikte sınıflar arasında geçişler için bir engel yoktu. Yönetenler sınıfına geçebilmek için devlete ve İslam dinine hizmet ile görevinde başarılı olmak gerekiyordu. Devlet memuru olmanın en temel şartları Müslüman olmak ve Türkçe bilmekti. Osmanlı Devleti'nde sınıflar arası geçişe imkân sağlayan bu sisteme dikey hareketlilik denilmekteydi. Köyden şehre veya bir bölgeden başka bir bölgeye göçerek yerleşme; bulunduğu bölgenin sosyoekonomik ya- pısını bozmamak şartıyla serbestti. Toplumda yatay hareketlilik olarak adlandırılan bu hareketlerden bir kısmı kendiliğinden gerçekleştiği gibi bir kısmı da devletin imar ve iskân politikasının uygulanması sonucu gerçekleş- mekteydi. Osmanlıya Sosyal Yardımlaşma Kurumları Osmanlı Devlet'nin kurulduğu yıllarda Anadolu'da Ahi birlikleri toplumsal yardımlaşma ve dayanışmada önemli rol oynamışlardır. Ahiler; şehir ve kasabalarda faaliyet gösteren teşkilat olup sosyal yardımlaşmanın dışında, topluma zarar veren kişi ve kuruluşları da ıslah etmiştir. Osmanlılar Dönemi'nde en önemli sosyal yardım kuruluşu vakıflardır. Uygurlar zamanında başlayan vakıf gele- neği Türklerin İslamiyet'i kabul etmelerinden sonra dinî bir özellik kazanarak devam etti. Vakıf; bir malı, menfaati kamuya bırakılmak üzere özel mülkiyetten çıkartmaktır. Vakıflar; hayır yapmak, top- luma faydalı olmak, dinî ihtiyaçları gidermek; sağlık, kültür ve bayındırlık alanlarında toplumun ihtiyaçlarını karşılamak, toplumun kültür ve sanat düzeyini yükseltmek amacıyla kurulmuştu. Vakfın kurucusu, kuruluşun şartlarını belirleyen vakfiyeyi belde kadısı ve şahitlerin huzurunda düzenlerdi. Mü- tevelli adı verilen yönetici tarafindan idare edilen vakfin kuruluş sebepleri ortadan kalkmadıkça varlığı devam ederdi. www.dizgikitap.com 213 • SDLYALÇIN